Okul günlerimde aylak olduğum için pişmanım.I regret having been idle in my school days.
Oğlum sadece aylaklık ediyor.My son is just idling.
Bir saat boyunca aylak aylak dolaştım.I hung around for one hour.
Gençliğimde aylak olduğuma pişmanım.I regret having been idle in my youth.
Onun aylaklığı olmasa o hoş bir adam olurdu.If it were not for his idleness, he would be a nice fellow.
O, her zamanki gibi aylaktır.He is as idle as ever.
O, aylak olma eğilimindedir.He tends to be idle.
O yanlış çocuk grubuyla aylak aylak dolaşıyor.He hangs around with the wrong group of kids.
O, aylak aylak pencereden dışarı bakıyordu.She was idly looking out of the window.
Tom Mary'yi aylaklık ederken yakaladı.Tom caught Mary goofing off.
Aylaklık şeytanın atölyesidir.Idleness is the devil's workshop.
Tom'a aylak aylak dolaşmayı bırakmasını söyle.Tell Tom to stop fooling around.
Artık aylaklık edemem.I can't fool around any longer.
O çok aylak biridir.She's a terrible do-nothing.
Aylaklık etmekten vazgeç.Quit fooling around.
Aylak aylak gezinmemiz gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should hang around.
Sadece aylak aylak dolaşıyordum.I was just fooling around.
Artık aylak aylak dolaşmaktan bıktım.I'm done fooling around now.
Tom üzerinde herhangi bir giysi olmadan evin etrafında aylak aylak dolaşır.Tom likes to lounge around the house without any clothes on.
Tom bir aylak.Tom is a bum.
Aylak aylak dolaşmayı bırak ve bu pisliği toplamama yardım et.Stop fooling around and help me pick this mess up!
Neden evli bir kadınla aylak aylak dolaşıyorsun?Why are you hanging around with a married woman?
Sadece aylak aylak dolaşıyorum.I'm just hanging around.
Ben aylak aylak dolaşmıyorum.I'm not fooling around.
Kedim aylak.My cat is unemployed.
Artık aylaklık eden bir çocuk değil.He is not an idle boy any longer.
Her sektör, müşterilerine daha çok aylaklık zamanı vermek için üstüne düşeni yapmaya çalışıyor."Every industry is trying to do its part to give its customers more leisure time."
Oyundaki A aylak Molloy'u anımsatırken, B dedektif Moran'a benzer.Indeed, A evokes the vagrant Molloy in the same way as B recalls the detective Moran.
Aylaklar saldırırken, Sasha ve Bob kendilerini korumaya çalışmaktadır.As the walkers attack, forcing Bob and Sasha defend themselves.
Bu çağrı kadın aylağın dikkatini çeker ve bu aylak Hershel'e saldırır.This alerts the female walker, who attacks Hershel.
Daha sonra Ana'nın cansız cesedinin aylaklar tarafından yendiğini görürler.Later, they see Ana's dead body being eaten by some walkers.
Tyreese aylakları öldürür ancak iki adamın ayaklar tarafından ısırılmasının önüne geçemez.Tyreese kills the walkers but is unable to prevent both men being bitten.
Aylaklar da onu takip etmektedir.This time, the children follow him.
Aylak Köpek.Gehyra koira.
Daha sonra kamp aylakların saldırısına uğrar ve Amy, kamptaki diğer bazıları ile birlikte öldürülür.Later, the campground is attacked by walkers, and Amy is among the camp members killed.
Dale, samanlıkta tuttuğu aylaklar sebebiyle Hershel Greene (Scott Wilson) ile tartışır.Dale confronts Hershel Greene (Scott Wilson) about hoarding walkers in his barn.
Carol yeniden Lizzie ve Mika'yı tel örgülerin orada aylaklara bakarken bulur.Carol again finds Lizzie and Mika near the fence looking at walkers.
Tyreese, tren raylarının oradaki bir aylak saldırısına doğru gelir.Tyreese comes upon a walker attack by a set of railroad tracks.
Cesetler aylâklar tarafından çevrelenmiştir.He was surrounded by corpses.
Carl, Shane'in bir aylak olduğu zamanda gelir ve ateş ederek onu öldürür.Vic and Shane return fire, killing him.
Rick ve Carl silahlanır ve aylakları birer birer vurmaya başlar.Rick and Carl arm themselves with assault rifles and gun them down.
Aylaklar, evin ön kapısına vurmaya başlar.A Denizen that watches the Front Door of the House.
Üçlü aylaklardan kurtulmayı başarır.Rüçhan Dağdeviren.
İkili aylaklarla dövüşür ve onları altederek yollarına devam eder.The two place him in the trunk and try and continue on with their day.
Çocuklar uyuşturucu alıyor, alışveriş merkezlerinde aylak aylak geziyorlar. Neden?Every kid shooting up drugs, hanging out in malls.
Gösterilerin ve aylaklığın şehri.The city of performance and leisure.
Ben aylaklık edicem, Suzi getirecek eve ekmeği.I'll lay around; she'll make a living.
Çarşılarda gezinen bu tiplere flaneur (Aylak) denirdi.He was called a "flaneur," one who wanders the arcades.
Şimdi aylaklık zamanı değil.There is no time for idleness now
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!She's probably lazing around now that she's been accepted into university!
Hayır, şimdi bütün gün aylak aylak oturuyorsun.No, now you sit around like a bum all day.
Ve aylak aylak oyalanıyorsunuz?Indulging in pleasantries?
Ringelmann, "sosyal aylaklık" olarak da bilinen Ringelmann etkisini keşfetti.Ringelmann also discovered the Ringelmann effect, also known as "social loafing".
Michonne (Danai Gurira), aylakları kendine çekmek için ıslık çalarak tek şeritli bir yolda yürür.Michonne (Danai Gurira) walks down a single-lane road, whistling to attract walkers.
Başkaları, insanların aylaklık peşinde olma eğilimi gösterdiklerine dikkat çekmiştir.Sie schauten sich vorsichtig um, ob jemand vorbeikäme...
Aylak Köpek.Schoßhund.
Vali ise onu orada öldürerek çukurdaki aylaklara yem olarak atar.Doch sie überlistet ihn, indem sie ihn durch das Schilf zum Loch führt, in das er stürzt.
Aylaklar da onu takip etmektedir.Die Wölfe folgen ihm.
Aylak Adam.Mein lieber Mensch.
Aylaklar, evin ön kapısına vurmaya başlar.Dann schlägt der Diener ihnen die Haustür vor der Nase zu.