Ne zaman istersem ayrılırım.I can leave whenever I want.
Kendim ve o arasındaki ayrılık sancılı ama gerekliydi.The separation between myself and him was painful, but necessary.
Ne zaman işten ayrılıyorsun?When are you getting off work?
Saat 2.30'da işten ayrılırım.I get off work at 2:30.
Okuldan ayrılıp bir iş bulmak zorunda kaldım.I had to drop out of college and get a job.
Sana küçük bir ayrılık hediyesi getirdim.I've brought you a little going away present.
Tom ve Mary ayrılıyorlar.Tom and Mary are splitting up.
Tom odadan ayrılırken Mary'ye gülümsedi.Tom smiled at Mary as he left the room.
Bu akşam ayrılıyorum.I leave this evening.
Tren istasyondan ayrılıyor.The train is leaving the station.
Emily bu sabah Paris'ten ayrılıyor.Emily is leaving Paris this morning.
Okuldan ayrılırsan pişman olacağını düşünüyorum.I think you'll regret it if you drop out of school.
Bu öğleden sonra ayrılıyorum.I'm checking out this afternoon.
Yarın ayrılıyor olacağım.I'll be leaving tomorrow.
Bir hafta içinde ayrılıyorum.I'm leaving in a week.
O dokuzda ayrılıyor.She is leaving at nine o'clock.
Yarın sabah Japonya'dan ayrılıyoruz.Tomorrow morning we're leaving Japan.
Yarın sabah Boston'dan ayrılıyorum.I'm leaving Boston tomorrow morning.
2.30'da ayrılıyorum.I'm leaving at 2:30.
Babam her gün saat sekizde iş için ayrılır.Every day my dad leaves for work at eight o'clock.
Evimden sabah 8.00'de ayrılırım.I leave my house at 8:00 in the morning.
Ben ayrılıyorum ama ağlamak zorunda değilsiniz.I'm leaving, but you don't have to cry.
Benim yüzümden ayrılıyorsun.You leave because of me.
Buluşmak ayrılığın başlangıcıdır.Meeting is the beginning of separation.
Tom neden ayrılıyor?Why is Tom leaving?
Onun gece boyunca otelden ayrılıp ayrılmadığını biliyor musun?Do you know if he left the hotel during the night?
Evden sabah 7.30'da ayrılırım.I leave home at 7:30 in the morning.
Tom Mary'den ayrılırsa pişman olur.If Tom breaks up with Mary, he'll regret it.
Tom odadan ayrılırken beni selamladı.Tom bowed to me as he left the room.
Bu koltuk birisi için mi ayrılıyor?Is this seat being saved for anybody?
Tom beşte işten ayrılır.Tom gets off work at five.
Tom yarın Boston'dan ayrılıyor.Tom is leaving Boston tomorrow.
Boston'dan ayrılıyor musun?Are you leaving Boston?
O benden ayrılırken beni asla unutmayacağını söyledi.As she was leaving me, she said that she would never forget me.
Bu yüzden mi ayrılıyorsun?Is that why you're leaving?
Şimdi ayrılıyor olmalıyız.We must be leaving now.
Ben kentten ayrılıyorum.I'm leaving town.
İngiltere ve Fransa, Manş deniziyle ayrılır.England and France are separated by the English Channel.
İngiltere ve Fransa, Manş denizi tarafından ayrılır.England and France are separated by the English Channel.
İki ülke Fransa ve İtalya, Alpler tarafından ayrılır.The two countries of France and Italy are divided by the Alps.
Yarın buradan ayrılıyoruz.We're leaving here tomorrow.
Gelecek ay Boston'dan ayrılıyoruz.We're leaving Boston next month.
Otuz dakika içinde ayrılıyoruz.We're leaving in thirty minutes.
Bu öğleden sonra ayrılıyoruz.We're leaving this afternoon.
Biz birkaç dakika içinde ayrılıyor olacağız.We'll be leaving in a few minutes.
Tom on üç yaşındayken okuldan ayrılıp çalışmaya başladı.Tom dropped out of school and started working when he was thirteen.
Mark dün ayrıldı, sen yarın ayrılacaksın ve ben bugün ayrılıyorum.Mark left yesterday, you will leave tomorrow, and I am leaving today.
Tom neden bu kadar çabuk ayrılıyor?Why is Tom leaving so soon?
Tom yarın Boston'dan ayrılıyor, değil mi?Tom is leaving Boston tomorrow, isn't he?
Tom 2.30'da ayrılıyor.Tom is leaving at 2:30.
Tom üç aylığına ayrılıyor.Tom is leaving for three months.
On dakika içinde ayrılıyorum.I'm leaving in ten minutes.
Tom'la ayrılıyor musun?Are you breaking up with Tom?
"Bizim trenimiz saat 9'da ayrılıyor" - "Merak etmeyin. Biz bunu yapacağız.""Our train leaves at 9" - "Don't worry. We'll make it."
Okuldan ayrılıyorum.I'm dropping out of school.
8.15'te evden ayrılırım ve 8.45'te okula varırım.I leave the house at eight fifteen, and arrive at school at eight forty‐five.
Yakında ayrılıyor musun?Are you leaving soon?
O odadan ayrılırken lambayı kapattı.As he left the room, he turned off the light.
Eğer erken ayrılırsam umarım sizin için bir sakıncası yoktur.I hope you don't mind if I leave early.
Misafirlerimiz kısa süre içinde ayrılıyor olacaklar.Our guests will be leaving shortly.