ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar ayrıca Snow White'ın dinsiz üvey annesini de davet ettiler.They also invited Snow White's godless stepmother.
Çarklı gemi şimdi limandan ayrılıyor.The paddle steamer is just leaving port.
Yarına kadar ayrılmayacağım.I'm not leaving until tomorrow.
Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.The instruction manual describes all the particulars of the camera.
Partiye geldim, ama yemeği bitirir bitirmez ayrıldım.I arrived to the party, but as soon as I finished the meal, I left.
Kitaplar okumak azınlığın bir ayrıcalığı olmaktan çıktı.Reading books ceased to be a privilege of a minority.
Biz vardığımızda güneşliydi fakat ayrıldığımızda yağışlıydı.It was sunny when we arrived, but rainy when we left.
Ayrıca, nasıl dans edeceğimi bilmiyorum.Besides, I do not know how to dance.
Mary mükemmel bir Fransızca biliyor. Ayrıca akıcı Almanca da biliyor.Mary speaks perfect French. She speaks fluent German as well.
Kazayı ayrıntılı olarak açıklayın.Describe the accident in detail.
"Biz ayrılıyoruz." "Ama siz daha yeni geldin.""We're leaving." "But you just got here."
Tom önemli bir ayrıntıyı bıraktı.Tom left out an important detail.
Tom zaten Boston'dan ayrıldı.Tom has left Boston already.
Tom ayrıca bunu yapmama yardım edeceğini söyledi.Tom said he'd also help me do that.
Tüm tanıdıklarım Boston'dan ayrıldı.Everyone I know has left Boston.
Tom muhtemelen park ettiği yerin polis arabaları için ayrıldığını bilmiyor.Tom probably doesn't know that where he parked is reserved for police cars.
Tom'un erken ayrılmak zorunda kalacağını anlamadım.I didn't realize Tom was going to have to leave early.
Keşke Tom ayrılsa.I wish Tom would leave.
Tom her zaman tam saat 6.30'dan önce işten ayrılır.Tom always leaves for work just before 6:30.
Tom'un neden ayrılmamı istediğini bilmiyorum.I don't know why Tom wanted me to leave.
Tom yarın sabah ayrılmaya karar verdi.Tom has decided to leave tomorrow morning.
Gelecek pazartesine kadar Boston'dan ayrılamam.I can't leave Boston until next Monday.
Bütün ayrıntıları Tom'a anlatmadım.I didn't tell Tom all the details.
Tom üç saat önce hastaneden ayrıldı.Tom left the hospital three hours ago.
Bence Tom ayrılmak üzere.I think Tom is about to leave.
Tom'un ayrılmamıza bir itirazı yoktu.Tom had no objection to our leaving.
Tom davul çalar ve ayrıca şarkı söyler.Tom plays the drums and also sings.
Tom bu sabah Boston'dan ayrılıyor.Tom is leaving Boston this morning.
Tom, Mary'ye bunu nasıl yapacağına dair ayrıntılı talimatlar verdi.Tom gave Mary detailed instructions on how to do that.
Tom 2013 yılında polislikten ayrıldı.Tom left the police force in 2013.
Tom on yedi yaşında liseden ayrıldı.Tom left high school at seventeen.
Tom ve ben bu öğleden sonra ayrılıyoruz.Tom and I'll leave this afternoon.
Boston'dan ayrılmaya karar verdik.We've decided to leave Boston.
İçeri girdiğimde Tom odadan ayrıldı.Tom left the room when I came in.
Tom ve ben ayrılmaya karar verdik.Tom and I've decided to break up.
Tom yarıştan ayrıldı.Tom has dropped out of the race.
Tom Mary'ye ne zaman ayrılması gerektiğini sordu.Tom asked Mary what time she had to leave.
Tom erken ayrılmamalıydı.Tom shouldn't have left early.
Tom, Mary'ye ayrılmaya hazır olduğunu söyledi.Tom told Mary that he was ready to leave.
Tom ayrılmanın vakti geldiğini söyledi.Tom said it was time to leave.
Hiç ayrılmak istemiyorum.I don't ever want to leave.
Tom ve ben geçen ay ayrıldık.Tom and I broke up last month.
Ebeveynlerim ayrıldı.My parents have separated.
Tom erken ayrılmamızı önerdi.Tom suggested we leave early.
Ben ayrılmamaya karar verdim.I've decided not to leave.
Boston'dan ayrılmaya hazırım.I'm ready to leave Boston.
Tom ayrılmaya hazır olduğunu söyledi.Tom said he's ready to leave.
Tom Mary'nin neden ayrıldığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know why Mary left.
Tom üç gün önce buradan ayrıldı.Tom left here three days ago.
Tom ayrılma vakti olduğunu biliyor.Tom knows it's time to leave.
Henüz Boston'tan ayrılmadım.I haven't left Boston yet.
Tom ayrılmam için bana el hareketi yaptı.Tom gestured for me to leave.
Tom ve Mary'nin neden ayrıldığını bilmiyorum.I don't know why Tom and Mary broke up.
Tom ve ben geçen hafta ayrıldık.Tom and I broke up last week.
Tom ve ben ayrı ayrı geldik.Tom and I arrived separately.
Tom Mary'nin ayrıldığının farkında bile değildi.Tom didn't even realize Mary had left.
Çoktan Boston'dan ayrıldım.I've left Boston already.
Tom'dan ayrılması istendi.Tom has been asked to leave.
Boston'dan ayrılmak niyetindeyim.I intend to leave Boston.
Tom şu ana kadar emekliye ayrılabilirdi.Tom could be retired by now.