ayrıl ile cümle

ayrıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O onunla ayrılmak istiyordu.She wanted to break up with him.
Bir muhabir Tom'a adliyeden ayrılırken bazı sorular sordu.A reporter asked Tom some questions as he left the courthouse.
Tom pazartesi günü nadiren evden ayrılır.Tom rarely leaves the house on Monday.
Bunu burada beğenmiyorsan, o zaman ayrıl.If you don't like it here, then leave.
Tom ayrılacak son kişiydi.Tom was the last person to leave.
Tom bu sabah Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston this morning.
Ayrılmak için lütfen Tom'a sorun.Please ask Tom to leave.
Odadan ayrıldığınız zaman ışıkları kapatırsanız enerjiden tasarruf edebilirsiniz.You can save energy by turning off the lights when you leave a room.
Köyden okumak için ayrıldı.He left the village in order to study.
Tom ve Mary ayrılmaz oldular.Tom and Mary became inseperable.
Okuldan sonra onların yaşamları ayrıldı.After school, their lives diverged.
Avustralya'dan ayrıldığında kaç yaşındaydın?How old were you when you left Australia?
Eğer seni doğru anladıysam sen benimle ayrılmak istiyorsun.If I understood you right you want to break up with me!
Avustralya'dan ayrıldığında kaç yaşındaydın Tom?Tom, how old were you when you left Australia?
Tom önümüzdeki pazartesi gününe kadar Boston'dan ayrılamaz.Tom can't leave Boston until next Monday.
Erken ayrılırsam Tom'un önemsemeyeceğini umuyorum.I hope Tom doesn't mind if I leave early.
Tom henüz binadan ayrılmadı.Tom hasn't left the building yet.
Tom genellikle saat yedide evden ayrılır.Tom usually leaves home at seven.
On yıl önce Japonya'dan ayrıldım.I left Japan ten years ago.
Tom'un üniversiteden ayrıldığını duydum.I've heard that Tom has dropped out of college.
Saat altıda ayrıldık.We left at 6 o'clock.
Tom bizim erkenden ayrılmamıza hiçbir itirazı olmadığını söyledi.Tom said he had no objection to our leaving early.
Alışveriş merkezinden ayrıldığımda araba onu bıraktığım yerde değildi.When I left the shopping center, the car wasn't where I had left it.
Tom çoğunlukla partiye gelen ilk kişi ve partiden ayrılan son kişidir.Tom is often the first one to arrive at a party and the last one to leave.
Biz birlikte Larami'ye gittik, ama daha sonra ayrıldık.We went to Laramie together, but afterwards we parted.
Tommy ayrılmak istediğini hiç söylemedi.Tommy never said that he wanted to leave.
RMS Titanik 16 tane su geçirmez bölmeye ayrıldı.The R.M.S. Titanic was divided into 16 watertight compartments.
Tom ayrılmayı planlamıyor.Tom doesn't plan to leave.
Tom ve Mary'nin birlikte ayrıldığını gördüm.I saw Tom and Mary leave together.
O gerçekten ayrılman gereken bir erkek arkadaş türü.He's the kind of boyfriend you really should break up with.
Tom'un ayrılmadığını umuyorum.I hope Tom sticks around.
2013'te Tom'dan ayrıldım.I left Tom in 2013.
Aniden ayağa kalktı ve salondan ayrıldı.Suddenly he stood up and left the hall.
Tom ayrılmak için hazırdı.Tom was ready to quit.
Gemi tekrar dönmemek üzere limandan ayrıldı.The ship left the port, never to be seen again.
Gemi, tekrar görülmemek üzere limandan ayrıldı.The ship left the port, never to be seen again.
Fırtına nedeniyle evden ayrılamadık.Due to the storm, we couldn't leave the house.
Tren çoktan istasyondan ayrıldı.The train already left the station.
Tom ayrılmaya karar verdi.Tom decided to leave.
Tom yakında ayrılacağını söyledi.Tom said that he would depart soon.
O kalp sıkışıklığı ile partiden ayrıldı.He left the party with his heart pounding.
Sakinleri ayrıldıktan sonra, ev boştu.After the residents leave, the house is empty.
Bir kız arkadaşım vardı ama biz ayrıldık.I used to have a girlfriend, but we broke up.
Tom ve Mary ayrılmazdı.Tom and Mary used to be inseparable.
Ulusal hokey takımı Amerika'yı ziyaret ettiğinde, oyuncuların yarısı ayrıldı.When the national hockey team visited America, half the players defected.
O şehirden ayrıldı.He left town.
Tom'un ebeveynleri ayrıldı.Tom's parents have separated.
Tom faturayı ödedi ve restorandan ayrıldı.Tom paid the bill and left the restaurant.
Tom ve onun karısı ayrıldı.Tom and his wife have separated.
Birlik, ayrılıktan daha iyidir.Unity is better than disunity.
Tom 2013 yılında şirketten ayrıldı.Tom left the company in 2013.
Tom ayrılmadan önce beni öptü.Tom kissed me before he left.
Tom iş için her zamankinden daha erken ayrıldı.Tom left for work earlier than usual.
Benim ayrılmak için hiç acelem yok.I'm in no hurry to leave.
Brexit İngilterenin AB'den ayrılması anlamına gelir.Brexit means Brexit.
Tom ofisten erken ayrıldı.Tom left the office early.
Asla buradan ayrılmak istemiyorum.I never want to leave here.
Benim için ayrılma zamanı.It's time for me to leave.
Sen mi Tom'la ayrıldın yoksa o mu seninle ayrıldı.Did you break up with Tom or did he break up with you?
O dün Osaka'dan ayrıldı.She left Osaka yesterday.

İlgili Sayfalar