ayrılma ile cümle

ayrılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onlara, ayrılmadan önce beni aramalarını söyle.Tell them to call me before they leave.
Bu odadan ayrılmayacaksın.You are not to leave this room.
Buradan ayrılmayın.Don't you move from here.
Ayrılmadan önce ateşi söndürdüğünden emin ol.Be sure to put out the fire before you leave.
Güç ve para ayrılmaz.Power and money are inseparable.
Tren istasyondan ayrılmak üzereydi.The train was about to leave the station.
Bilinenler bilinmeyenlerden ayrılmalı.The known must be separated from the unknown.
Evden ayrılmadan önce gazı kapatmayı unutma.Don't forget to turn off the gas before you leave the house.
Evden ayrılmadan önce, evcil hayvanınızın yiyeceğinden emin olun.Before you leave home, make sure your pets have enough food.
Evden ayrılır ayrılmaz çok yağmur yağmaya başladı.I had no sooner left the house than it began to rain hard.
Evden ayrılır ayrılmaz şiddetli şekilde yağmur yağmaya başladı.I had hardly left home when it began to rain heavily.
Ne zaman otelden ayrılmalıyım?What time should I leave the hotel?
Britanya kanalla kıtadan ayrılmaktadır.Britain is separated from the Continent by the Channel.
En kısa sürede buradan ayrılmalıyız.We should lose no time in leaving here.
Daha önce ayrılmalıydık.We should have set off earlier.
Ben yakında ayrılmak zorundayım.I've got to leave soon.
Mary'nin ondan ayrılmak istediğini haber aldım.I got word that Mary wants to divorce him.
Peter yarın ayrılmaya karar verdi.Peter has decided to leave tomorrow.
Niçin ayrılmak istediğine dair fikrim yok.I have no idea why you want to part with that.
Tom sabah erken ayrılmayı umuyordu fakat o uyuyakaldı.Tom expected to leave early in the morning, but he overslept.
Her öğrenci saat altıya kadar okuldan ayrılmak zorundadır.Every student has to leave school by six.
Ben ayrılmak üzereyim.I'm about to leave.
Kapı zili çaldığında ayrılmak üzereydim.I was about to leave when the doorbell rang.
O telefon ettiğinde biz tam ayrılmak üzereydik.We were just about to leave when she telephoned.
Ayrılma saati ne zaman?When is checkout time?
Bu ayrılmak istediğin anlamına mı geliyor?Does that mean you want to break up?
Fırtına geminin limandan ayrılmasını imkansız hale getirdi.The storm will make it impossible for the ship to leave port.
Bir fırtına geminin Kobe'den ayrılmasını engelledi.A storm kept the ship from leaving Kobe.
Herkes için aşikardır ki, evlilik er ya da geç ayrılmayla sonuçlanır.It was obvious to everyone that the marriage would sooner or later end in divorce.
Hemen ayrılmamalısın.You must not leave right now.
Ancak Lucy evinden ayrılmak üzereydi.However, Lucy is about to leave her home.
Hayatımda şehirden ayrılmayı hiç düşünmedim.Never in my life have I thought of leaving the town.
Bu binadan ayrılmayacaksınız.You are not to leave this building.
Bu şirketten ayrılmak istiyorum.I mean to quit this company.
Bu otelde saat dokuza kadar ayrılmalısın.In this hotel, you have to check out by nine o'clock.
Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.In any case, you have to leave early, whether you like it or not.
Bizimle birlikte ayrılmayı reddediyor musunuz?Do you refuse to leave with us?
Ne zaman ayrılmayı planlıyorsun?When do you plan to check out?
Ayrılmak istiyorum ama denesem bile yapamayacağımı biliyorum.I want to split up, but I know I couldn't even if I tried.
Sistem mühendisleri ayrılmaya devam ederse, şirketin rekabet üstünlüğü aşınmış olacak.The company's competitive edge will be eroded if system engineers continue to leave.
Yarım saat daha erken ayrılmalıydın.You should have left half an hour earlier.
Saat 11'den sonra misafirler ikişer ve üçer ayrılmaya başladı.After 11 o'clock the guests began to leave by twos and threes.
Sabah 10'dan önce otelden ayrılmalıyız, aksi halde Miami trenini kaçıracağız.We must leave the hotel before 10 a.m., otherwise we will miss the train for Miami.
Dil kültürden ayrılmaz.You can't separate language from culture.
Beğen veya beğenme, işinden ayrılmamalısın.Whether you like it or not, you must stick to your work.
Bu ayın sonunda işimden ayrılmaya karar verdim.I've decided to quit my job at the end of this month.
Dün birkaç çocuk okuldan erken ayrılmak zorunda kaldı.Several boys had to leave school early yesterday.
Çocuklar babalarını hızla ayrılmaya zorladı.The kids urged their father to leave quickly.
Yağmur yağdığında ayrılmak üzereydik.We were just about to leave when it rained.
O beni aradığında evden ayrılmak üzereydim.I was about to leave my house when she rang me up.
Benim eski bir arkadaşım uğradığında ben evden ayrılmak üzereydim.I was about to leave home when an old friend of mine dropped in.
Buradan ayrılmak üzereyiz.We are about to leave here.
Yakında ayrılmaya karar verdik.We agreed to leave soon.
Anne babam beni beyzbol klübünden ayrılmaya zorladı.My parents pushed me to quit the baseball club.
Tom bana ebeveynlerimin ayrılmadan önce ne kadar süredir evli olduklarını sordu.Tom asked me how long my parents had been married before they separated.
Buradan ayrılmak üzereyim.I am about to leave here.
O zaman evden ayrılmak üzereydim.I was about to leave the house then.
Ara sıra canım işimden ayrılmak istiyor.At times I feel like quitting my job.
Evimden ayrılmak üzereydim.I was about to leave my house.
Okuldan ayrılmak zorundayım.I have to leave school.

İlgili Sayfalar