2013'ün başında ayrılıklarını açıklamışlardır.Begin 2013 zijn zij uit elkaar gegaan.
Elisabeth ona ya sürgüne gitmesini ya da bir manastıra girmesini tavsiye ettiğini bildirir ve oradan ayrılır.Elisabeth vertelt haar dat ze in het klooster moet treden of in ballingschap moet gaan en vertrekt.
Aynı akım (I diyelim) sağ plaka gelir ve sol plakadan ayrılır.In de rechterhand houdt hij een opengevouwen brief.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Dan komt het verraad.
Obalar ayrılınca Ertuğrul'la beraber göç etmiştir.Toen zij daarin lukte, werd het brouwen gewoonweg verboden.
Bunlar iki büyük gruba ayrılır.Dit zijn de twee grote groepen.
Onlar ayrılırlar.En dan vertrekken ze...
Aile, evlerinden ayrılıp çok daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldı.Het achtergebleven gezin moest verhuizen naar een veel eenvoudigere woning.
Amelia ayrılır.Jimmy moet vertrekken.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.Hij druipt woedend af.
Genç kız bunu sevinçle dinlemiştir ve Erik umutsuzlukla oradan ayrılır.Senta luistert verrukt waarna Erik wanhopig wordt en haar achterlaat.
Bu harf alt ve üst şeklinde ikiye ayrılırsa 2 sözcük daha çıkar.In de M en hoger is dit al na twee weigeringen.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.De engelen maanden Lot en zijn gezin Sodom te verlaten en geboden hen niet om te kijken.
1994 yılında birlikten ayrılıncaya kadar 12 yıl hizmet eder.Dit mandaat oefende hij 12 jaar uit tot in 1994.
Kendi içinde dört ana kısma ayrılır.Integendeel, de lasten verviervoudigden zelfs.
Eğer ölümden başka bir nedenle senden ayrılırsam, RAB bana daha kötüsünü yapsın" dedi.Houdt gij u dan voldaan, zo ben ik 't meer dan gij, Zoet vrouwtje, wier gebed gebod is over mij.
1977 ortasında çeşitli konulardaki görüş ayrılıkları nedeniyle tekrar ayrıldı.In 1976 valt Mass Moving, wegens verschillende meningen, uit elkaar.
Haydarî ve Klâzî olarak iki gruba ayrılırlar.Erworden twee vaste en twee losse gebinten onderscheiden.
Her ikisi de odadan ayrılır.De twee sluiten de kamer.
Gabriele bunu hemen yapmak için sahneden ayrılır.Gabriëlle wil er nu opeens vandoor.
Ama bu gözetim konusunda görüş ayrılıkları vardır.Er zijn echter twijfels over deze waarneming.
Her manvantara kendi içinde çağlara ayrılır.Bij elke opgaande slag wordt de zaagslede naar voren bewogen.
Parlamento ile Yeni Ordu arasında da görüş ayrılığı bulunmaktadır.Tijdens de eerste lezing is er uitgebreid contact tussen Parlement en Raad.
İl, 10 tane ilçeye ayrılır.Bijvoorbeeld: A♠ K♠ Q♠ J♠ 10♠.
Bahşlar da kendi içinde dört dehistana ayrılır.Rondom de binnenplaats kwamen vier iwans (ingangen).
İl, 4 tane ilçeye ayrılır.Ik ga dood aan jou 4.
Fakat artık manastırdan ayrılıp çalışmak zorundadır.Uiteindelijk besluit ze het klooster te verlaten.
Angola'da bir kuvvetler ayrılığından bahsedilememektedir.Zij spreekt zich niet uit over een mogelijke splitsing van België.
Muharebenin ardından Charles İtalya'dan hiçbir kazanç sağlayamamış şekilde ayrılır.Karel trok zich terug uit Italië, zonder iets gewonnen te hebben.
1847'de buradan ayrılıp Brussels'e taşındı ve 1887'ye kadar burada kaldı.In 1847 verliet hij vrij plotseling Den Haag en ging te Brussel wonen; hij bleef er tot in 1887.
Billy dava sonuçlanınca ayrılır.Billy werkt nog een laatste rechtszaak af.
Sistem ve çevre bir sınırla birbirlerinden ayrılırlar.Tussen de omgeving en het systeem valt een systeemgrens te onderkennen.
Eş konumundaki cariyeler de bu şekilde kendi içinde ikiye ayrılırlar.Beide echtgenoten verwerken hun verlies op hun manier.
İkisi ayrılırlar.Beiden gaan af.
Müdür ve eşi ordan ayrılırlar.De opdrachtgever en zijn vrouw.
Sonuç olarak, 1960'taki Çin-Sovyet ayrılığı sonrasında tüm Sovyet teknolojik yardımları aniden geri çekildi.In 1960 verbrak opeens de Sovjet-Unie zijn contracten voor technische hulp.
O sırada Elvira ve Lindoro Cezayir'den ayrılırken veda etmek için salona girerler.Dan komen Lindoro, Elvira en Zulma binnen om afscheid te nemen.
Süperiletkenler bu parçalanmanın nasıl olduğuna göre ikiye ayrılırlar.De sterrenhoop als zodanig zal dus uit elkaar vallen.
Bu bir insan saçının 32 km uzaktan görülen genişliğinde bir açısal ayrılığa eşdeğerdir.Deze hoek komt overeen met de dikte van een mensenhaar gezien op een afstand van 32 km.
Posa Carlos'a İspanya'dan ayrılıp Flandra'ya gitmesini tavsiye edebileceğini söyler.Posa moedigt hem aan Spanje te verlaten en naar Vlaanderen te gaan.
Anayasa güçler ayrılığı içerir.Voorts voorziet de grondwet in de scheiding der machten.
Ağır Semai ve Yörük Semai olmak üzere ikiye ayrılırlar.Nadien worden zij en het Hart weer gescheiden.
Ülke yapısı belirli bölümlere ayrılırdı.Het westelijke deel was in afzonderlijke delen uiteengevallen.
Tommy verilen görevi yapmak üzere yattan ayrılır.Tommy krijgt de taak om deze opdracht uit te voeren.
Ses bükme Üfleyerek bükme ve Çekerek bükme olarak ikiye ayrılır.De klank is afwisselend ijl en vol (Sleepless 2).
Şarkı, Furtado'nun kızının babası olan DJ Jasper Gahunia ile ayrılıkları hakkındadır.In God's Hands gaat over het beëindigen van de relatie met DJ Jasper Gahunia, met wie zij een dochter heeft.
Ambardan ayrılırlar.Uit de kast komen.
Üzücü bir karar vererek memleketinden ayrılır ve Fransa’ya yerleşmeye karar verir.Omdat hij vreesde voor zijn leven besloot hij Frankrijk te verlaten.
Bu duruma sevinen Charlie Dayı, Oakey kasabadan ayrılıp San Fransisco'ya gitmeye karar verir.Oom Charlie kondigt aan met de trein naar San Francisco te vertrekken.
En iyi altkanat desenleri ile ayrılırlar.Met de verlengingen naar Oegstgeest resp.
Bir süre sonra bu yüzden ayrılırlar .Daarna gaan ze uit elkaar.
Ayrılığın olduğu yerde insan başka bir şeyi görür.Alleen achtergebleven krijgt de vrouw echter een ander visioen.
Herkes onu yalnız bırakıp sahneden ayrılır.Iedereen komt uit z'n rol en verlaat het dorp.
İzanami'nin buna öfkelenmesi üzerine ayrılırlar.Annalisa breekt hierop in woede uit.
"Ayrılık hiç kolay olmadı..."Weglopen was niet netjes geweest."
1977'deki "Freeways" albümünden sonra Randy Bachman solo kariyer yapmak üzere gruptan ayrılır.In 1977 verliet Randy Bachman de groep, om een solocarrière na te streven.
İki ana kola ayrılır.De twee voorste rijtuigen ontsporen.
Belediye Başkanı oradan ayrılır.De burgemeester voert de verplaatsing uit.
Sonra mutluymuş rolü yapamadığını fark ediyor ve sahneden ayrılıyor.Ook weet hij geen enkele dans te doen en verlaat zielig het podium.
Daha sonra bir daha karşılaşmamayı dileyerek ayrılırlar.Ze besluiten het hierna niet opnieuw te proberen.