ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom daha önce ayrılmış olmalıydı.Tom should've left earlier.
Boston'dan ayrılmalısın.You should leave Boston.
Neden Boston'dan ayrılıyorsun?Why are you leaving Boston?
Tom, Mary'ye ayrılması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should leave.
Tom 6.30'da evden ayrıldı.Tom left the house at 6:30.
Tom adadan Mary'nin kanosunda ayrıldı.Tom left the island in Mary's canoe.
Tom'a ayrılması söylendi.Tom has been told to leave.
Erken ayrılmak istedim.I wanted to leave early.
Tom derhal Mary'den ayrılmasını istedi.Tom immediately asked Mary to leave.
Tom sonunda Mary'den ayrıldı.Tom has finally broken up with Mary.
Bostondan ayrıldığıma pişmanım.I regret leaving Boston.
Tom ve ben ayrı ayrı geliştik.Tom and I have grown apart.
Hem Tom hem de Mary'nin ayrılmasını istedim.I wanted both Tom and Mary to leave.
Ayrıntılara girmedim.I didn't go into detail.
Tom, Mary'nin erken ayrıldığını gördüğünü söylüyor.Tom says he saw Mary leaving early.
Tom Mary'ye ayrılmak zorunda olduğunu söyledi.Tom has told Mary she has to leave.
Tom Mary'ye onun ayrılmak zorunda olduğunda söyledi.Tom told Mary that she must leave.
Tom ve ben ayrı ayrı ödedik.Tom and I paid separately.
Ayrılmak istemedim.I didn't want to leave.
Tom, Mary'nin ayrıldığının farkında değildi.Tom didn't realize Mary had left.
Tom ve ben ayrılabiliriz.Tom and I might break up.
Daha fazla ayrıntı istiyordum.I wanted more details.
Tom asla Boston'dan ayrılmaz.Tom never leaves Boston.
Tom gerçekten Mary'nin ayrılmasını istedi.Tom really wanted Mary to leave.
Tom Mary'den erken ayrılmasını önerdi.Tom advised Mary to leave early.
Tom ve birlikte ayrıldık.Tom and I left together.
Tom Boston'tan ayrılmayacak.Tom won't leave Boston.
Tom Mary'ye ayrılmamasını söyledi.Tom has told Mary not to leave.
Erken ayrılmak zorunda kaldım.I had to leave early.
Tom ayrıca Fransızca öğretti.Tom also taught French.
Ben daha fazla ayrıntı istiyorum.I want more details.
Tom Mary'ye ayrılmasını söyledi.Tom has told Mary to leave.
Tom henüz ayrılmadı.Tom hasn't left yet.
Bir veya iki ay sonra, bu tür küçük ayrıntıları hatırlamayacaksınız.After a month or two, you won't remember such minor details.
Tom gelecek yıl Boston'dan ayrılmayı planlıyor.Tom plans to leave Boston next year.
Tom zaten erken ayrılmayı planlıyor.Tom already plans on leaving early.
Tom'dan başka kimse ayrılmadı.Nobody but Tom left.
Tom'un gerçekten erken ayrılıp ayrılmadığını merak ediyorum.I wonder whether Tom really left early.
Tom'un ayrılıp ayrılmadığını merak ediyorum.I wonder whether Tom has left.
Tom ve ben ikimiz de daha önce ayrılmalıydık.Tom and I both should've left earlier.
Bugün işten ayrılan ilk kişi Tom değildi.Tom wasn't the first one to leave work today.
Tom yarından sonraki gün ayrılacak.Tom is going to leave the day after tomorrow.
Tom'un bu kadar erken ayrılacağını bilmiyordum.I didn't know Tom would leave so early.
Belki Tom yarın sabah ayrılacak.Maybe Tom will leave tomorrow morning.
Ben zaten Tom'a erken ayrılmasını söyledim.I've already told Tom to leave early.
Tom'un bu sabah ayrıldığını görmedim.I didn't see Tom leave this morning.
Tom çoktan erken ayrılmaya karar verdi.Tom has already decided to leave early.
Bence Tom daha erken ayrılmalıydı.I think Tom should've left earlier.
Tom'un Pazartesi günü ayrılmasını bekliyoruz.We expect Tom to leave on Monday.
Tom'a pazartesi günü ayrılacağını söyledim.I told Tom you'd leave on Monday.
Bence Tom erken ayrılmalıydı.I think Tom should've left early.
Tom hiç evinden ayrılmaz mı?Doesn't Tom ever leave his house?
Bu kadar erken ayrılacağını düşünmedim.I didn't think you'd leave so early.
Tom bu öğleden sonra ayrılmak istiyor.Tom intends to leave this afternoon.
Yarın ne zaman ayrılıyorsun?What time are you leaving tomorrow?
Tom'a bugün erken ayrılmasını söyledim.I told Tom to leave early today.
Tom'un erken ayrılmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't leave early.
Tomu çaktan ayrılan son kişiydi.Tom was the last one off the plane.
Tom daha önce ayrılması gerektiğini söyledi.Tom said he should've left earlier.
Sen gerçekten daha önce ayrılmalıydın.You really should've left earlier.