Portalın olduğu aynada yansımaları bulunmaktadır.И можно видеть то, что видело зеркало.
O, Batı'ya yabancı olan diğeri (Other) ve onun altı (inferior) olanı yansıtan bir aynadır.Сатана отходящий от лица Господня, и Иов, творящий милостыню 6.
Ayna, DTP Parti Meclisinde de yer almıştır.Он также получил кресло в Палате пэров Парламента Японии.
Bir tanesinde foton aynadan geçer ve diğer evrende aynadan yansır.Один был отражением другого в зеркале.
Bunun temeliyle birlikte, bir nesnenin düzlem aynadaki görüntüsüyle ilgili ilişkiyi tanımlamayı başardı.После этого Сэм загорелся идеей найти способ проникнуть за зеркало.
Şimdilerde 6.5 m’lik tek bir ayna ile yer değişmiştir.Это позволило заменить 6 зеркал на одно 6,5-метровое.
Ayna Ayna, televizyon dizisi.Зеркало, зеркало на стене.
Buna rağmen, Aynadaki Venüs 1813 yılına kadar İspanya'da kaldı.На самом же деле, его полк до весны 1813 года пробыл в Испании.
2010 yılının Aralık ayında Çin'in Şensi eyaletinde 997 tepeli aynak bulunmaktaydı.Зимой 2013 года на стадионе прошло 7 матчей Кубка африканских наций 2013 года.
Şair,kendisine dik dik baktıklarını söyleyerek 'aynaları' kişileştirmiştir.Поэт с горечью относится к своим прежним воззрениям, в которых не видит ничего зиждущего.
Oluşan çökelti, gümüş aynasıdır.Выглядит как прямоугольный продолговатый серебристый ящик.
Burada yanlışlıkla bir ayna kırar.Начинается потасовка, во время которой случайно разбивается зеркало.
"Ayna Çarpması".«Кривое зеркало».
Aynanın başına geçer ve karnındaki şişliğe bakmaya başlar.Она смотрится в зеркало и замечает седой волос.
Bu durum yöneylerin ayna yansımasının düşünülmesi durumuyla uyuşmamaktadır.Это особенно заметно, наблюдая за реакцией на провал.
Jo ardından aynada kendi yansımasının dışında bir görüntü fark eder.После этого вместо её отражения в зеркале появляется Фредди.
Yapışkan kuruduğunda lif ucu ayna görevi görecek şekilde parlatılır.Момент этого всплеска сделал бы это зеркальное тело видимым для нас.
Aynalar seramikten ya da metal folyodan oluşabilir.Зеркала могут быть изготовлены из керамики или металлической фольги.
İzleyiciye sol tarafını dönmüş olan kadın bir ayna önünde yüzünü pudralamaktadır.Шахматист, сидящий слева в тени, повернулся боком к зрителю.
Duvarlarda ayna ve birkaç taşbasma asılıdır.На стенах стали появляться зеркала, часы.
Aynanın parlatılması 1981 Mayıs'ına kadar sürdü.استمر صقل المرآة إلى شهر مايو 1981.
Düzgün yansıma, ışığın ayna gibi parlak yüzeylerden basitçe ve öngörülebilir bir şekilde yansımasıdır.تعكس الأسطح اللامعة كالمرآة الضوء بصورة بسيطة ومتوقعة.
Ayna, Yıllar Boyu, Hayat ve Gezinti dergilerinde çeşitli yazıları ve röportajları yayımlandı.تم نشر كتاباتها المتنوعة ومقابلاتها في مجلات المرآةوعلى مدار السنين والحياةوالجولة.
Halk ağzında pek çok yörede aynaya Gözgü adı verilir (Göz sözcüğünden türemiştir).سميّت بهذا الاسم لكثرة عيون الماء فيها، ففيها أكثر من 10 ينابيع أهمها: عين الحنش.
Kendini beğenmiştir, her gün ayna karşısında kendini över.تقابل الأشخاص أنفسهم وتظن أنك ترى وجوهًا جديدة كل يوم.
Çünkü aynalar küçük yüzeye sahiptir.صغيرة ذات مساحة سطحية كبيرة .
Doğal hayattaki kızıl aynakların ömrü yaklaşık 15 yıl kadardır.يمتد أمد حياة الأيل الأسمر الفارسي لحوالي 15 سنة.
Girişin sağ ve solunda somaki kurnalar vardır, ayna taşlarının işçiliği dikkat çeker.وهناك مغتسلات صنعت من رخام السماقي على يمين ويسار المدخل تجذب انتباه الزوار، كما تجذبهم جودة صنع المرايا.
Her foton bir optik lif içine girer ve yolu üstünde yarı yansıtıcı bir aynaya rastlar.ويسقط كل من الشعاعين على مرآة عاكسة جيدة فينعكسان إلى المرآة النصف شفافة .
Daha sonra Norman aynadan uzaklaşır ve aynanın karşısında karşılıklı kalırlar.بعد ذلك, ذهب إمينيم خلف الكواليس و ينظر للمرآة.
Hazine üç temel erdemi temsil eder: Vücut (kılıç), bilgelik (ayna) ve yardımseverlik (mücevher).وثلاثُ أَرْحٍ والكثير أَرْحاءٌ: ورَحَوْتُ الرَحى ورَحَيتُها، إذا أدرتَها.
Ayna gibi uzanmıştır.وقد توضع فوقها مرآة.
Bu filmde ise büyülü ayna kişinin gerçek mizacını temsil etmektedir.وبعد ذلك تذهب الملكة إلى مرآتها السحرية التي هي انعكاس لصورتها.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.A partir daí negociavam escravos, ouro, facas, miçangas, espelhos, rum e armas.
Her iki odak noktası da aynanın arkasındadır.O conceito de o clipe é sobre os dois lados do espelho.
Ayna gibi uzanmıştır.É como olhar no espelho.
Bu esas talimatlar nedeniyle, her zerre evrenin küçük bir aynasıdır.Pelo princípio dessas instruções intrínsecas, cada mônada é como um pequeno espelho do universo.
Aslında onun için gerçekten harika bir ayna haline geldi."Tem uma verdadeira qualidade visionária pra isso."
JCMT, Manua Kea’da bulunan teleskoplar arasındaki en büyük ikinci teleskop aynasına sahiptir.O JCMT tem o segundo maior espelho de telescópio em Mauna Kea.
Kendini beğenmiştir, her gün ayna karşısında kendini över.Você não está apenas olhando pela mesma janela todos os dias.
Ana madde: Düzlem aynalar Yansıtıcı yüzeyi düz olan aynalardır.Isto é, subvariedade mergulhadas são exatamente as imagens de mergulhos.
"Ayna Çarpması"."O espelho".
Teleskopta da düzlem ayna kullanılır.No planetário, também são usados telescópios.
Aynalı Sazan, Kara balık.Voz Ativa, Ouro Preto,.
Duman aynasına hapis edildi ve taştan bir heykele çevirildi.Foi derrotada e transformada em uma estátua de pedra.
Öyle bir şey yapsaydım aynada yüzüme dahi bakamazdım.Não poderia olhar para mim mesma no espelho pela manhã se eu fizesse isso.
Charlie, Ayna İstasyonu'na gitmeye gönüllü olur.Maria, um espelho para a Igreja.
Aberforth Dumbledore ise Ayna'yı, Ölüm Yadigarları'nda Harry'yi izlemek için kullanır.Em seguida, o professor Quirrell obriga Harry a olhar no espelho de Ojesed.
Aynamda göstereyim mi?As Trovas do Bandarra.
Kardeş türü kutsal aynaktır.O padroeiro é Santo Estêvão.
Ayna evresi, Jacques Lacan'ın psikanaliz teorisinde bir konsepttir.A reflexão de Jacques Lacan provém da psicogênese da loucura.
Bu durumda ayna, mikrometre olarak kullanılır.De modo geral, o instrumento é conhecido como micrômetro.
Tarkovsky Ayna filminin ilk bölümleri Andrei Rublev filmi üzerine çalışırken yazdı.Os primeiros fragmentos de O espelho foram escritos enquanto Tarkvoski trabalhava em Andrei Rublev.
Ayna filminin gözle görülür bir konusu yoktur.Não será exibido o Cine Espetacular.
Rejenerasyonun ilk dakikalarında aynaya bakıp kendisi için Vay be.Ik kijk niet graag urenlang in de spiegel om mijn eigen reflectie te bewonderen.
Butterfly yalpazesini, çubuğunu ve aynasını Pinkerton'a gösterir.Butterfly haalt uit haar mouw haar schatten tevoorschijn en toont deze aan Pinkerton.
Diğer aynak türleri kadar suya bağlı değildir.De hagedis is niet afhankelijk van water zoals een aantal andere soorten varanen.
Aynalı Sazan, Kara balık.Vuile boter, vuile vis.
Bu tıpkı aynayla kaplı bir odada olmak gibidir.Die nacht is als een spiegel.
Burada yanlışlıkla bir ayna kırar.Hierbij gaat de spiegel aan diggelen.