ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom kasabadan ayrıldı.Tom has left town.
Yakında ayrılıyor olabilirim.I might be leaving soon.
Fadıl 23 Ağustos'ta ülkeden ayrıldı.Fadil left the country on August 23.
Fadıl saat kaçta otelden ayrıldı?What time did Fadil leave the hotel?
Fadıl ve Leyla ayrı düşmeye başladılar.Fadil and Layla began to drift apart.
Fadıl annesinin evinden ayrıldı.Fadil left his mother's house.
Fadıl evinden sabah saat 10'da ayrıldı.Fadil left his house at 10 am.
"Defol." "Ayrılmıyorum.""Get out." "I'm not leaving."
Fadıl ve Leyla kendi ayrı yollarına gittiler.Fadil and Layla went their separate ways.
Fadıl hastaneden ayrıldı.Fadil left the hospital.
Leyla ayrı bir odaya bile taşındı.Layla even moved into a separate bedroom.
Doğaçlama cazın ayrılmaz bir parçasıdır.Improvisation is an integral part of jazz.
O şirketin yönetimi cinsiyet ayrımı yapıyor.The management of that company is sexist.
Leyla'dan ayrıl ve benimle yaşamaya gel.Leave Layla and come to live with me.
Bir gün karanlık madde için ayrı periyodik bir tablo olacak mı?Will there one day be a separate periodic table for dark matter?
Tom Mary'nin erkek arkadaşıyla ayrıldığını bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had broken up with her boyfriend.
Tom sabahleyin saat kaçta ayrıldığını söyledi?What time did Tom say he was leaving in the morning?
Tom'un neden erken ayrıldığını bulmaya çalışıyorum.I'm trying to find out why Tom left early.
Erken ayrılmak zorunda olan kişi benim.I'm the one who has to leave early.
Ayrılmamız gerektiğini düşünüyorum.I think that we should be leaving.
Ben oraya varıncaya kadar Tom zaten ayrılmıştı.Tom had already left by the time I got there.
Herkes otuz dakika önce ayrıldı.Tom found what he was looking for in his car.
Tom Fransızca bilmektedir ve ayrıca İngilizce bilmektedir.Tom speaks French and also speaks English.
Ayrıca biraz şeker almam lazım.I also need to buy some sugar.
Ayrıca biraz şeker almam gerekiyor.I also need to buy some sugar.
Ayrıca Boston'da bir evim var.I also have a house in Boston.
Genellikle 6: 30'da evden ayrılırım.I usually leave home at 6:30.
Ayrıca biraz Fransızca konuşuyorum.I also speak a little French.
Tom, evinden saat 2.30'da ayrıldığını söylüyor.Tom says he left his house at 2:30.
Tom on sekiz yaşındayken evden ayrıldı.Tom left home when he was eighteen.
Tom 20 Ekim'de Avustralya'dan ayrıldı.Tom left Australia on October 20th.
Sıkıldım ve erken ayrıldım.I got bored and left early.
Tom ne zaman otelden ayrıldı?What time did Tom leave the hotel?
Tom, Mary'nin ayrılmasını bekliyor.Tom is waiting for Mary to leave.
Tom 20 Ekim'de Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston on October 20th.
Ben ayrıca seyahat etmekten hoşlanırım.I also enjoy traveling.
Bir ay için ayrıldı.He left for a month.
Tom hiç ayrılmak istemedi.Tom didn't want to leave at all.
Bunlar sadece ayrıntılar. Büyük resme bak.Those are just details. Look at the big picture.
Tom, Mary'nin ayrılmayı planladığını bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was planning to leave.
Asla Boston'tan ayrılmak istemedik.We never really wanted to leave Boston.
Ben asla gerçekten Boston'dan ayrılmak istemedim.I never really wanted to leave Boston.
Tom her zaman ayrılan son kişidir.Tom is always the last one to leave.
Tom'la çalışmak bir ayrıcalıktır.It's a privilege to work with Tom.
Tom ve Mary geçen ay ayrıldılar.Tom and Mary broke up last month.
Mary, Tom'a ayrılmaması için yalvardı.Mary begged Tom not to leave.
Hem Tom hem de Mary erkenden ayrıldılar.Both Tom and Mary left early.
Tom'un ayrılmasını istedim.I wanted Tom to leave.
Tom bir ay için ayrıldı.Tom left for a month.
Aşıklar isteksizce ayrıldı.The lovers reluctantly parted.
Ayrıca, bu gerçekten ilginç bir sorundur.Besides, it's a really interesting problem.
Ben ayrıca tenis oynarımI also play tennis.
Benim ayrıca bir oğlum var.I also have a son.
Arkadaşlarıyla birlikte ayrıldı.He left with his friends.
Tom polise ayrıntılı bir açıklama yaptı.Tom gave the police a detailed statement.
Tom polise ayrıntılı bir ifade verdi.Tom gave the police a detailed statement.
Sağlık nedenleriyle ayrılmak zorunda kaldım.I had to quit for health reasons.
Tom sabah yaklaşık 2.30'da ayrıldı.Tom left at about 2:30 in the morning.
Ayrılmadan önce seni arayacağım.I’ll call you before I leave.
Tom Mary'den bir kaç yıl önce emekliye ayrıldı.Tom retired a couple of years before Mary did.