ayrılma ile cümle

ayrılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Asker ayrılmak için resmi izin aldı.The soldier received official permission to leave.
Kırk yıllık evliliklerinin ardından ayrılmak istiyorlar.They want to separate after 40 years of marriage.
Şüpheliye kasabadan ayrılmaması söylendi.The suspect was told not to leave town.
Ay sonunda işimden ayrılmaya karar verdim.I've decided to leave my work at the end of the month.
Şehirden ayrılmak zorundaydı, bu yüzden Berlin'e taşındı.He had to leave the city, so he moved to Berlin.
O, ofisten ayrılmadan önce onunla konuşacağız.We will talk to her before she leaves the office.
O, onun odadan ayrılmasını istemiyordu.She didn't want him to leave the room.
O, onun kasabadan ayrılmasını bekliyordu.She expected him to leave town.
Paris'ten ayrılmak istiyorum.I want to leave Paris.
Sanırım benim için ayrılma zamanıdır.I think it's time for me to split.
Hatta Mary'nin kocası bebek doğuncaya kadar bir yere ayrılmadı.Mary's husband didn't even stick around until the baby was born.
Lütfen konserden sonra ayrılmayın. El yazmalarını imzalıyor olacağız.Please stick around after the concert. We'll be signing autographs.
Kazaya sebep olan sürücü bir yere ayrılmadı.The driver who caused the accident didn't stick around.
John ve Peter ayrılmaz arkadaşlar.John and Peter are inseparable friends.
Elimden geldiğince kısa sürede Boston'dan ayrılmayı düşünüyorum.I plan to leave Boston as soon as I can.
İznim olmadan bu odadan ayrılmamalısın.You are not to leave this room without my permission.
Geceleyin burada kalabilirsin ama sabahleyin ayrılmak zorundasın.You may stay here for the night, but you'll have to leave in the morning.
Ben onun hemen ayrılmasını istiyorum.I demand that he leave at once.
Lütfen 6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planla.Please plan to leave between 6:00 and 7:00.
6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planlamalısın.You should plan to leave between 6:00 and 7:00.
6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planlamalısınız.You should plan to leave between 6:00 and 7:00.
Tom genellikle sabahları evden ayrılmadan önce hava raporunu izler.Tom usually watches the weather report in the morning before leaving home.
Tom daha erken ayrılmalıydı.Tom should have left earlier.
Tom'un evden ayrılmadan önce bu sabah yapacak bir sürü işi var.Tom has a lot of things to do this morning before he leaves the house.
Tom film bitmeden önce sinemadan ayrılmak zorunda kaldı.Tom had to leave the movie theater before the movie was over.
Tom erken ayrılmamızı ve sabah trafiğinden kaçınmamızı bize tavsiye etti.Tom advised us to leave early and avoid the morning traffic.
Tom Mary'ye 2.30'dan önce ayrılmak zorunda olduğunu söyledi.Tom told Mary that he had to leave before 2:30.
Tom sonunda Mary'den ayrılmaya karar verdi.Tom finally made up his mind to leave Mary.
Tom nihayet Mary'den ayrılmaya karar verdi.Tom finally decided to break up with Mary.
Tom Mary'nin erken ayrılması için izin verdi.Tom allowed Mary to leave early.
Tom Mary'ye sabah erken ayrılmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to leave early in the morning.
Tom erken ayrılması için gayet iyi bir nedeni vardı.Tom had a perfectly good reason for leaving early.
Hemen şimdi ayrılmanı istiyorum.I want you to leave right now.
Ne zaman Roma'dan ayrılmaya karar verdiğini bilmiyorum.I don't know when he decided to leave Rome.
Mary ayrılmadan önce Tom onunla konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary before she left.
Tom ayrılmadan önce Mary'yi görmek istedi.Tom wanted to see Mary before she left.
Tom Mary'nin muhtemelen erken ayrılmak isteyeceğini düşündü.Tom thought that Mary was likely to want to leave early.
Tom ayrılmak zorunda kaldığını söyledi.Tom said he had to split.
Tom Mary ile ayrılmak istemiyor.Tom doesn't want to break up with Mary.
Tom işten erken ayrılmaya karar verdi.Tom decided to leave work early.
Tom biraz daha yaşlanıncaya kadar evden ayrılmamaya karar verdi.Tom decided not to leave home until he was a little older.
Siz ayrılmadan önce size söylemem gereken bir şey var.There's something I need to tell you before you leave.
İşinizden ayrılma nedeninizi hâlâ bana söylemediniz.You still haven't told me why you quit your job.
İşinden ayrılmaya karar verdiğinden dolayı mutlu görünüyorsun.Now that you've decided to quit your job, you look happy.
Şirketten ayrılmam istendi.I've been asked to quit the company.
Onlar ayrılmak üzereler.They're about to leave.
Ben istasyona geldiğimde tren ayrılmak üzereydi.The train was about to leave when I arrived at the station.
Ayrılmaya, çıkmaya hazırım. (Bir seyahate v.b.)I'm ready to depart.
Kız arkadaşımla ayrılmayı düşünüyorum.I'm thinking about breaking up with my girlfriend.
O, biz ayrılmak üzereyken geldi.She arrived when we were about to leave.
Odadan ayrılma.Don't leave the room.
Ben ayrılmak üzereyken, yağmur yağmaya başladı.When I was about to leave, it began to rain.
Pazartesi günü oradan ayrılmalısınız.You should leave there on Monday.
O ona hamile olduğunu söylediğinde Tom Mary'den ayrılmak üzereydi.Tom was about to break up with Mary when she told him that she was pregnant.
Evimden ayrılmak üzereyken ondan bir telefon çağrısı aldım.When I was about to leave my house, I got a phone call from her.
O ve ben okulda birlikteki zamanımız boyunca ayrılmaz arkadaşlardık.He and I were inseparable friends during our time together in school.
Biz daha önce ayrılmalıydık.We should have left earlier.
O, evden ayrılır ayrılmaz yağmur yağmaya başladı.No sooner had I left the house than it started to rain.
Buradan ayrılmanıza izin verilmiyor.You are not allowed to leave here.
Sana hemen ayrılmanı emrediyorum.I'm ordering you to leave immediately.

İlgili Sayfalar