ayrıl ile cümle

ayrıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ne zaman ayrılıyorsunuz?When are you leaving?
Lütfen ayrıl.Please leave.
Ondan ayrıldığım için o bana kızgındı.He was mad at me because I broke up with him.
Buradaki bütün insanlar ayrıldılar.All the people who were here have left.
Bir saat sonra, ben onlardan ayrıldım ve geri geldim.After an hour, I parted with them and came back.
İşinden ayrılmaya karar verdi.She decided to quit her job.
Ayrılma zamanı.It's time to separate.
O yatak odasından ayrıldı ve oturma odasına girdi.He left the bedroom and entered the living room.
Küçük kız kardeşimle aynı zamanda mı ayrıldın?Did you leave at the same time as my younger sister?
O odadan ayrıldı ve dışarı çıktı.She left the room and went outside.
Şimdilik bize ayrılmamamızı tavsiye ettiler.They advised us to stay put for the time being.
Tel Aviv'e gitmek için bugün Kahire'den ayrılıyorlar.They are leaving Cairo today heading for Tel Aviv.
Ayrılmayacaklar gibi görünüyor.It sounds like they're not going to leave.
Hâlâ çok gençken, Roger çiftlikten ayrıldı.Roger left the farm when he was still very young.
O kız arkadaşından ayrıldıktan sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
Evet, ayrıldığımızda kötü hissettim ama hiç uykum kaçmadı.Yeah, I felt bad when we broke up, but I don't lose any sleep over it.
Bir aptal ve parası kolayca ayrılır.A fool and his money are easily parted.
Ayrılmış olmalı.He must have left.
O, ayrılmış olmalı.He must have left.
1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, asla geri dönmedi.In 1900 he left England, never to return.
20 yıldan sonra şirketten ayrıldı.She left the company after 20 years.
Giderler için 2200 dolar ayrıldı.2200 dollars have been allocated for expenses.
O ayrılırken her zaman insanlara hoşça kal demeyi unutur.He always forgets to say goodbye to people when leaving.
O, şirketten ayrılmaya karar verdi.He's decided to leave the company.
Hey çocuklar kavga etmeyi bırakın. Hadi ama, ayrılın!Hey boys, stop fighting. Come on, break it up!
Tom'un treni beş dakika önce ayrıldı.Tom's train left five minutes ago.
Ben erken ayrılmak istiyorum.I want to leave early.
Tom binadan ayrılmak zorunda kalacak.Tom will have to leave the building.
Patronum işten erken ayrılmama izin vermedi.My boss would not let me leave work early.
Asker ayrılmak için resmi izin aldı.The soldier received official permission to leave.
Kırk yıllık evliliklerinin ardından ayrılmak istiyorlar.They want to separate after 40 years of marriage.
Kırmızı sandalye ayrıldı. O özeldi.The red chair was set apart. It was special.
Şüpheliye kasabadan ayrılmaması söylendi.The suspect was told not to leave town.
Beşe kadar iş yerinden ayrılamam.I can't leave work until five o'clock.
Tam mağazadan ayrılırken öğretmenime rastladım.I ran into my teacher just as I left the store.
Öncelikle karar verilmesi gerekenlere karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on what needs to be decided, then we split into two teams.
Sen ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since you broke up.
O ayrıldığından beri uzun zaman oldu.It's been a long time since he broke-up.
Her sabah yürüyüşe gitmek için evden ayrılır.Every morning he leaves to take a walk.
Ben 10 yaşındayken, erkek kardeşim evden ayrıldı.When I was 10, my brother left our home.
Tek bir kelime bile etmeden ayrıldı.She left without saying even a single word.
David bana senin ayrıldığını söylüyor.David tells me that you're leaving.
Sen şanssızdın; Sen ayrıldıktan beş dakika sonra geri döndüm.You were unlucky; I came back five minutes after you'd left.
Mary zaten ayrıldı.Mary has already left.
Onlar erken ayrıldılar.They left early.
Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.Rooms should be left vacant by eleven a.m. on the day of departure.
Ay sonunda işimden ayrılmaya karar verdim.I've decided to leave my work at the end of the month.
Otelden ayrılırken, vuruldu.As he was leaving the hotel, he was shot.
O Texas'a dönmek için Meksika başkentinden ayrıldı.He left the Mexican capital to return to Texas.
Yüzlerce gemi Amerikan limanlarından ayrıldı.Hundreds of ships left American ports.
Thomas Jefferson 1809'un Mart ayında Beyaz Saray'dan ayrıldı.Thomas Jefferson left the White House in March of 1809.
1791'de grup erken ayrıldı.The group left early in 1791.
Santa Ana başkan olarak emekliye ayrıldı.Santa Ana stepped down as president.
Mormon'lar 1846'ın ilkbaharında Illinois'ten ayrıldı.The Mormons left Illinois in the spring of 1846.
Başkan Washington'dan eylül ayı başlarında ayrıldı.The president left Washington in early September.
Yakında ayrılıyor olacağız.We'll soon be leaving.
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
O zamana kadar çoktan ayrılmış olacağım.By that time I'll have already left.
Ayrılıkçı hareket ülke içinde çatışma yaratıyor.The separatist movement is creating conflict within the country.
Sen yarın ayrılıyorsun, değil mi?It's tomorrow that you're leaving, isn’t it?
İlgili Sayfalar