Ana içeriğe geç
Sözlük

ayrıcalı ile cümle

ayrıcalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınAssocie-se ao QVI Club hoje e desfrute de inigualáveis privilégios de férias
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınBergabunglah dengan QVI Club hari ini juga untuk menikmati keistimewaan berlibur
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınRejoignez le QVI Club aujourd'hui même et profitez de fabuleux privilèges pour vos vacances.
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınÚnase hoy a QVI Club y disfrute de maravillosos privilegios de vacaciones
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınВступайте в QVI Club сегодня, чтобы получить замечательные преимущества от отдыха.
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınانضم إلى QVI Club اليوم للاستمتاع بامتيازات رائعة لقضاء إجازتك
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Deixem-me dizer: O meu trabalho é um privilégio, porque vivemos um tempo especial.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Dovoľte, aby som povedal, že moja práca je privilégiom, lebo žijeme vo výnimočnej dobe.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Hadd mondjam el, hogy az állásom kiváltságos, mert különleges időkben élünk.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Ich möchte Ihnen nur sagen, dass mein Job ein Privileg ist, weil wir in einer besonderen Zeit leben.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Jeg har et privilegeret job, fordi vi lever i en speciel tid.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.저는 제 직업을 영광이라고 생각합니다. 우린 특별한 시기에 있으니까요.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Laissez moi vous dire, j'ai un travail très privilégié parce que nous sommes à une époque spéciale.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Mijn werk is een privilege want we leven in een bijzondere tijd.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Moja praca jest przywilejem, ponieważ żyjemy w szczególnych czasach.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Permítanme decirles que mi trabajo es un privilegio porque estamos en una época especial.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Să vă spun doar un lucru, postul meu e un privilegiu pentru că trăim într-o epocă foarte aparte.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Vi dirò, il mio lavoro è un privilegio perché viviamo in un periodo particolare.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Θέλω να πω, κοίταξτε, η δουλειά μου είναι ένα προνόμιο επειδή είμαστε σε ιδιαίτερους καιρούς.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Нека само да кажа, вижте, работата ми е привилегия, защото живеем в необикновени времена.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Я хочу сказать только одно. Я горжусь своей работой, потому что мы живём в особое время.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.ברצוני רק לומר, תראו, העבודה שלי היא זכות מפני שאנו חיים בעידן מיוחד.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.دعوني أقول, انظروا, إن عملي ميزة لأننا في زمن مميز.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.特別な時代に生きているからです 一世代前では 今のような実験はできないでしょう
Saha içi duygular çevrimiçi çoğalır, ve ben Twitter'a maç devam ederken bakarak ayrıcalığa sahip olurum.온라인에서 전해진 감동은 현장에서 반복되기도하고 저는 경기 중 실시간으로 트위터를 확인하면서 사람들 모두가 하나가 된 것 같은 경험을 합니다.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinA városok jogot biztosítottak számára, hogy begyűjtse a kóbor állatokat, és megsemmisítse őket.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinDes municipalités leur donnaient comme mandat de débarrasser les rues des animaux errants, et de les éliminer.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek için시에서 허가를 해서 길거리에 돌아다니는 주인없는 동물들을 없애도록 한겁니다.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinKota-kota memberikan mereka hak untuk menangkap binatang liar di jalanan dan membunuhnya.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinLas ciudades les daban los permisos para deshacerse de animales callejeros y eliminarlos.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinMěsta si je najala, aby se zbavili zaběhlých zvířat na ulicích a zahubili je.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinMesto im dalo poverenie, aby sa zbavili túlavých zvierat na uliciach a utratili ich.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinMiasta wynajmowały ich, by zbierali i utylizowali bezpańskie zwierzęta z ulic SF.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinOraşele îi dădeau o autorizaţie să le scape de animalele fără stăpân de pe străzi şi să le omoare.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinOs municípios incumbiram-nos de se livrarem dos cães vadios nas ruas e eliminá-los.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinStäder gav dem rätten att rensa gatorna från herrelösa djur och ta livet av dem.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinStädte gaben ihnen den Auftrag, alle streunenden Tiere aus den Straßen zu entfernen und sie zu entsorgen.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinSteden gaven hun het recht om komaf te maken met de loslopende dieren op straat en ze te vernietigen.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinThành phố cho họ giấy phép để bắt động vật lang thang trên đường phố và giết chúng.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinΟι πόλεις τους ανέθεσαν ως καθήκον να ξεφορτωθούν τα αδέσποτα και να τα καταστρέψουν.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinГрадовете им даваха мандат да ги освободят от бездомните животни, като ги унищожат.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinМіста надавали їм право позбавлятися від бродячих тварин на вулицях, знищувати їх.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinУ них в больших городах был контракт на отлов бродячих животных и их истребление.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinבשנה ממוצעת ארבעה מיליון כלבים וחתולים נהרגו.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinلقد تعاقدت معهم المدن للتخلص من الحيوانات الضالة في الشوارع وقتلها
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek için市街から野良動物を取り除き、処分させたのです 例年400万の犬猫が殺されていました
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Beh, conoscerti è stato un onore e un privilegio.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Bueno, es un honor y un privilegio conocerte.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Ei bine, e o onoare şi un privilegiu să te cunoaştem.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.En tout cas, c'est un honneur et un privilège de pouvoir te rencontrer.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.JE: Bom, é uma honra e um privilégio conhecer-te.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Nou, het is een eer en een voorrecht om je te ontmoeten.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Nun, ich freue mich, deine Bekanntschaft zu machen.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Vâng, được gặp bạn là một hân hạnh và đặc ân.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Λοιπόν, είναι τιμή και προνόμιο που σε συνάντησα.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Ами, чест и привилегия бе да се запознаем.
Seninle tanışmak büyük bir ayrıcalık, onur duydum.Это честь и привилегия увидеть тебя.
‹‹Sen yüceliğine kavuşunca birimize sağında, ötekimize de solunda oturma ayrıcalığını ver›› dediler.A oni mu povedali: Daj nám, aby sme jeden po tvojom pravom a druhý po tvojom ľavom boku sedeli v tvojej sláve.
‹‹Sen yüceliğine kavuşunca birimize sağında, ötekimize de solunda oturma ayrıcalığını ver›› dediler.A oni mu rzekli: Daj nam, abyśmy jeden na prawicy twojej a drugi na lewicy twojej siedzieli w chwale twojej.
‹‹Sen yüceliğine kavuşunca birimize sağında, ötekimize de solunda oturma ayrıcalığını ver›› dediler.«Concedici di sedere nella tua gloria uno alla tua destra e uno alla tua sinistra»
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ayrıcalı ile cümle - Sayfa 31 - ayrıcalı kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App