Noel hazırlıkları aylar öncesinden başlar.Mas os trabalhos começam meses antes.
MTV tarafından finanse edilen belgesel, ilk aylarında 350.000 kopya sattı.Financiado pela MTV, o filme comercializou cerca de 300 mil cópias em seus primeiros meses.
Yaz aylarında Bizanslılar önemli bir şehir olan Karacaova'yı fethetti.No verão os bizantinos conquistaram outra cidade importante, Moglena.
Şubat ve Mart aylarında, Lewis Avrupa'da albümü tanıttı.Entre Fevereiro e Março de 2008, Lewis divulgou Spirit na Europa.
Bu, aylarca kaynakların ve üst düzey IŞİD liderlerinin Rakka'dan Mayadin'e kademeli olarak taşınmasını izledi.Isso seguiu meses de deslocalização gradual dos recursos e líderes seniores do EIIL de Raqqa para Mayadin.
Bunlardan 3'ü, yalnızca yaz aylarında açılmaktadır.Os poucos que restam, permanecem para os meses de verão.
Clara Eddie olmadan yaşamaya dayanamayacağını söyler zira Eddie ölmüş ve bir aylağa dönüşmüştür.Clara diz a Rick que ela não suportaria viver sem Eddie que, na verdade, está morto e se tornou um zumbi.
Yağmur genellikle Kasım ve Ocak aylarında küçük miktarlarda yağar.As chuvas costumam ocorrer, em pequenas quantidades, durante os meses de novembro de janeiro.
Bölüm, Shane ve T-Dog'un samanlıkta öldürdükleri aylakları yakmasıyla sona erer.O episódio termina com Shane e T-Dog queimando os cadáveres restantes.
Kirularios, Cardinal Humbert ile görüşmeyi reddetti ve aylarca onu bekletti.Cerulário se recusou a se encontrar com ele e o manteve esperando por meses.
Dale, samanlıkta tuttuğu aylaklar sebebiyle Hershel Greene (Scott Wilson) ile tartışır.Depois, Dale confronta Hershel Greene (Scott Wilson) sobre os zumbis no celeiro.
Odalarda eşya yoktu ve aylardır içinde kimse oturmamıştı.Os aposentos não estavam mobiliados e estavam desocupados havia meses.
Aylaklar da onu takip etmektedir.Os prelados procurá-lo, também.
Mary aylar sonra İspanya Prensi Felipe ile evlendi.Nesse meio tempo Maria se casou com o príncipe espanhol Philip.
Kış aylarında yaklaşık olarak 50.000-100.000 adet su kuşu Delta'da barınmaktadır.Aproximadamente 35.000-40.000 patos alimentam-se nos juncos na primavera.
Glenn ve Daryl Randall'ı bir aylağa dönüşmüş halde bulur ve onu öldürür.Daryl e Glenn encontram Randall como um caminhante e o matam.
Şehir sonbahar aylarında bazen hortumlar da taşıyabilen süper hücrelerce vurulmaktadır.No outono a cidade se vê ameaçada, muitas vezes, por tufões.
Yıllık yağış miktarı 280 mm olup yaz aylarında sıcaklıklar 40 derecenin üzerindedir.A precipitação anual é de 280 mm e a temperatura chega a alcançar mais de 40 graus no verão.
Hayatta kalanlar, bir gece önceki aylak saldırısının sonuçları ile boğuşmaktadır.Os sobreviventes estão lidando com as consequências do ataque dos zumbis na noite anterior.
Dövüş sırasında bir aylak Bob'a saldırır ancak Sasha Bob'u kurtarır.Durante a luta, um zumbi quase morde Bob, deixando Sasha alarmada.
Kışın en soğuk aylar ocak ve şubattır.Os meses mais frios são Janeiro e Fevereiro.
Grup bir kiliseye ulaşır ve o sırada içeride bulunan üç adet aylağı öldürür.O grupo, caminhando na floresta, chega a uma igreja e mata os três zumbis que estão dentro.
Yaz aylarında dolmuş bulunabilir.Pode ser vista durante o verão.
Her bir yığını pişirmek, metalik sesli çınlayan düz tuğlalar elde etmek için aylar alıyordu.Cada lote demorou meses a cozir, resultando em tijolos macios que tocam com um som metálico.
Kapıyı açtığında büyük bir aylak sürüsünün saldırısına uğrar.No decorrer da sua jornada depara-se com uma vara de porcos.
Mart-Mayıs aylarında yumurtlar.Os ovos são postos em Maio.
Fakat orası aylaklar tarafından ele geçirilmiştir.Ela foi adotada pelos monges lá.
Yağışlar yaz aylarında yoğunlaşır.As chuvas concentram-se no verão.
Bunu da önümüzdeki aylardan itibaren bütün Türkiye'de yaşayacağız” dedi.Eu espero que todos a ouçam no começo do próximo ano".
Glenn, tıpkı Dale gibi aylakların öldürülmesi gerektiğini söyler.Glenn, como Dale, expressa sua opinião de que os zumbis precisam ser mortos.
İkili minibüse ulaşır ancak büyük bir grup aylak o sırada minibüse doğru ilerlemektedir.Em segundo vem o nível Super Alfa, mas poucos mutantes chegam a alcançá-lo.
Çiçeklenme zamanı Ağustos ve Ekim ayları arasındadır.A floração ocorre entre Agosto e Outubro.
Özellikle kış aylarında daha sağlıklı beslenmeli ve ellerimizi sürekli yıkamalıyız.Sobretudos são normalmente usados no inverno para aquecer mais.
Aylaklardan kurtulanlardan oluşan küçük bir grupla birlikte bir kamp oluşturmuşlardır.Eles estabeleceram um acampamento com um pequeno grupo de companheiros sobreviventes.
Belenli Köyü, bahar aylarında yemyeşildir.Nossa aldeia é muito bonita na primavera.
Yaz aylarında ise belde nüfusu gelen yerli ve yabancı turistlerin etkisiyle 30.000'i geçmektedir.No verão, a cidade recebe mais de 300.000 turistas, inclusive estrangeiros.
Mart ve Nisan aylarında çoğunluğu Kürtlerden oluşan yaklaşık 2 milyon Iraklı evlerini terk etti.Em julho e agosto, eles nunca estiveram separados por mais de dois home runs.
İklim şartlarına göre dere bazen kurur (yaz aylarında), çoğunlukla dere canlıdır.Algumas espécies põem ovos (ovíparas), porém a maioria das espécies dá luz a crias vivas (vivíparas).
Birinci İstanbul Konsili, Aya İrini Kilisesi'nde 381 yılının Mayıs ile Temmuz ayları arasında toplanmıştır.O concílio reuniu-se na Igreja de Santa Irene de maio a julho de 381.
Sasha, otobüsün acil çıkış kapısını açarak aylakların birer birer oradan çıkmaya başlayacağını umar.Sasha abre a porta de emergência, com a intenção de permitir que um zumbi saia por vez.
En az yağış ise yaz aylarında görülür (Temmuz ayında 1 mm).No mês de maio saem os primeiros girinos (medindo 18 mm).
Ilık geçen kış aylarında zaman zaman şiddetli yağışlar ve fırtınala görülür.No verão é comum a ocorrência de precipitações em forma de tempestades e chuvas fortes.
Aylak Köpek.Cachorro seguro.
Gelmesinden birkaç gün sonra, bir gece vakti kampa aylaklar saldırır ve Amy bir aylak tarafından ısırılır.Alguns dias depois, o campo é invadido por mortos-vivos e Amy acaba sendo mordida, vindo a morrer.
Daha çok kış aylarında tüketilmektedir.Essas reservas são consumidas nos meses de inverno.
Yaz aylarında nemlilik %40-60 arasındadır.A mortalidade ocorre em 40% a 60% dos casos.
Bruegel'in Aylar serisine aracılık eden Jonchelinck, bu eserde de aynı görevi yapmış olabilir.Foi Jonghelinck que encomendou a Bruegel a série os Meses (Months) e pode também, ter encomendado esta obra.
Bu durum, aylakların dikkatini çeker.Fato que chamou a atenção da montadora.
Ancak yaz aylarında bu sayı 700'e kadar çıkmaktadır.Nos meses de Verão, este número ascende aos 2000 habitantes.
Aylar veya yıllar sonra olacak olaylara ilişkin prekognisyonların sayısı çok azdır.Alguns episódios ocorrem meses ou anos depois dos anteriores.
Jesse: Evlendikten aylar sonra bile her zaman seni düşünüyordum.Apenas seis meses depois de casados eles já haviam se separado e pensado em se divorciar.
Ertesi gün Carol evin penceresinden dışarıda bir aylak ile yakalamaç oynayan Lizzie'yi görür.No dia seguinte, Carol está na cozinha da casa e vê Lizzie alegremente brincando com um zumbi no quintal.
Geleneksel olarak, takımada Muson rüzgarları nedeniyle Haziran ile Eylül ayları arasından ulaşılmazdır.De junho a setembro tradicionalmente a ilha era inacessível por causa dos fortes ventos.
Bu aylarda fazla yağış olmaz ama rüzgarlar geniş yer tutar.O tempo hoje está bom mas as ondas estão altas.
31 gün süren aylar: Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Ekim, Aralık.Os meses Janeiro, Março, Maio, Julho, Agosto, Outubro e Dezembro têm trinta e um dias cada um.
Sarmaşık formunda olup, yaz aylarında çiçek açar.Requer bastante luminosidade e floresce no verão.
Göl çevresi yaz aylarında da kamp sporuna olanak sağlamaktadır.Os transportes públicos também alcançam o Palácio de Verão.
Dizinin hikâyesi 1990 yılının yaz aylarında başlar.A banda começou no verão de 1990.
Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler ile nüfus artışı yaşanır.Sua população duplica no verão com os trabalhadores sazonais e turistas.
Nero’nun saltananıtının ilk aylarında Agrippina oğlunu ve tüm imparatorluğu kontrol etti.In de eerste maanden van Nero's regering zou Agrippina haar zoon en het rijk hebben gecontroleerd.