ayrıl ile cümle

ayrıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
İşten sonra ofisten hemen ayrıldı.She left the office immediately after work.
O benden ayrılıyordu ve yavaş yavaş yürüyordu.She was leaving and was walking slowly from me.
O, sabah erken ayrıldı.She left early in the morning.
O, akşam yemeğinden sonra masadan ayrıldı.She left the table after dinner.
O gelecek hafta hastaneden ayrılabilecek mi?Will she be able to leave the hospital next week?
Gözyaşları içinde arkadaşından ayrıldı.She parted from her friend in tears.
Onlar iki gruba ayrılmıştı.They were separated into two groups.
Uçak zaten havaalanından ayrılmıştı.The plane had already left the airport.
Çift birbirlerini tekrar görmemek üzere ayrıldı.The couple separated, never to see each other again.
Baba benim okuldan ayrılmamı kabul etti.Father consented to my leaving school.
Odadan ayrıldığınız zaman ışıkları kapattığınızdan emin olun.When you leave the room, please make sure you turn off the lights.
Odadan ayrıldığınızda ışıkları açık bırakmayın.Do not leave the lights on when you leave the room.
Odadan ayrılmadan önce ışığı kapatın lütfen.Please turn out the light before leaving the room.
Annem döndüğünde evden ayrılacağım.I will leave home when my mother comes back.
Annem on dakika önce evden ayrıldı.My mother left home ten minutes ago.
Ben beşe kadar işten ayrılamam.I can't leave work until five.
Beş yıllık ayrılıktan sonra onu göreceğim günü sabırsızlıkla bekliyordum.I was looking forward to the day when I could see him after five years' separation.
İşinizden ayrılırsan, ne yaparsın?If you were to quit your job, what would you do?
Bütün koltuklar ayrılmış.All the seats are booked.
Uykuluyum bu nedenle şimdi ayrılıyorum.I'm sleepy, so I am leaving now.
Yarın sabah ayrılmak istiyorum.I'd like to check out tomorrow morning.
Yarın sbah erken ayrılmalıyız.We must be off early tomorrow morning.
Biz yarın sabah Japonya'dan ayrılıyoruz.We are leaving Japan tomorrow morning.
Yarın saat kaçta ayrılıyoruz?What time do we leave tomorrow?
Trende ayrılmış koltuklar var mıdır?Are there reserved seats on the train?
Önümüzdeki Pazartesi Narita'dan ayrılıyoruz.We are leaving Narita next Monday.
Fırtına beni ayrılmaktan alıkoydu.The storm prevented me from leaving.
Tren az önce ayrıldı.The train just left.
Tren zamanında ayrıldı.The train left on time.
Öncelikle karar verilmesi gereken şey üzerinde karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on that which needs to be decided, then we split into two teams.
Muayene odasından tam ayrılırken doktor hoşça kal diyerek elini salladı.Just as we were leaving the exam room the doctor waved his hand saying, 'bye-bye'.
O, sen ayrıldıktan sonra odaya girdi.He entered the room after you left.
Ben Mart ayında ayrılıyorum.I'll be leaving in March.
Evimden ayrılmak üzereyken ondan bir telefon görüşmesi aldım.When I was about to leave my house, I got a telephone call from her.
O tüm itirazlarımın sonrasında, o evden ayrıldı.Even after all of my objections, she left home.
O buradan hemen ayrıldı.She left here right away.
Buradan aceleyle ayrıldı.She left here in a hurry.
Ona odadan ayrılmasını söyledim.I told him to leave the room.
Erkek arkadaşından ayrılmayı planlıyor.She plans to break up with her boyfriend.
Ondan ayrılmayı planlıyorum.I plan to break up with her.
Sonraki tren ne zaman ayrılacak?What time does the next train leave?
Evden ayrıldığımda gökyüzü açıktı.The sky was clear when I left home.
Buradan ayrılacağın için üzgünüm.I'm sorry that you are leaving here.
Buradan ayrılacak olmanız çok kötü.It's too bad that you are leaving here.
Ne yazık, buradan ayrılıyorsunuz.It's too bad that you are leaving here.
Bütün çocuklar bir gün yuvadan ayrılır.Children all leave the nest one day.
Onlar okuldan ayrıldılar.They dropped out of school.
Andrea'yı evden ayrılırken gördüm.I saw Andrea leaving home.
Hava iyi olursa yarın ayrılacağım.We shall leave tomorrow, weather permitting.
Genellikle işten ne zaman ayrılırsın?When do you usually get off work?
O, ayrılmadan önce akrabalarının kucakladı.He embraced his relatives before he left.
Bana mektubu verdi ve ayrıldı.He handed me the letter and left.
O bize hemen ayrılmamız gerektiğini söyledi.He told us that we should leave right away.
Pekâlâ. Diğer on beş Almanca cümleyi tercüme edip, ondan sonra ayrılacağım.All right. I'll translate another fifteen sentences in German, and then leave.
Telefon çaldığında babam ayrılmak üzereydi.My father was about to leave when the phone rang.
Okuldan ayrılacağım.I'm going to leave school.
Bay Suzuki Japanion ne zaman ayrılmış olacak?When will Mr. Suzuki be leaving Japan?
Tren istasyonundan ayrılırken, bir adam gördüm.Leaving the train station, I saw a man.
O, başka bir soğuk algınlığına yakalanmak istemediğinden dolayı odadan ayrılmayacak.She won't leave the room, because she doesn't want to catch another cold.
Kısa bir ziyaretten sonra birdenbire ayağa kalktı ve ayrıldığını söyledi.After a short visit, he suddenly stood up and said he was leaving.
İlgili Sayfalar