ayrım ile cümle

ayrım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?De ce e vorba despre ce trebuie şi nu trebuie să faci şi despre ce e bine şi ce nu pentru tine?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Dlaczego zawsze musimy sobie czegoś odmawiać "to jest dla ciebie dobre" a "to jest dla ciebie złe"?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?왜 음식이 우리에게 좋고 좋지 않을까요?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Mengapa selalu harus dan tidak boleh dan makanan baik dan tidak baik?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Miért tartozik hozzá mindig 'ezt tedd', 'ezt ne tedd', vagy 'ez jó neked', 'ez nem jó neked'?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Perché tutto ruota intorno a 'fare' e 'non fare' 'ti fa bene' e 'ti fa male'?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Porque é que é sempre faça ou não faça e é bom para si ou não é bom para si?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?¿Por qué siempre es lo que sí y lo que no, lo que es bueno o lo que no lo es?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Stále iba: "Jedzte toto, nejedzte toto, je pre vás dobré, nie je pre vás dobré"?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Tại sao lại có những cái được hay không, tốt và xấu cho bạn?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Varför är det alltid gör-si, gör-så, det här är nyttigt, det här är inte nyttigt?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Waarom gaat het altijd over wat mag en wat niet, of het goed voor je is of niet?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Wieso überall dieses Ratschläge was gut und nicht gut für uns ist?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Γιατί όλα αυτά τα πρέπει και δεν πρέπει, και τα περί θρεπτικά ή βλαβερά;
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Защо постоянно говорим за може/не може, това е добро за теб, а това - не?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Почему это делать надо, а то нельзя; вот это для нас хорошо, а это -- плохо?
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?Чому є завжди це можна, а то неможна, ось це для нас добре, а це - погано.
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?אז מדוע אנו מדברים סרה על מזון? מדוע זה כל הזמן, זה מותר וזה אסור
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?لماذا الامر دوماً متعلق بالمسموح والممنوع وما هو مناسب لجسدنا .. وما هو غير مناسب
Neden hep bunu yap, bunu yapma bunu yemek sağlıklı, bu sağık için kötü ayrımları var?二つで語られるのでしょうか? 良い点については
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."Ce contează?" spuneau ele, "Un glonţ nu face distincţie între un creştin şi un musulman."
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."Cosa importa?", dissero, "Una pallottola non fa la differenza tra un musulmano ed un cristiano."
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."Czy to ma znaczenie?" mówiły "Kula nie zna różnicy pomiędzy Muzułmanem a Chrześcijaninem."
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."¿Qué importa?" decían, "Una bala no distingue entre un musulmán y un cristiano."
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."Was macht es?" sagten sie, "Eine Kugel unterscheidet nicht zwischen einem Muslim und einem Christen."
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."Τι νόημα έχει;" είπανε, "Μια σφαίρα δεν μπορεί να ξεχωρίσει ένα Μουσουλμάνο από ένα Χριστιανό."
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."Какво значение има?" казали те, " Един куршум не разпознава мюсюлманин от християнин."
"Ne farkı var ki?" dediler. "Kurşun müslüman mı hristiyan mı diye ayrım yapmıyor"."Какое это имеет значение?", говорили они - "Пуля не отличает мусульман от христиан."
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi,"Wie Sklaverei und Apartheid ist Armut nicht naturgegeben.
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir."como la esclavitud y el apartheid, la pobreza no es natural.
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir.Han sade att precis som slaveri och Apartheid så är "fattigdom inte naturlig.
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir."노예제도나 차별처럼 빈곤은 자연현상이 아닙니다.
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir.Nelson Mandela vyhlásil, že, podobe ako otroctvo a apartheid, "Chudoba nie je prirodzenou vecou.
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir."Nghèo đói không tự sinh ra.
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir."כמו עוני ואפרטהייד, עוני הוא לא טבעי.
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir.هو من صنع الانسان و يمكن التغلب عليه و القضاء عليه
Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi, "Yoksulluk doğal değildir.貧困を作り出すのは人間で 貧困に耐え ー
Nelson Mandela hapishaneden salıverildikten sonra, siyah nüfus ırk ayrımına son vermenin son adımını atıyordu.넬슨 만델라가 석방된 후에 흑인들이 인종차별정책으로부터의 자유를 위한 마지막 활동에 들어가 있었습니다.
Nelson Mandela hapishaneden salıverildikten sonra, siyah nüfus ırk ayrımına son vermenin son adımını atıyordu.la popolazione nera cominciò la fase finale della liberazione dall'apartheid.
Nelson Mandela hapishaneden salıverildikten sonra, siyah nüfus ırk ayrımına son vermenin son adımını atıyordu.la population noire a commencé la phase finale de la libération de l'apartheid.
Nelson Mandela hapishaneden salıverildikten sonra, siyah nüfus ırk ayrımına son vermenin son adımını atıyordu.Nelson Mandelan vapauduttua vankilasta musta väestö aloitti apartheidista vapautumisen viimeisen vaiheen.
Nelson Mandela hapishaneden salıverildikten sonra, siyah nüfus ırk ayrımına son vermenin son adımını atıyordu.אחרי שנלסון מנדלה שוחרר מהכלא, אוכלוסיית השחורים פתחה בשלב האחרון של השחרור מעול האפרטהייד.
Nelson Mandela hapishaneden salıverildikten sonra, siyah nüfus ırk ayrımına son vermenin son adımını atıyordu.黒人勢力が、アパルトヘイトからの開放の 最終段階に入っていました 私がジャーナリストとして学ばなくてはならなかったことの一つは
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Čirá náhoda mezi tolika podobnými náhodami.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Le vostre buone maniere, signore, mi uccidono di più della discriminazione.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Sua educação, senhor, me mata mais do que a sua discriminação.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Su amabilidad, Sr., me mata más que su discriminación.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Uw beleefdheid, geachte heer, treft mij dieper dan uw discriminatie.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Votre politesse, Monsieur l'officier, me fait plus de mal que votre discrimination.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Η ευγένεια σας, Κύριε, με σκοτώνει περισσότερο από τις διακρίσεις σας.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Ваша вежливость, сэр, убивает меня больше, чем ваша дискриминация.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.A tanárunk, Herr Schtopf, sosem kivételezett.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.Der Lehrer, Herr Schtopf, diskriminierte nie jemanden.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.El profesor, Herr Schtopf, el nunca discriminó.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.스카토프 선생님은 절대 차별하지 않았어요.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.Le professeur, Herr Schtopf, il ne faisait jamais de discrimination.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.L'insegnante, Herr Schtopf, non ha mai fatto discriminazioni.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.Nauczyciel, Herr Schtopf, nigdy nikogo nie wyróżniał.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.Profesorul, Herr Schtopf, el nu discrimina niciodată.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.Учитель, герр Штопф, он никогда не дискриминировал.
İlgili Sayfalar