ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu nedenle ayrılmalıyız.That's why we must leave.
Bu yüzden ayrılmamız gerekir.That's why we need to leave.
Tom şirketten ayrılmaya karar verdi.Tom has decided to leave the company.
Tom 30 yıl sonra şirketten ayrıldı.Tom left the company after 30 years.
Tom bana şirketten ayrılmak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to quit the company.
Tom şirketten ayrılmaya kararlıydı.Tom was determined to leave the company.
Bir Amerikalı, bir Kanadalı ve ayrıca yaklaşık on tane Alman vardı.There was one American, one Canadian, plus about ten Germans.
Tom bana bütün ayrıntıları söyledi.Tom told me all the details.
Ayrıntıları bana daha sonra söyleyebilirsin.You can tell me the details later.
Bana tüm ayrıntıları söyleyebilir misin?Could you tell me all the details?
Tom bana bütün ayrıntıları söylemedi.Tom didn't tell me all the details.
Okuldan ayrıldığımı sana kim söyledi.Who told you that I dropped out of school?
Neden liseden ayrıldığını bana hiç söylemedin.You never told me why you dropped out of high school.
Tom bana senin okuldan ayrılmayı planladığını söyledi.Tom told me you were planning on dropping out of school.
Ben kentten ayrılıyorum.I'm leaving town.
Bir saat içinde evden ayrılmış olacağım.I will be leaving the house in one hour.
Tom bir söz söylemeden ayrıldı.Tom left without saying a word.
Diş hekimime ödeme yapmadan klinikten ayrıldım.I walked out of the clinic without paying my dentist.
Tüm kitaplar iki kategoriye ayrılabilir.All books can be divided into two categories.
Ayrıca hazırlayacak ev ödevin vardı.After all, you had homework to prepare.
Onlara Mary'nin ülkeden ayrılmasına izin vermeyeceğimi söyle.Tell them I won't allow Mary to leave the country.
Biz biraz daha erken ayrılmak zorundayız.We have to leave a bit earlier.
İngiltere ve Fransa, Manş deniziyle ayrılır.England and France are separated by the English Channel.
İngiltere ve Fransa, Manş denizi tarafından ayrılır.England and France are separated by the English Channel.
Onun yarın ayrılacağı kesindir.It is sure that she will leave tomorrow.
Acele et! Ayrılmak zorundayız.Hurry up! We have to leave.
Ayrılmadan önce ailesiyle kucaklaştı.She hugged her parents before she left.
Fransa İtalya'dan, Alplerle ayrılmıştır.France is separated from Italy by the Alps.
Külkedisi gece yarısı sesini duyunca, hemen ayrıldı.When Cinderella heard midnight sounding, she left immediately.
İki ülke Fransa ve İtalya, Alpler tarafından ayrılır.The two countries of France and Italy are divided by the Alps.
Uçak üç saatlik bir gecikmeden sonra ayrıldı.The plane left after a three-hour delay.
Çok fazla ayrıntıya ihtiyacımız yok.We do not need so many details.
Onlar benim binadan ayrıldığımı gördüler.They saw me leaving the building.
Senin ayrılmanı bekliyoruz.We're waiting for you to leave.
O bana uygun değil çünkü ben saat 5'te ayrılmak zorundayım.That doesn't suit me because I have to leave at 5 P.M.
Eğer Tom'u çok seviyorsan neden benimle ayrılmıyorsun ve onunla çıkmıyorsun?If you like Tom so much, why not break up with me and date him?
Bu adadan nasıl ayrılacağız?How are we going to get off this island?
Ayrıca onun gözlerinde reddedilemez bir üzüntü vardı.There was also an irrefutable sadness in his eyes.
Arkadaşın kentten ayrıldı.Your friend left the city.
Yasal olarak ayrılmaya karar verdik.We've decided to get legally separated.
Hepimiz erken ayrılmak zorundayız.We've all got to leave early.
Hiç ayrı kalmadık.We've never been apart.
Sen olmadan buradan ayrılmıyoruz.We're not leaving here without you.
Tom'u görene kadar ayrılmıyoruz.We're not leaving until we see Tom.
Yarın buradan ayrılıyoruz.We're leaving here tomorrow.
Gelecek ay Boston'dan ayrılıyoruz.We're leaving Boston next month.
Otuz dakika içinde ayrılıyoruz.We're leaving in thirty minutes.
Bu öğleden sonra ayrılıyoruz.We're leaving this afternoon.
Tom ve Mary ayrıldı, bu yüzden onlar cuma günü birlikte dansa gitmeyecekler.Tom and Mary broke up, so they won't be going to the dance together on Friday.
Biz birkaç dakika içinde ayrılıyor olacağız.We'll be leaving in a few minutes.
Biz sadece ayrıldık.We just broke up.
Tom olmadan buradan ayrılamayız.We can't leave here without Tom.
Biz ayrıca bunu bulduk.We also found this.
Ondan sonra kısa sürede ayrıldık.We left soon after that.
Sessizce ayrılmamız gerekir.We should leave quietly.
Çabucak ayrılmak zorunda kaldık.We had to leave quickly.
Şimdi ayrılamayız.We can't leave now.
Boston'dan ayrılmak şimdiye kadar yaptığım en büyük hataydı.Leaving Boston was the biggest mistake I ever made.
Şimdi ayrılabilir miyiz?Can we leave now?
Tom'dan ayrılmadım.I'm not through with Tom.