Tom ayrıca gitmek istemediğini sana söylememi söyledi.Tom also asked me to tell you he doesn't want to go.
Ayrıca Japoncada benzer bir atasözü var mı?Is there also a similar proverb in Japan?
Gitmek istemiyorum ve ayrıca çok geç.I don't want to go, and besides it's too late.
Daha fazla zamana ihtiyacım var. Ayrıca biraz nakite ihtiyacım var.I need more time. I also need some cash.
Fransızca çalışıyorum. Ayrıca Almanca çalışıyorum.I study French. I also study German.
Tom ayrıca biraz Fransızca konuşabilir.Tom can also speak a little French.
Tom ayrıca biraz Fransızca konuşur.Tom also speaks a little French.
Tom ayrıca Fransızca çalışıyor.Tom is also studying French.
Tom ayrıca Fransızca mı öğreniyor?Is Tom also studying French?
Tom, ayrıca çok iyi bir aşçıdır.Tom is also a very good cook.
Çok teşekkürler. Ayrıca, gelecekte benden yardım istemeye çekinme.Thank you very much. You should also feel free to ask me for help in the future.
Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.It's a way to make a little extra on the side.
Tom ayrıca sağ ayağındaki ayak başparmağını kırdı.Tom also broke his big toe on his right foot.
Sizinle tanışmak bir ayrıcalık.It's a privilege to meet you.
Ayrıca bir araba kiralayabilirsin.You could also hire a car.
Ayrıca telefonla hava tahin raporunu alabilirsiniz.You can also get the weather forecast by telephone.
Ayrıca birkaç temiz bardağın var mı?Have you also got a few clean cups?
O sadece güzel değil fakat aynı zamanda nazik ve ayrıca zeki.She is not only beautiful, but also gentle and, furthermore, intelligent.
Ayrıca politikacıların çok yaşlı olduğunu düşünmüyor musunuz?Don't you also think that out politicians are too old?
Ayrıca nasıl dans edileceğini bilmiyorum.Furthermore, I don't know how to dance.
O ayrıca erotik bir rüyaydı.It was also a wet dream.
Tom ayrıca bir düzine yumurta satın aldı.Tom also bought a dozen eggs.
Bir Amerikalı, bir Kanadalı ve ayrıca yaklaşık on tane Alman vardı.There was one American, one Canadian, plus about ten Germans.
Ayrıca hazırlayacak ev ödevin vardı.After all, you had homework to prepare.
Ayrıca onun gözlerinde reddedilemez bir üzüntü vardı.There was also an irrefutable sadness in his eyes.
Biz ayrıca bunu bulduk.We also found this.
Ayrıca, uçabilirim.Also, I can fly.
Ayrıca bu kitabın bir ciltsiz baskısı var mı?Is there also a paperback edition of this book?
Doğal maden suyu kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum ve ayrıca nitrat içerir.Natural mineral water contains calcium, magnesium, sodium, potassium as well as nitrate.
Dan'den sadece nefret etmiyorum, ayrıca onu etrafta görmek bile istemiyorum.I don't just hate Dan – I don't even want to see him around.
Onları gördüğümde onlara söyledim. Ayrıca ona da söyledim.I told them when I saw them. I also told him.
Terminatör efsanesi ayrıca bir TV dizisi.The Terminator saga also has a television series.
Tom'un oğlu, John, ayrıca Boston polisiyle bir memur olarak çalışır.Tom's son, John, also works as an officer with the Boston police.
Ayrıca Tom artık Mary'yi sevmez.Also Tom doesn't love Mary anymore.
Her kişi, ayrıcalıklarını kötüye kullanma gücüne sahiptir.Every person has the power to abuse their privileges.
Bu kitap ayrıca Fransızca olarak mevcut.This book is also available in French.
Rütbenin ayrıcalıkları var.Rank has its privileges.
2015 uluslararası toprak yılı ve ayrıca uluslararası ışık yılıydı.2015 was the International Year of Soil and also the International Year of Light.
Ben ayrıca çok yazmaktan zevk alırım.I also enjoy writing a lot.
Tom ayrıca Mary'nin bir arkadaşı.Tom is also a friend of Mary's.
Tom ayrıca Mary'ye aşık.Tom is also in love with Mary.
Onun sürüş ayrıcalıkları iptal edildi.His driving privileges were revoked.
Tom'un ayrıca Tom adında bir oğlu var.Tom has a son also named Tom.
Ayrıca üç sivil öldürüldü.Three civilians were also killed.
Onun inatçı, terbiyesiz olduğunu biliyorum ve ayrıca o deli.l know he's stubborn, ill-bred, and what's more, he's crazy.
Ayrıca, kafeterya yiyeceğinin bir hayranı değilim.Also, I am not a fan of the cafeteria food.
Bu ayrıcalıklı bilgi.That's privileged information.
Ayrıca Fransızca olarak yazılmış.It's also written in French.
Ayrıca iş yaratmaya yardımcı olacak.It'll also help create jobs.
Ayrıca bir buldozer istiyorum.I also want a bulldozer.
Ayrıca bu kesinlikle söz konusu değil.Also that is absolutely out of the question.
Okuyorum ama ayrıca çalışıyorum.I'm studying and also working.
Fadıl ayrıca Leyla'nın çocuklarının babası olma rolünü oynadı.Fadil also played the role of being a father to Layla's kids.
Tom Fransızca bilmektedir ve ayrıca İngilizce bilmektedir.Tom speaks French and also speaks English.
Ayrıca biraz şeker almam lazım.I also need to buy some sugar.
Ayrıca biraz şeker almam gerekiyor.I also need to buy some sugar.
Ayrıca Boston'da bir evim var.I also have a house in Boston.
Ayrıca biraz Fransızca konuşuyorum.I also speak a little French.
Ben ayrıca seyahat etmekten hoşlanırım.I also enjoy traveling.
Tom'la çalışmak bir ayrıcalıktır.It's a privilege to work with Tom.