İyi de değil aynı zamanda.It's also not good.
Ama aynı zamanda eminim, oldukça eminim ki; kimse kesinlikle şunu düşünmüyor.But I'm also sure, pretty sure, that absolutely nobody is thinking of this.
Umar aynı zamanda çocuk felci.Umar also has polio.
Ancak, Sputnik aynı zamanda muhteşem değişimlere de yol açtı.But Sputnik provoked wonderful changes as well.
4'le çarpacaksam, aynı zamanda 4'e bölmem gerekir. -If I'm gonna multiply everything by four I also need to divide everything by four
Ama aynı zamanda Amur Şahini de.But it's also called the Amur Falcon.
Ve aynı zamanda uzmanların elbette, hata da yapabileceklerini dikkate almalıyız.And we've also got to be aware that experts, of course, also make mistakes.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.But there is also a passionate commitment to the truth.
Fakat eşek aynı zamanda atla da ürer ve bu üreme sonucunda katır oluşur.Similarly, horses, they can interbreed and produce fertile offspring.
Uzun hikaye!" diyorum ama aynı zamanda çok basit"Well.. It's a long story!" But it's very simple at the same time
Ardından, faz toprak kontrol ve bu değerleri aynı zamanda kaydıNext, check from phase-to-ground and record these values also
Çok şık, havalı, ve aynı zamanda sağlam, kasa gibi bir bina yaptırıyorum.So this is my equity, right, and I use it to build a vault-- a big, nice, fancy looking building.
Aynı zamanda bir göz sistemi oluştumak zorundaydık.We also had to create an eye system.
Aynı zamanda dünyadaki en iyi dalga bulucu olarak kabul ediliyor.He's also considered the greatest wave finder in the world.
Farklı türleri aynı zamanda ekmek geliri bayağı artırır.Intercropping really increases income.
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.They also kiss, hold hands, pat one another on the back.
Aynı zamanda yazdıklarına internet aracılığıyla da ulaşabilirdin.And then, it would be archived on the Web.
İnsanlar aynı zamanda çözümlemek istedi.People have also wanted to deconstruct.
Biz aynı zamanda zevk arayıcıları olarak doğarız.We're also born pleasure-seekers.
Bu aynı zamanda gözlerin dış köşelerinin, orbikularis oculinin, kırışmasıdır.It's also crinkling the outer corner of the eye, the orbicularis oculi.
Bunlar, aynı zamanda hidrokarbonları birarada tutan aynı bağlardır.These are the same bonds that hold hydrocarbons together.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.But we also live in a world with very real constraints and demands.
Neşe dolu ve yaratıcı bir süreç bu, aynı zamanda bilgilendirici.It's a process which is playful and creative and informative.
Aynı zamanda kablosuz, böylece size hareket etme özgürlüğü sunuyor.It's also wireless, so it gives you the freedom to move around.
Teknoloji aynı zamanda gerçek yaşama uygulamalarına da uygulanabilir-- bu örnekte, akıllı bir ev.The technology can also be applied to real world applications -- in this example, a smart home.
Şimdi, bazı insanlar diyor ki "Ama ayrıca, bu düşünceler, bunlar aynı zamanda illüzyon."Now, some people they say 'but also, these thoughts they are also illusion'
Bu bir hata sayfası, ama ya bu hata sayfası aynı zamanda bir fırsatsa?This is an error page, but what if this error page was also an opportunity?
Ama aynı zamanda herhangi bir aylık dergi olmanın da bir parçası - gelecekte yaşıyorsunuz.But also it's part of being any monthly magazine -- you live in the future.
Aynı zamanda, birçok şirket gibi, teknoloji trendlerine dayalı ürün üretiyoruz.We also, like a lot of companies, create a product that's based on technology trends.
Aynı zamanda ilginç olan bir nokta da, Netflix'in 1999 yılında kurulmuş olması.What's interesting also is -- note that Netflix was founded in 1999.
Biz, aslına bakarsanız kolay ve aynı zamanda zevk verecek bir oyun yarattık.We have created a fun animation game that is easy to enjoy.
Yani muhtemelen böcek çok iyi hissediyor, aynı zamanda güzel görünüyor.So it probably even feels good for the insect, as well as looking good.
Yalnızca geleneksel ayakla değil, aynı zamanda bacak ve hatta vücutla.Not just with the traditional foot, but also the leg, and even of the body.
Aynı zamanda duvara etki eden kuvvet de değişir alana x diyebiliriz.And so the force exerted on this wall or this surface is going to be x.
Aynı zamanda elimizde b^2/b^3 ifadesi var.We have a b squared over b to the third power
Sonra, yine aynı zamanda, 1980 civarında, çok büyük bir kuraklık yaşadık.Then in the same time, around 1980, we had a very big drought.
Bu yüzden sevimli, fakat aynı zamanda bilgi taşımanın zarif bir yolu gibi, değil mi?So it's cute, but it's also like a subtle channel of conveying information, right?
Ve bu aynı zamanda bir joule olarak tanımlanır.And this is also defined as one joule.
Dijital bir dosya aynı zamanda.It's a digital file.
Sizin hissettiğinizin aynısını aynı zamanda hisseden insanlara.They feel exactly what you feel at the same time that you feel it.
Bu ikileme, bu yansıma son derece şaşırtıcı. Ve aynı zamanda akıl karıştırıcı.It's that doubling, it's that mirror that is so incredibly disconcerting.
Aynı zamanda onları geride bırakıp öne çıkmada avantajınız nedir?At the same time, what are your advantages for leaving them behind and being prominent?
Aynı zamanda okuyorum çok güzel bir powerpoint presentation'da verdiniz banaAt the same time I am reading a very nice powerpoint presentation that you have provided to me
B aynı zamanda üretildiği kemik iliğini de gösteriyor.The B could also stand for bone marrow because that's where it's produced.
Yani aslında bu aynı zamanda 6-bütiltetradekan. .So this is actually also 6-butyltetradecane.
Ve ayni zamanda cok buyuk yapilardi bunlar, 150 metre uzakta olduklari icin.And at the same time, I was doing these very large constructions, being 150 meters away.
Evet,ama adam aynı zamanda ActivistSun'ın lideri.Well, yes, but he's also the head of ActivistSun.
Aldıkları yolu aynı zamanda bitirmiş olacaklar.And they're going to travel the same amount of time.
Yani bu yolu aynı zamanda almış olacaklar.So they're both going to take the same amount of time.
Ve bir yandan beni döverken, aynı zamanda banaAnd he would actually say, while he was beating me,
Aynı zamanda yaş grubunuza göre ortalamanın neresinde olduğunuzu da söylüyor.So, it also then tells you how you do compared to your age group.
Paylaşım sadece görüntülemekle ilgili değildir. Aynı zamanda harekete geçmekle ilgilidir.Sharing is not just about viewing.
Fakat aynı zamanda kötü birşey de olabilir bu.How many fathers in the room?
ama her sabah aynı zamanda eski hayatımıza da uyanırız.but every morning we also wake up to our old life.
Bu arada, günümüzde aşırı çalışanlar sadece yetişkinler değil, aynı zamanda çocuklar da.It's not just, though, these days, adults who overwork, though, is it? It's children, too.
Ama aynı zamanda kendinize şunu sormalısınız:But you've got to ask yourself in the meantime:
Lund'da yaşayan, aynı zamanda doktor olan bir oğlum var.I have a son, also a doctor, who lives in Lund.
Ama aynı zamanda senden nefret de ediyor.But he also hates you.
Aynı zamanda yaşadığım.Although I'm alive.
Bu yazılım aynı zamanda kubbeler arasına bağlanabilir.This software can also be networked between domes.