O az önce geldi.He's just arrived.
Michael az konuşan bir adam ama konuştuğunda insanlar onu dinler.Michael is a man of few words, but when he speaks, people listen.
Tom'un en azından günde bir kez ziyaret ettiği tek web sitesi budur.The only website Tom visits at least once a day is this one.
Tom'un köpeği gece yarısından az sonra onu uyandırdı.Tom's dog woke him up a little after midnight.
Tom az önce içeriye gelen adama baktı.Tom looked at the man who had just come in.
Tom az önce işten eve döndü.Tom just got home from work.
Tom az önce işten döndü.Tom just got back from work.
Tom'un diğer insanların yiyeceğini çalmakla ilgili vicdan azabı yok.Tom has no qualms about stealing other people's food.
Tom, en azından düzinelerce Mary ile birlikte bu parkta bulundu.Tom has been to this park with Mary at least a dozen times.
Tom'un düşündüğünü herkese söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about telling everybody what he thought.
Tom yalan söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about lying.
Tom sınavda kopye çekmekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about cheating on the test.
Tom az örgün eğitim aldı.Tom had little formal education.
Tom öğretmeni tarafından azarlandı.Tom got scolded by the teacher.
Tom bir yılda dört kezden daha az berbere gider.Tom goes to the barber less than four times a year.
Tom haftada en az üç kez dişlerini diş ipiyle temizler.Tom flosses his teeth at least three times a week.
Tom yaptığı yatırımdan en az yüzde on dönüş umuyordu.Tom expected at least a ten percent return on his investment.
Tom en az günde bir kez pirinç pilavı yer.Tom eats rice at least once a day.
Tom her gün en az üç kase pirinç pilavı yer.Tom eats at least three bowls of rice every day.
Tom Mary'nin az önce söylediğinin bir kelimesine inanmıyor.Tom doesn't believe a word of what Mary just said.
Tom gitar çalmanın dışında çok az şey yapar.Tom does little other than play the guitar.
Tom Mary'nin az önce ne dediğini anlamadı.Tom didn't understand what Mary just said.
Tom Mary'nin düşündüğünden daha az ilgi duymadı.Tom couldn't care less what Mary thinks.
Tom Mary'yi azarlamak için kendini ikna edemedi.Tom couldn't bring himself to scold Mary.
Tom beş dakikadan daha az bir sürede üç elma yedi.Tom ate the three apples in less than five minutes.
Onun etkisi hâlâ azalmamıştır.His influence is still undiminished.
Doktorunla konuştum.Bana en azından bir hafta yatakta kalman gerektiğini söyledi.I talked to your doctor. He told me that you needed to stay in bed for at least a week.
Çocuklar her zaman şaraplarını en az üçte iki suyla karıştırmalılar.Children should always mix their wine, with at least two-thirds water.
Vakit azalıyor.Time is getting short.
Şu anda 5 saatten az çalışmak zorundayım.Now I have to work in less than 5 hours.
Az önce masanın üzerinde bir kitap var mıydı?Was there a book on the desk a moment ago?
Az önce uyandım.I just woke up.
Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.The doctor told Tom to reduce his red meat consumption.
Doktor Tom'a yediği kırmızı et miktarını azaltmasını söyledi.The doctor told Tom to lower the amount of red meat that he ate.
Azot döngüsünde çeşitli düzensizlikler vardır.There are several irregularities in the nitrogen cycle.
En azından bugün bir şey kaybetmedim.At least I haven't lost anything today.
Ben senden daha az günahkâr değilim.I'm no less of a sinner than you.
En azından dürüst olup mükemmel olmadığımı söylüyorum.At least I'm honest and I say I'm not perfect.
Tom daha az konuşmalı.Tom should talk less.
Tom Mary'yi azarladı.Tom scolded Mary.
Tom az önce kovuldu.Tom just got fired.
Tom az önce bir saç tıraşı oldu.Tom just got a haircut.
Tom az önce kahvesini bitirdi.Tom just finished his coffee.
Tom az önce öğle yemeği yedi.Tom just ate lunch.
Tom çok konuşan ve az iş yapan biridir.Tom is all talk and no action.
Bunun gerçekleşme olasılığı çok az.The chances that that happens are minimal.
Tom'un çok az seçeneği var.Tom has very little choice.
Tom'un çok az parası var.Tom has very little money.
Yumurtamı çok, çok az kaynatılmış istiyorum.I'd like my egg very, very soft boiled.
Onu azarladı.She gave him hell.
Tom giderlerini azaltmaya çalıştı.Tom tried to cut down on his expenses.
Tom kaloriyi azaltmaya çalışıyor.Tom has been trying to cut down on calories.
Kaçak ağaç kesimi önemli ölçüde azalmıştır.Illegal logging has decreased considerably.
Sol ayağım az önce uyuştu.My left foot just fell asleep.
Çok param olmayabilir ama en azından kendi kurallarım çerçevesinde yașıyorum.I may not have a lot of money, but at least I live on my own terms.
Aktör yarım saatten az süre içinde beş tane karakter oynayacak.The actor will play five characters in less than half an hour.
Bu genç adam ülkesi hakkında çok az şey biliyor.This young man knows little about his country.
Daha az konuşur ve daha çok dinlersen, kesinlikle bir şey öğrenirsin.If you spoke less and listened more, you'd definitely be able to learn something.
Günde en azından üç defa sebze ve meyve yemelisin.You should eat vegetables and fruit at least three times a day.
Annesi akşam yemeğine geç kaldığı için onu azarladı.Her mother scolded her for being late for supper.