Tom az önce Mary'ye büyük bir iyilik yaptı.Tom just did Mary a big favor.
Tom az önce sana büyük bir iyilik yaptı.Tom just did you a big favor.
Tom az önce bana büyük bir iyilik yaptı.Tom just did me a big favor.
Protestanlar azizleri kutsal saymazlar.Protestants don't venerate saints.
En azından sarılabilir miyim?Can I at least get a hug?
En azından bana bakabilir misin?Can you at least look at me?
Tom en az haftada bir kez Mary ile tenis oynar.Tom plays tennis with Mary at least once a week.
En azından sarılarak veda edebilir miyiz?Can we at least hug goodbye?
En azından geçinmeye çalışabilir miyiz?Can we at least try getting along?
En azından geçinmeye çalışamaz mıyız?Can't we at least try to get along?
Tom hakkında çok az biliyorum.I know very little about Tom.
Tom hakkında çok az bilgim var.I know very little about Tom.
Tom'u çok az tanıyorum.I know very little about Tom.
Paris'ten az önce geldim.I've just arrived from Paris.
İşi azıttın.You've gone too far.
Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses.
Bu dünyada bir bebeğin kahkahasından daha güzel çok az sayıda ses vardır.There are few sounds in this world more beautiful than a baby's laugh.
Bunu sevmeyebilirsin ama onu en azından bir kere denemelisin.You may not like it, but you should at least try it.
Onları gördüm, en azından güvendeler.I've seen them, at least, and they are safe.
En azından eğlendin.At least you had fun.
Eski kız arkadaşım az önce apansız beni aradı.My ex girlfriend's ex just called me out of the blue.
Az önce onu yapmak zorunda kaldın, değil mi?You just had to do it, didn't you?
Sınıfımızda en az otuz öğrenci var.There are at least thirty students in our class.
Küçük ama sesli bir azınlık, toplantının kesilmesine yol açtı.A small, but vocal minority, disrupted the meeting.
Tom'un doktoru ona şekeri azaltmasını önerdi.Tom's doctor suggested that he cut down on sugar.
Azmin önünde dağlar duramaz.Faith will move mountains.
Azimli insan duvarı deler.Faith will move mountains.
En azından bir dakika onun hakkında düşünebilir miyiz?Can we at least think about it for a minute?
Sanırım az önce pasaportumu kaybettim.I think I just lost my passport.
Yaşamak için az zamanım kaldı.I have little time left to live.
Çok az sayıda gerçekten yakın arkadaşlarım var.I have very few really close friends.
Tom 2.30'dan az önce buraya geldi.Tom got here a little before 2:30.
Tom en az haftada bir kez YouTube'a bir video yüklemeye çalışıyor.Tom tries to upload a video to YouTube at least once a week.
En azından Tom'u ziyaret edebilirsin.You could at least pay Tom a visit.
Size verilen az zamanı iyi kullanın.Make good use of the little time given to you.
Bunu bitirmemiz en az üç saat sürer.It'll take us at least three hours to finish this.
Bunu çok az kişi anlıyor.Few people understand that.
Tom şekerli yiyecekleri azalttı.Tom has cut down on sweets.
En azından duş almalıydın.You could at least take a shower.
En azından duş alabilirsin.You could at least take a shower.
Tom az sonra geri dönecek.Tom will be back shortly.
Onlar az sonra hazır olmalı.They should be finished shortly.
Ben az önce ne dedim?What did I just say?
Tom az önce odasını temizlemeyi bitirdi.Tom just finished cleaning his room.
Tom az önce odaya yürüdü.Tom has just walked into the room.
Tom mümkün olduğu kadar az yedi.Tom ate as little as possible.
Tom'un babası ona her gün en az otuz dakika piyano çalıştırdı.Tom's father made him practice the piano every day for at least thirty minutes.
Tom çok azimli, değil mi?Tom is very driven, isn't he?
Tom azimli, değil mi?Tom is driven, isn't he?
En azından ben hâlâ hayattayım.At least I'm still alive.
Tom'un bayağı az antikası var.Tom has quite a few antiques.
En azından Tom'a artık onu yapması gerekmediğini söyleyebilirdin.You could at least tell Tom that he doesn't need to do that anymore.
Plajlar eylül ayında daha az kalabalık.The beaches are less crowded in September.
Tom az önce geri geldi.Tom has just come back.
Tom az önce bankaya gitti.Tom just went to the bank.
En azından dikkatli olmaya çalış.At least try and be careful.
En azından merak etmiyor musunuz?Aren't you at least curious?
Tom çok az deneyime sahip.Tom has very little experience.
Tom'un çok az deneyimi var.Tom has very little experience.
Çiti boyamak üç saatten daha az zamanımızı aldı.It took us less than three hours to paint the fence.