ayrıl ile cümle

ayrıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Dan kolejden ayrılıp Kanada'ya taşınmayı planladı.Dan planned to drop out of college and move to Canada.
Dan öfkesini kaybedip Linda'ya hakaret etti ve ayrıldı.Dan lost his temper, insulted Linda and left.
Karım kasabadan birkaç günlüğüne ayrılıyor.My wife is leaving town for a few days.
Tom ve Mary'nin ayrıldığını biliyorsun, değil mi?You do know that Tom and Mary broke up, don't you?
Birisi Tom'un karısından ayrıldığını söyledi.Someone told me Tom left his wife.
Tom ve Mary'nin ayrıldıklarını duydum.I heard that Tom and Mary have split up.
Tom yarın ayrılmaya karar verdi.Tom has decided to leave tomorrow.
Tom'un odadan ayrıldığını gördüm.I saw Tom leave the room.
Yarına kadar ayrılmıyorsun, değil mi?You aren't leaving until tomorrow, right?
Lütfen sundurmamdan ayrıl.Please get off my porch.
Tom ve Mary ekim ayı sonunda Boston'dan ayrıldı.Tom and Mary left Boston at the end of October.
Bir dakika için bir yere ayrılmaz mısınız?Would you stick around for a minute?
Benimle ayrılıyor musun?Are you breaking up with me?
Tom evden ayrılmak üzereydi.Tom was about to leave the house.
Tom sadece bir süre önce ayrıldı.Tom left just a while ago.
Tom otuz dakika önce ayrıldı.Tom left thirty minutes ago.
Tom geçen yıl aramızdan ayrıldı.Tom passed away last year.
Avustralya'dan neden ayrıldınız?Why did you leave Australia?
Tom, Mary'den ayrıldıktan sonra bir süre arabasında yaşadı.Tom lived in his car for a while after he broke up with Mary.
Eğer yakında bir iş bulamazsan, ayrılıyoruz.If you don't get a job soon, we're breaking up.
Tom geçen hafta Mary'den ayrıldı.Tom broke up with Mary last week.
Tom sabahleyin ayrılıyor.Tom is leaving in the morning.
Tom veda bile etmeden ofisten ayrıldı.Tom left the office without even saying goodbye.
Tom ve Mary ayrılamaz.Tom and Mary are inseparable.
O çok yakında ayrıldı.She departed very soon.
Tom hiddetle toplantıdan ayrıldı.Tom stormed out of the meeting.
Bu sabah ne zaman evinden ayrıldın?What time did you leave your house this morning?
Tom ve Mary ayrılık denemesi konusunda anlaştılar.Tom and Mary agreed on a trial separation.
Siz ikiniz ayrıldınız mı?Did you two break up?
İsveççe fiiller genellikle dört çekime ayrılır.Swedish verbs are generally divided into four conjugations.
Havaalanı için bir sonraki tren 2. platformdan ayrılacak.The next train for the airport will depart from platform two.
O ayrılmak üzereyken vedalaştı.He said farewell as he was about to leave.
Yemeğimiz için ödeme yaptık ve sonra ayrıldık.We paid for our food and then left.
Yaklaşık 10 dakika önce ayrıldı.He left about 10 minutes ago.
Boşanma genellikle acı bir ayrılıktır.Divorce is generally a painful parting.
Lütfen zamanında ayrıldığımıza emin ol.Please make sure that we leave on time.
Şiddetli yağmura rağmen o ayrılmaya karar verdi.Despite the heavy rain, he decided to leave.
Herkesin ayrılmasını istedik.We asked everybody to leave.
Tom, Mary'yi işinden ayrılmaya ikna etmekte zorluk yaşadı.Tom had difficulty convincing Mary to quit her job.
Ben 2.30 sonrasına kadar ayrılmadım.I didn't leave until after 2:30.
Tom yıl sonunda şirketten ayrılacak.Tom will leave the company at the end of the year.
Ben bu adadan ayrılmak istiyorum.I want to get off this island.
Ben asla Boston'dan ayrılmak istemedim ama hiç şansım yoktu.I never wanted to leave Boston, but I had no choice.
Herkesin ayrılmasını istiyoruz.We want everybody to leave.
Tom'un ayrılması gerekir.Tom needs to leave.
Tom yaklaşık otuz dakika önce ayrıldı.Tom left about thirty minutes ago.
Biz muhtemelen erken ayrılmalıydık.We probably should've left early.
Tom bu kadar erken ayrılmamalıydı.Tom shouldn't have left so early.
Tom pazartesi sabahı erkenden ayrıldı.Tom left early Monday morning.
Tom on üç yaşında okuldan ayrıldı.Tom left school at thirteen.
Tom'un ayrılmaması gerekirdi.Tom shouldn't have left.
Biz derhal ayrıldık.We left immediately.
Biz gizlice ayrıldık.We left in secret.
Tom neden ayrılmalı?Why should Tom quit?
"Bu gece ayrılıyorum." "Yeme beni!""I'm leaving tonight." "Don't give me that!"
Otobüs ayrılmak üzereydi.The bus was about to leave.
O, memleketinden ayrılıp gitti.She left her hometown.
O, telefon görüşmesi yapmak için birkaç kez masadan ayrıldı.She left the table several times to make phone calls.
Onlar o partiden sonra ayrılmaz oldular.They became inseparable after that party.
Geçenlerde üç yıllık erkek arkadaşımdan ayrıldım.I recently broke up with my boyfriend of three years.

İlgili Sayfalar