ayrıl ile cümle
ayrıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu analiz iki bölüme ayrılır.This analysis is divided in two parts.
Çin ve Moğolistan, Çin Seddi ile ayrılır.China and Mongolia are separated by the Great Wall of China.
Onlar büyük bir uzaklıkla ayrılırlar.They are separated by a great distance.
Deha ve delilik sadece başarı ile ayrılır.Genius and madness are separated only by success.
Şehirden ayrılmak zorundaydı, bu yüzden Berlin'e taşındı.He had to leave the city, so he moved to Berlin.
Haziran'da ayrıldığın zaman seni çok özleyeceğim.I'll miss you so much when you leave in June.
Bakın! Onlar evden ayrılıyorlar.Look! They are leaving the house.
O, ofisten ayrılmadan önce onunla konuşacağız.We will talk to her before she leaves the office.
Ben eve gitmeden önce ayrıldı.She left before I got home.
Annem ve babam ben gelmeden önce ayrılmıştı.My parents had left before I arrived.
O, onun odadan ayrılmasını istemiyordu.She didn't want him to leave the room.
O, onun kasabadan ayrılmasını bekliyordu.She expected him to leave town.
Paris'ten ayrılmak istiyorum.I want to leave Paris.
Sanırım benim için ayrılma zamanıdır.I think it's time for me to split.
O, arkadaşları ile birlikte ayrıldı.She left with her friends.
Fikir ayrılığında uzlaşamaz mıyız?Can't we just agree to disagree?
Bay Gardiner kahvaltıdan hemen sonra onlardan ayrıldı.Mr. Gardiner left them soon after breakfast.
Hatta Mary'nin kocası bebek doğuncaya kadar bir yere ayrılmadı.Mary's husband didn't even stick around until the baby was born.
Lütfen konserden sonra ayrılmayın. El yazmalarını imzalıyor olacağız.Please stick around after the concert. We'll be signing autographs.
Kazaya sebep olan sürücü bir yere ayrılmadı.The driver who caused the accident didn't stick around.
Evden saat sekizde ayrıldı.He left the house at eight o'clock.
Filler üç farklı türe ayrılır.Elephants are divided into three different species.
Afrika filleri savana ve orman filleri olmak üzere iki farklı türe ayrılır.African elephants are divided into two different species: savannah and forest elephants.
John ve Peter ayrılmaz arkadaşlar.John and Peter are inseparable friends.
Dün bana senin ve erkek arkadaşının ayrıldığını söylemedin mi?Didn't you tell me yesterday that you and your boyfriend had broken up?
Fransa'dan ayrıldığımdan beri Fransız yemeği yemedim.I haven't eaten French food since I left France.
Elimden geldiğince kısa sürede Boston'dan ayrılmayı düşünüyorum.I plan to leave Boston as soon as I can.
Tam evden ayrılırken yağmur yağmaya başladı.It started raining just as I was leaving home.
İznim olmadan bu odadan ayrılmamalısın.You are not to leave this room without my permission.
Geceleyin burada kalabilirsin ama sabahleyin ayrılmak zorundasın.You may stay here for the night, but you'll have to leave in the morning.
Ben onun hemen ayrılmasını istiyorum.I demand that he leave at once.
Lütfen 6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planla.Please plan to leave between 6:00 and 7:00.
6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planlamalısın.You should plan to leave between 6:00 and 7:00.
6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planlamalısınız.You should plan to leave between 6:00 and 7:00.
Birbirlerinden ayrılamazlar.They are inseparable.
Tom Boston'dan ne zaman ayrıldı?When did Tom leave Boston?
Tom genellikle sabahları evden ayrılmadan önce hava raporunu izler.Tom usually watches the weather report in the morning before leaving home.
Tom daha erken ayrılmalıydı.Tom should have left earlier.
Tom şafaktan hemen önce balık tutmaya gitmek için ayrıldı.Tom left to go fishing shortly before dawn.
Tom kimseye tek kelime söylemeden odadan ayrıldı.Tom left the room without saying a word to anyone.
Tom evrak çantasıyla birlikte evden ayrıldı.Tom left the house with his briefcase.
Tom öğle yemeğini yedikten sonra evden ayrıldı.Tom left the house after eating lunch.
Tom kahvaltıdan sonra evden ayrıldı.Tom left the house after breakfast.
Tom şafaktan önce evinden ayrıldı.Tom left his house before dawn.
Tom birkaç dakika önce ayrıldı.Tom left a few minutes ago.
Tom'un evden ayrılmadan önce bu sabah yapacak bir sürü işi var.Tom has a lot of things to do this morning before he leaves the house.
Tom film bitmeden önce sinemadan ayrılmak zorunda kaldı.Tom had to leave the movie theater before the movie was over.
Bugün altıya kadar Tom işinden ayrılamaz.Tom can't leave work today until six o'clock.
Tom erken ayrılmamızı ve sabah trafiğinden kaçınmamızı bize tavsiye etti.Tom advised us to leave early and avoid the morning traffic.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Kimse Tom'un odadan ayrıldığını görmedi.Nobody saw Tom leave the room.
Tom'un odadan ayrıldığını kimse farketmedi.Nobody noticed Tom leave the room.
Ayrılalım ve Tom'u arayalım.Let's split up and look for Tom.
Tom Boston'dan ayrılalalı üç yıl oldu.It's been three years since Tom left Boston.
Tom Mary'ye 2.30'dan önce ayrılmak zorunda olduğunu söyledi.Tom told Mary that he had to leave before 2:30.
Tom Mary gittikten hemen sonra evden ayrıldı.Tom left the house shortly after Mary left.
Tom Meryem'den ayrılıp başka bir kadınla yaşamaya başladı.Tom left Mary and went to live with another woman.
Tom sonunda Mary'den ayrılmaya karar verdi.Tom finally made up his mind to leave Mary.
Tom nihayet Mary'den ayrılmaya karar verdi.Tom finally decided to break up with Mary.
Tom, Mary'nin neden okuldan ayrıldığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary dropped out of college.
İlgili Sayfalar