ayrı ile cümle

ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sami'nin cesedi ayrışıyordu.Sami's body was decomposing.
Sami, babası tarafından sahiplenilmiş ayrı bir çiftlik evinde yaşıyordu.Sami lived in a separate farmhouse owned by his father.
Sami'nin karısı çocuğunu yalnız başına büyütmek için ayrıldı.Sami's wife was left to raise her child alone.
Sami işinden ayrıldı.Sami quit his job.
Tom'un bu sabah saat kaçta ayrıldığını biliyor musun?Do you know what time Tom left this morning?
Tom bu sabah saat kaçta ayrıldı?What time did Tom leave this morning?
Tom üç ay önce Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston three months ago.
Sami onunla ilgili ayrıntıları bilmek istemedi.Sami didn't want to know details about that.
Ayrılmamızdan önce bir şey yemek istiyor musun?Do you want to eat something before we leave?
Sami az önce ayrıldı.Sami has just left.
Tom ayrıldığından beri birçok şey değişti.Many things have changed since Tom left.
Sami tarikattan ayrıldı.Sami left the cult.
Sami o gün erken ayrıldı.Sami left early that day.
Sami, Leyla ile ilişkisini ayrıntılı olarak anlattı.Sami detailed his relationship with Layla.
Sami ve Leyla çoktan ayrılmıştı.Sami and Layla had already separated.
Sami bir puma tarafından parçalara ayrıldı.Sami was torn to shreds by a cougar.
Sami otoparktan ayrılıyordu.Sami was leaving the parking lot.
Sami mağazadan ikinci kez ayrılırken tespit edildi.Sami was spotted leaving the store for the second time.
Sami şu an ayrılmak zorunda.Sami has to leave right now.
Gerçekten ayrılmak zorunda mısın?Do you really have to leave?
Tom ayrıldıktan sonra işler buralarda asla aynı olmayacak.Things will never be the same around here after Tom leaves.
Trenimiz saat 2.30'da ayrılıyor.Our train leaves at 2:30.
Sami ayrılmış bir okula gitti.Sami attended a segregated school.
Sami, Mısır'dan ayrıldı.Sami left Egypt.
Sami erken ayrıldı.Sami left early.
Sami, Haziran 2006'da Mısır'dan ayrıldı.Sami left Egypt in June, 2006.
Sami'nin ayrıcalıkları kısıtlandı.Sami's privileges were curtailed.
Sami ayrılıyordu.Sami was leaving.
Sami kız arkadaşı Leyla ile ayrıldı.Sami broke up with his girlfriend, Layla.
Sami ayrılırken eşyalarını aldı.Sami took his stuff when he left.
Sami işe gitmek için ikametinden ayrıldı.Sami left his residence to go to work.
Sami eve gitmek için ayrıldı.Sami left to head home.
Ben ayrılmaya hazır değildim.I wasn't ready to leave.
Ayrılmak zorundayız!We have to leave!
Yarından sonra ayrılıyorum.I leave the day after tomorrow.
Tom, Mary'nin neden Boston'dan ayrıldığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary left Boston.
Yarından sonraki gün ayrılıyorum.I'm leaving the day after tomorrow.
Yarından sonra ayrılacağım.I'm leaving the day after tomorrow.
Yarından sonraki gün ayrılacağım.I'll be leaving the day after tomorrow.
Yarından sonraki gün ayrılıyor olacağım.I'll be leaving the day after tomorrow.
Tom bana Mary'nin Boston'dan ayrıldığını söylediğinde çok şaşırdım.I was very surprised when Tom told me Mary had left Boston.
O iyi bir yüzücüdür ve o ayrıca iyi tenis oynar.He is a good swimmer and he also plays tennis well.
Tom'u ayrılmamaya ikna ettim.I convinced Tom not to leave.
Tom muhtemelen yarın ayrılacak.Tom is likely to leave tomorrow.
Zaten ayrılmam istendi.I've already been asked to leave.
Tom muhtemelen yarın ayrılmayacak.Tom won't likely leave tomorrow.
Tom'a erken ayrılmamasını çoktan istedim.I've already asked Tom not to leave early.
Tom'un ayrılma zamanı geldi.It's time Tom left.
Sami dükkândan ayrıldı.Sami left the store.
Sami mağazadan ayrıldı.Sami left the store.
Sami işlemi bitirdi ve ayrıldı.Sami finished the transaction and left.
Ekim ayında ayrılacağım.I'll leave in October.
Tom sadece yaklaşık beş dakika önce ayrıldı.Tom just left about five minutes ago.
Tom, Mary'ye erken ayrılmasını tavsiye etti.Tom suggested to Mary that she leave early.
Biri Tom'un ayrıldığını gördü mü?Did anyone see Tom leave?
Bugün erken ayrılmasan iyi olur.You'd better not leave today.
Tom ve Mary erken mi ayrıldı?Did Tom and Mary leave early?
Üzgünüm. Tom çoktan ayrıldı.I am sorry. Tom already left.
İstasyona ulaştığımda trenim çoktan ayrılmıştı.By the time I got to the station, my train had already left.
Biz olmadan ayrılmayın.Don't leave without us.
İlgili Sayfalar