ayrılmak ile cümle

ayrılmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Biz biraz daha erken ayrılmak zorundayız.We have to leave a bit earlier.
Acele et! Ayrılmak zorundayız.Hurry up! We have to leave.
O bana uygun değil çünkü ben saat 5'te ayrılmak zorundayım.That doesn't suit me because I have to leave at 5 P.M.
Hepimiz erken ayrılmak zorundayız.We've all got to leave early.
Çabucak ayrılmak zorunda kaldık.We had to leave quickly.
Boston'dan ayrılmak şimdiye kadar yaptığım en büyük hataydı.Leaving Boston was the biggest mistake I ever made.
Buradan hemen ayrılmak zorundasın.You have to leave here now.
Ayrılmak zorunda kaldım.I had to leave.
Bugün biraz daha erken ayrılmak isteyebilirsin.You might want to leave a little earlier today.
Tom ayrılmak istiyordu.Tom wanted to leave.
Tom Mary'ye ondan ayrılmak istediğini anlatan bir cep telefonu mesajı gönderdi.Tom sent Mary a text message telling her he wanted to break up with her.
Tom'un kız arkadaşı, ondan ayrılmakla tehdit etti.Tom's girlfriend threatened to leave him.
Ben geldiğimde Tom tam ayrılmak üzereydi.Tom was just about to leave as I arrived.
İşten erken ayrılmak zorunda kalmayacağım.I won't have to leave work early.
En kısa sürede ayrılmak istiyorum.I want to leave as soon as I can.
Ayrılmak için izninizi alıyor muyuz?Do we have your permission to leave?
Benim tavsiyem en kısa sürede ayrılmak olurdu.My advice would be to leave as soon as you can.
Tom erken ayrılmak istedi.Tom wanted to leave early.
Erken ayrılmak zorunda kalabiliriz.We may have to leave early.
Ondan ayrılmak istemiyorum.I don't want to leave him.
Tom bana ayrılmak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to quit.
Tom bu yılın sonuna kadar Boston'dan ayrılmak istediğini söyledi.Tom said that he wanted to leave Boston by the end of this year.
Ayrılmak için hazırlanmıyorsun, değil mi?You're not preparing to leave, are you?
Tom evden ayrılmak üzereydi.Tom was about to leave the house.
O ayrılmak üzereyken vedalaştı.He said farewell as he was about to leave.
Ben bu adadan ayrılmak istiyorum.I want to get off this island.
Ben asla Boston'dan ayrılmak istemedim ama hiç şansım yoktu.I never wanted to leave Boston, but I had no choice.
Otobüs ayrılmak üzereydi.The bus was about to leave.
O onunla ayrılmak istiyordu.She wanted to break up with him.
Ayrılmak için lütfen Tom'a sorun.Please ask Tom to leave.
Eğer seni doğru anladıysam sen benimle ayrılmak istiyorsun.If I understood you right you want to break up with me!
Tommy ayrılmak istediğini hiç söylemedi.Tommy never said that he wanted to leave.
Tom ayrılmak için hazırdı.Tom was ready to quit.
Benim ayrılmak için hiç acelem yok.I'm in no hurry to leave.
Asla buradan ayrılmak istemiyorum.I never want to leave here.
Hangisi daha kötü bilmiyorum: parçalara ayrılmak veya boğulmak.I don't know what's worse: being dismembered or suffocated.
Biz ayrılmak istiyoruz.We would like to leave.
Tom ayrılmak üzereydi.Tom was just about to leave.
Sonunda ayrılmak zamanı.It's finally time to leave.
Ayrılmak zor.Leaving is hard.
Tom geldiğinde ayrılmak üzereydim.I was just about to leave when Tom arrived.
Tom'un ayrılmak istemediği açıktı.It was clear that Tom didn't want to leave.
Ben ayrılmak için hazır değilim.I'm not ready to leave.
Keşke bu kadar erken ayrılmak zorunda kalmasaydım.I wish I didn't have to leave so soon.
Tom'un gerçekten okuldan ayrılmak istediğini düşünüyor musun?Do you think Tom really intends to drop out of school?
Tom şimdi ayrılmak zorunda değil, değil mi?Tom doesn't have to leave now, does he?
Buradan ayrılmak çok zor olacak.It's going to be very tough to leave here.
Buradan hiç ayrılmak istemiyorum.I don't want to ever leave here.
Tom ayrılmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to leave.
Gerçekten ayrılmak istediğine inanamıyorum.I can't believe you really want to leave.
Tom ayrılmak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to leave.
Onlar ayrılmak istemiyorlar.They don't want to leave.
Hava kararmadan önce eve dönmek istiyorsak şimdi ayrılmak zorundayız.We have to leave now if we want to get home before dark.
Ayrılmak istedim.I wanted to quit.
Gerçekten partiden erken ayrılmak istemiyordum, ama bir şey çıktı.I didn't really want to leave the party early, but something came up.
Erken ayrılmak zorunda olan kişi benim.I'm the one who has to leave early.
Tom hiç ayrılmak istemedi.Tom didn't want to leave at all.
Asla Boston'tan ayrılmak istemedik.We never really wanted to leave Boston.
Ben asla gerçekten Boston'dan ayrılmak istemedim.I never really wanted to leave Boston.
Sağlık nedenleriyle ayrılmak zorunda kaldım.I had to quit for health reasons.

İlgili Sayfalar