ayrım ile cümle
ayrım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Nesneler ve durumlar arasında ayrım yapabilmeliyiz.We must be able to discriminate between objects and situations.
Irk ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik çabalarımıza devam edeceğiz.We shall continue our efforts to eradicate racial discrimination.
Montgomery'de otobüslerin içinde ırk ayrımcılığı vardı.The buses in Montgomery were segregated.
Tüm ayrımcılığı ortadan kaldırmak için her türlü çabayı sarf etmeliyiz.We must make every effort to do away with all discrimination.
İnsanlara milliyet, cinsiyet veya meslek temelinde ayrımcılık yapmayın.Don't discriminate against people based on nationality, gender, or occupation.
İyi ve kötü arasında ayrım yapabilirim.I can make a distinction between good and bad.
Halk ayrımcılık probleminden tamamen habersiz.The masses are entirely ignorant of the segregation problem.
O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.He advocated abolishing class distinctions.
Irk ayrımcılığına karşı mücadele etti.He fought against racial discrimination.
O ayrım gözetmeksizin ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O, ırksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
Irksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
O ırksal ayrımcılığa karşıdır.He's opposed to racial discrimination.
Köpekler renkler arasında ayrım yapamazlar.Dogs can't distinguish between colors.
Birçok azınlık grubu geçmişte ayrımcılığa uğradı.Many minority groups have been discriminated against in the past.
Katil salatalık cinsiyet ayrımı yapıyor.The killer cucumber is sexist.
Tom hiç kimse için ayrım yapmaz.Tom doesn't make exceptions for anyone.
Bu ayrımcılık!This is discrimination!
Ayrımcılık yapmam.I don't discriminate.
Bu tür ince ayrımlar yapmaya gerek yok.There's no need of making such fine distinctions.
İki ses arasında bir ayrım yapmak gereklidir.It's necessary to make a distinction between the two sounds.
Onlar eşcinsellere karşı ayrımcılığı durdurmaları gerektiğini fark ettiler.They've realized they should stop discrimination against gays.
Cinsiyet temelli ayrımcılık yasaklanmıştır.Discrimination on the basis of gender is prohibited.
Ülkemizde bu tür bir ayrımcılık çok yaygın değildir.This type of discrimination isn't very widespread in our country.
İtalya'daki ayrımcılığın ilk sebebinin ne olduğunu biliyor musun?Do you know what is the first cause of discrimination in Italy?
Hayvanlar gerçek ve gerçek dışı arasında ayrım yapamaz.Animals cannot distinguish between truth and falsehood.
Ayrım önemli.The distinction is important.
Bunu ırk ayrımı olarak düşünüyorum.I consider that racial discrimination.
O iyi ve kötü arasında ayrım yapamaz.He can't distinguish between good and evil.
O bana ayrımcılık gibi görünüyor.That sounds like discrimination to me.
Onlar arasında ayrım yapamam.I can't distinguish between them.
O yapacak önemli bir ayrım.That's an important distinction to make.
Şimdi ayrım yapmak yasa dışıdır.Now it's illegal to discriminate.
Bu açıkça ayrımcılıktır.This is clearly discrimination.
Hiç böyle bir ayrım yok.There's no such distinction.
Ayrım önemlidir.The distinction is critical.
Ayrım kritiktir.The distinction is critical.
Ayrımcılık, toplumsal bir gerçektir, bir his değildir.Discrimination is a social fact, not a feeling.
O şirketin yönetimi cinsiyet ayrımı yapıyor.The management of that company is sexist.
O, ayrımcılıktır.That's discrimination.
Onlara karşı yapılan ayrımcılık yüzünden yoksullar.They are poor because of the discrimination against them.
Onlar ayrımcılık yapıyorlar.They are discriminated against.
Onlar ayrımcı davranıyorlar.They're discriminated against.
Bu yapay bir ayrımdır.This is an artificial distinction.
Bu gerçek bir ayrım değildir.This is not a real distinction.
Ayrımcılık bir iş bulmamı zorlaştırdı.Discrimination made it difficult for me to find a job.
Sami bir yol ayrımındaydı.Sami was at a crossroads.
Hiç ayrımcılığa maruz kalmadım.I've never felt discriminated against.
Yahudi (ırkından) olanlarla olmayanlar arasındaki ayrım İsa aracılığıyla yok edilmiştir.The difference between Gentiles and Jews was erased through Jesus Christ.
Bu yasa Müslümanlara ayrımcılık yapıyor.This law discriminates against Muslims.
Buradaki yolda bir yol ayrımı var.There's a fork in the road here.
Bir 2005-06 dönemi araştırmasına göre, istihdam ve maaşlarda cinsiyet ayrımı vardır.According to a 2005–06 survey, there is a gender gap in employment and salaries.
Bu ayrım nadiren İngilizce dışındaki dillerde yapılır.This distinction is rarely made in languages other than English.
Ayrıca bakınız: Ekonomik Ortaklık Düzenlemesini Arttırmak (anlam ayrımı) ile Hong Kong ve Makao.See also: Closer Economic Partnership Arrangement (disambiguation) with Hong Kong and Macau.
1920'lerde, John Maynard Keynes mikroekonomi ve makroekonomi arasında bir ayrıma öncü oldu.In the 1920s, John Maynard Keynes prompted a division between microeconomics and macroeconomics.
Filistin Edebiyatı zulüm ve dünya çapında ayrımcılığın diğer nedenlerını anlatır.Palestinian Literature spoke to other causes of oppression and discrimination across the world.
Kadın istihdam oranı ve kariyer seçimlerinde cinsiyet ayrımı ABD'ye göre daha yüksekti.Female employment rate was high and gender segregation on career choices was higher than in the US.
Yeni yüzyılda Cantopop ile Mandopop arasındaki ayrım yakınlaşmaya başlamıştır.The gap between cantopop and mandopop has been narrowing in the new millennium.
Böylece, ayrımsal denklem çözümleri homotopi sınıflarına ayrılabilir .Thus, the differential equation solutions can be classified into homotopy classes.
Cins ve cinsiyet ayrımı evrensel değildir.The sex and gender distinction is not universal.