Ana içeriğe geç
Sözlük

ayrılı ile cümle

ayrılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Anayasada kuvvetler ayrılığına vurgu yapılmış, bağımsız bir yargı sistemi garanti edilmiştir.Von Verfassung wegen ist eine Gewaltenteilung vorgesehen.
İkili ayrılır ve ikisinin de peşine düşer.Er folgt ihr und beide kommen sich näher.
2013'ün başında ayrılıklarını açıklamışlardır.Das Paar gab Anfang 2013 seine Trennung bekannt.
Bölgenin başkenti Valdivia'dır ve Valdivia ve Ranco (başkenti La Unión) adlı eyaletlere ayrılır.Die Region unterteilt sich in die Provinzen Valdivia und Ranco (Hauptstadt La Unión).
1988'de αlabay Berlin'den ayrılıp, Almanya'nın güneybatısına yerleşti.1988 verließ αlabay Berlin und zog nach Südwestdeutschland.
Bob ertesi sabah kasabadan ayrılır.Alex verlässt am nächsten Morgen die Stadt.
Her ikisi de odadan ayrılır.Beide konnten vom Saal aus betreten werden.
Laikliğin güçlü bir savunucusu olan Eflak, din ve devlet işlerinin ayrılığını savunmaktaydı.Er war zeit seines Lebens ein strikter Verfechter der Trennung von Kirche und Staat.
1911 Alfred Adler'in ayrılışı.1938 verliert sich die Spur von Alfred Adler.
Çandıkların bir bölümü daha sonraki dönemlerde bulundukları bölgeden ayrılıp başka yerlere göç etmişlerdir.Die Hochwasser erreichten über Oder und Weichsel dann nach und nach auch andere Landesteile.
Baba Mason ona ayrılığı hakkında tavsiye verir.Pater Benedikt überzeugt sie, die Beichte bei ihm abzulegen.
Fakat bu grupların görevleri arasındaki farklılık ve ayrılık tam olarak belli değildir.Existenz und Schicksal beider Werke sind jedoch unklar.
Ancak teferruata ait kırka yakın konuda fikir ayrılığına düşmüşlerdir.Die Bogenbrücke überspannt den Forth mit vier ausgemauerten, beinahe halbrunden Segmentbögen.
Bu sporda akarsular zorluk derecesine göre altı dereceye ayrılırlar.Die Darstellungen der Resultate weichen in dieser Disziplin ab Rang sechs erheblich voneinander ab.
Hepsi de politik güçlerin ayrılığını benimsediler.Sie möchte unabhängig von politischen Kräften sein.
U4 ve U1 kompleksden ayrılırlar.Hier treffen die Linien U1 und U4 aufeinander.
2 hafta sonra annelerinden ayrılırlar.Nach 30 Tagen verlassen sie ihre Eltern.
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.Sie laufen zusammen glücklich aus der Anstalt.
İkisi ayrılırlar.Beide trennen sich.
İki alt türe ayrılır.Die zwei Nebenblätter fallen ab.
İdari olarak Rishiri ve Rishirifuji kasabalarına ayrılır.Der Landkreis besteht aus den Städten Rishiri und Rishirifuji.
Şeylerdeki gerçeklik gibi önermeler de adlarına ayrılırlar.Sätze zerfallen – wie die Wirklichkeit in Dinge – in deren Namen.
Obalar ayrılınca Ertuğrul'la beraber göç etmiştir.Nachdem er zufällig auf Anand trifft, begleitet er ihn zu ihr.
Hükümet, temsili özellik taşıyan, merkezi olmayan ve kuvvetler ayrılığı prensibine göre yapılanmıştır.Die Regierung ist repräsentativ, dezentralisiert und nach dem Prinzip der Gewaltenteilung aufgebaut.
1977 ortasında çeşitli konulardaki görüş ayrılıkları nedeniyle tekrar ayrıldı.1972 trat er wegen Meinungsverschiedenheiten mit dem Auswärtigen Amt zurück.
Bu bakımdan hamiline yazılı pay senetlerinden ayrılır.Sie blieb von seinem Vermögen getrennt.
İl, 9 tane ilçeye ayrılır.Das gibt 9. Davon nehme ich 1 weg.
108. bölümde diziden ayrılır.Mit seinem zweiten Tor in der 108.
Bu son ayrılıktan kısa süre sonra üç yıl sürecek olan cinayet sürecine girdi.Und auch diesmal sind drei Jahre nach dem letzten Mord vergangen.
Belediye Başkanı oradan ayrılır.Der Bürgermeister setzte sich aber darüber hinweg.
Sonra da sahneden ayrılır.Hierauf zog er sich von der Bühne zurück.
On saniye sonra uzayaracı roketten ayrılır ve yörüngeye girer.Die Rakete zündet nach einigen Sekunden und steigt in den Weltraum auf.
Ölüm olayında ruh ve fiziksel beden birbirlerinden ayrılır.Aus Sicherheitsgründen wurden sein Körper und Geist voneinander getrennt.
Bu değer 7’şer byte’tan oluşan 3 parçaya ayrılır.Wenn er gelähmt wird, zahle man 3 Schillinge.")
Tokyo özel bir statüye sahip olup bunlara ek olarak 23 özel semte ayrılır.Die 23 Bezirke Tokios haben eine Sonderstellung und zählen nicht zu den Bezirken in diesem Sinn.
Etli meyveler de üzümsü (bakka) ve eriksi (drupa) olmak üzere ikiye ayrılır.So auf den blühenden Doppeldolden von Süßdolde (Myrrhis) und Giersch; aber angeblich auch an Fäkalien.
Yeleli kurtlar yaşam tarzlarıyla diğer yaban köpeklerinden önemli ölçüde ayrılırlar.Von anderen großen Wildhunden weichen Mähnenwölfe in der Lebensweise beträchtlich ab.
Bu iller de 333 ilçeye (müdüriye) ayrılır.Ihr ähnelt die spanische Reihe 333.
Lee Ji Hyun çok kızar ve işten ayrılır.Wütend droht Lee Kei Yang und verlässt sein Anwesen.
Her manvantara kendi içinde çağlara ayrılır.Und so bekommt jeder von der Angebeteten eine Abfuhr.
Anayasa güçler ayrılığı içerir.Die Verfassung setzt die Idee der Gewaltenteilung um.
Bu ayrılık sonra Kardaşlar bir kez daha yeniden yapılandı.Diese Verteilung blieb auch erhalten, als die Spanier wieder kamen.
Fakat bir süre sonra Rachel nedeniyle ayrılırlar.Daraufhin trennt sich Rachel von ihm.
Pakistan, Beluçların ayrılıkçı eylemlerine destek verdiği gerekçesi ile Hindistan'ı suçladı.Indien beschuldigte Pakistan, diese Einheiten zu unterstützen.
Birlikte bağdan kurtulurlar ve yolları ayrılır.Wieder im Tal angekommen, trennen sich ihre Wege.
Guatemala 22 departmana (departamentos): ayrılır.Guatemala ist in 22 Verwaltungsbezirke (Departamentos) unterteilt.
Prenses vesika ile manastırdan ayrılır.Schockiert verlässt die junge Frau daraufhin das Kloster.
Spike ise şehirden ayrılır.Charlotte verlässt die Stadt.
Sonra odadan ayrılır.Dann verlässt er das Zimmer.
Baba-oğul, tekne ile oradan ayrılırlar.Väinämöinen reist mit seinem Boot ab.
Tanrılar kendi tasvirlerinde yaşayarak gizli konumlarından ayrılıp fiziksel bir biçim içine girerdi.Die Götter konnten dem Theurgen, der sich an sie wandte, in einer körperlichen Gestalt erscheinen.
İhtiyaç kadarı da tohum olarak ayrılır.Auch die kärgliche Nahrung will eingeteilt sein.
Fakat artık manastırdan ayrılıp çalışmak zorundadır.Sie wolle im Kloster bleiben und dienen.
Homeros'a göre, insan bayıldığında psyche bedenden ayrılıyordu.Bei Homer ist die Seele (psychê) das, was einen Leichnam verlässt.
If clause cümlenin başında ise, genellikle virgül ile ayrılır.Der Hauptakzent liegt im Satz auf dem Rhema, meistens gegen Ende des Satzes.
Summerslam'de görüşeceğiz" der ve oradan ayrılır.Merzouga: Milomaki – Vom Vergessen und Verschwinden.
Ama oradan ayrılırken yatak odasındaki bütün kapıları kilitler.Doch wohin sie auch rennt, alle Türen sind verschlossen.
Geleneksel olarak Middle Sunday (Ortadaki Pazar günü) karşılaşma yapılmaz ve dinlenmeye ayrılır.Liste von ehemaligen Schweizer Sonntagszeitungen Am Sonntag sollen sie lesen – nicht ruhen.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Durch die Ehescheidung wird die Ehe aufgelöst.
1394a ve 1394b olarak ayrılır.Hier S. 491b-493a.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod