Fred ve Gunn ayrılır.Fred et Gunn se retrouvent donc seuls.
Yürüyerek gidiyorum, hiç acelem yok ayrılığa.Avec les Chemins, j’étais occupé sans être diverti, accaparé sans être absent.
30 Ocak 2008 de gruptan ayrılır.Le 31 janvier, ils quittèrent définitivement la commune.
Anne ve babası ayrılırlar.Les parents s'en vont.
Sonraki birkaç yıl boyunca fikir ayrılıkları ve hizipleşmeler ortaya çıktı.Depuis quelques siècles, les idées et les découvertes s’accélèrent.
İlk Fitne döneminde Müslümanlar arasında başgösteren ayrılıklara ve mücadelelere karışmamaya çalıştı.Il croyait que la première étape importante était la lutte contre la confusion régnant chez les musulmans.
Evlerinden ayrılırlarken zaman kaybetmediler.Salieron de sus casas sin perder tiempo.
Sadece Pasifik Okyanusu tarafından ayrılıyoruz.Sólo estamos separados por el océano Pacífico.
Ben Mart ayında ayrılıyorum.Me voy a ir en Marzo.
Tom Kobe'den yarın sabah ayrılıyor.Tom sale de Kobe mañana en la mañana.
Tom 5:00'te işten ayrılır.Tom sale de trabajar a las cinco.
Gelecek hafta ayrılıyorum.Me voy la semana que viene.
İki kasaba bir nehirle ayrılır.Las dos ciudades están separadas por un río.
Meğerse bir ayrılık yokmuş. Onlar tekrar bir arada kalmaya karar vermişler.Al parecer no hubo separación. Ellos decidieron quedarse juntos de nuevo.
Evimizden ayrılın.Váyase de nuestra casa.
Yarın sabah Boston'dan ayrılıyorum.Me iré de Boston mañana por la mañana.
Toplantı salonundan ayrılırken lütfen ışığı kapatın.Por favor, apague la luz al salir de la sala de reuniones.
Bunların arası selam ile ayrılır.Entre ellos, se saludan con la exclamación Veselo!
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.Se separaron enojados.
Kardeşlik içinde, ayrılık olmadan, Özgürlük şarkısını söyleyelim!En fraternidad, sin separación, ¡cantemos Libertad!
Grup dağıldıktan sonra O'Brien, Cincinnati'den ayrılıp yeni bir grup aramaya karar verdi.Después de la desintegración de la banda, O'Brien decidió mudarse de Cincinnati y buscar una nueva banda.
Birlikte üç romantik gün geçirirler, ardından Oliver ayrılır ve kalbi kırılmış olan Elio eve döner.Pasan tres días románticos juntos, después de lo cual Oliver se va, y un Elio desconsolado regresa a casa.
(Feynman) Fizik kanunları bilimsel teorilerden basitliklerinden dolayı ayrılır.(Feynman) Las leyes físicas se distinguen de las teorías científicas por su simplicidad.
Edgardo ayrılır.Edgardo se marcha.
Barton otelden kutu ve senaryo ile ayrılır.Barton deja el hotel, cargando con la caja y el guion.
Minnie ve Johnson yeni bir yaşama başlamak üzere Kaliforniya'dan ayrılırlar.Minnie y Dick Johnson se marchan de California para iniciar una nueva vida juntos.
Bir ayrılığın seni üzmesine asla izin verme.Nunca te entristezcas por una separación.
İki türe ayrılır: "Kevlar" 29 ve "Kevlar 49".Esencialmente hay dos tipos de fibras de kevlar: kevlar 29 y kevlar 49.
Sonra mutluymuş rolü yapamadığını fark ediyor ve sahneden ayrılıyor.A continuación, se da cuenta que no puede fingir ser feliz y abandona el escenario.
Genç kız bunu sevinçle dinlemiştir ve Erik umutsuzlukla oradan ayrılır.Ella le escucha complacida, y Erik se marcha desesperado.
Elisabeth ona ya sürgüne gitmesini ya da bir manastıra girmesini tavsiye ettiğini bildirir ve oradan ayrılır.Isabel le dice que debe irse al exilio o entrar en un convento, y sale.
Nenê'nin ayrılışından sonraki ilk maçında, Faried 18 sayı, 16 ribaund buldu.En su primer partido después del traspaso de Nenê, Faried logró 18 puntos y un récord personal de 16 rebotes.
Daha sonra bölümün hikâyesi örgülere ve sahnelere "ayrılırdı".Luego, la historia del episodio se «rompió» en actos y escenas.
Ayet, İşte bu, sen ile ben'in arasındaki ayrılıktır.Mi presencia entre vosotros será la señal del combate”.
Kendi aralarında din işlerini bilenler (ukkâl) ve bilmeyenler (cuhhâl) diye ikiye ayrılırlar.Ambos hacen el pacto de lograr las metas, sabiendo pues, que jamás volverán a verse.
Rinucchio noteri getirmek için ayrılır.Rinuccio corre a buscar al notario.
Bazı köylüuler kiliseye giderler; diğerleri ise hala şarkı söyleyerek meydandan ayrılırlar.Algunos campesinos entran en la iglesia, otros van paseando mientras su canto disminuye.
Glenn ona cevap vermeden oradan ayrılır.Glenn deja antes de decir de nuevo.
Daryl ona cevap vermediğinde Beth sinirlenir ve bıçağını alıp oradan ayrılır.Cuando Daryl no le responde, ella airadamente toma su cuchillo y se va.
1969 Çin-Sovyet ayrılığı sırasındaki sınır çarpışmasında, PLA bir Sovyet T-62'sini ele geçirmiştir.Durante el conflicto fronterizo de 1969, el ejército chino capturó un T-62 soviético.
Summer tebrik kartı şirketinden ayrılır.Summer renuncia a su trabajo en la compañía de tarjetas.
Michael fazla zamanı olmadığını söyler ve ordan ayrılır.Michael responde que no tiene mucho tiempo de sobra.
Kont ve Clarion tiyatro trübü ile birlikte Paris'e gitmek için ayrılırlar.El Conde y Clairon se marchan a París con la compañía teatral.
RAB Musa'ya, "Bu topluluğun arasından ayrılın da onları birden yok edeyim" dedi.Musa muy exasperado le dijo: "¡Has matado a una criatura inocente quien no había hecho daño a nadie!".
Her ikisi de odadan ayrılır.Ambos agentes salen de la habitación.
Utanarak oradan ayrılır ve olanları unutmasını söyler ve Quinn'e geri döner.Avergonzado, él se va, diciéndole a Rachel que olvide que eso sucedió, y vuelve con Quinn.
Abruzzi tedavi edilmek için helikopterle Fox River'dan ayrılır.Abruzzi es evacuado fuera de Fox River para ser tratado de sus heridas.
Kazakistan, 2002 yılında AFC'den ayrılıp UEFA'ya üye oldu.Así Kazajistán abandonaba la AFC y se afiliaba a la UEFA.
Herkes Otello ve Desdemona'yı yalnız bırakarak oradan ayrılırlar.Los chipriotas dejan a solas a Otelo y Desdémona.
Bu tabakalar da kendi aralarında alt tabakalara (Jatiler) ayrılır.Estas células dejan un espacio entre ellas (ostíolo).
Bundan çok hayal kırıklığına uğrayan Magdalena David'e getirdiği yiyecekleri vermeden hemen oradan ayrılır.En su disgusto, Magdalena se marcha sin dar a David la comida que ella le había traído.
Kadınlar ayrılırlar ve Lola'yı da birlikte götürürler.Las mujeres se llevan a Lola.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Al borde la traición.
İl, 5 tane ilçeye ayrılır.Sea que 5 divide a s×t.
Doktor ve Clara oradan ayrılır.El Doctor y Clara se despiden de todos.
Sonra da Vader'ı Ayrılıkçıları öldürmesi için Mustafar gezegenine yollar.Después acude al planeta Mustafar para cumplir con su siguiente misión.
Şarkı sona erince iyi giyinmiş bir erkek bu kalabalıktan ayrılır ve sahnenin öbür tarafına geçer.Al acabar la canción, un hombre bien vestido sale del público y entra en escena.
Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler.Aunque en aquella ocasión no los ingirió, ahora tenía conocimiento de éstos.
Carling Tyler'ın ayrılışından sonra, Hunt'ın baş dedektif olması gerektiğini düşünür.Carling se molesta con la llegada de Tyler, ya que esperaba ser el detective senior de Hunt.
İş bölümü yaş ve cinsiyete göre ayrılır.El trabajo era dividido según sexo y edad.