aydınlat ile cümle

aydınlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1968 yılında ise aydınlatma sistemi kuruldu.У 1968 році встановлено систему освітлення.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Зоря оточена молекулярною хмарою — NGC 1990, яку вона підсвічує, утворюючи відбивну туманність.
Aydınlatma gücü Güneş'ten 850.000 defa daha fazladır.Його світність у 850 000 разів перевищує світність Сонця.
Gün batımından sonra bayrak aydınlatılmalıdır.Після заходу сонця світло в банку вимикається.
Bu özelliklerin nedenleri aydınlatılamamıştır.Причини цих відмінностей неясні.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.А Світло у темряві світить, і темрява не огорнула його "(Ів.
Geceleri LED ışıklarla aydınlatılmaktadır.Вечорами світили газовими лампами.
Gaz lambası, yakıt olarak gaz yağı kullanan bir aydınlatma aracıdır.Гасова лампа являє собою вид освітлювального пристрою, який використовує гас як паливо.
Aydınlatılamayan bazı cinayetlerini ayrıntıları ile açıkladı.Невідповідні подробиці він прибрав.
Bunun için, Mîr'in yaşamındaki birçok ayrıntı hala aydınlatılamamaktadır.Втім багато інформації про подробиці його життя не збереглося.
LED lambalar, hem genel aydınlatma hem de özel amaçlı aydınlatmalarda kullanılır.Світлодіодні лампи використовуються для загального освітлення та спеціального призначення.
Fevkalade aydınlatıcı bir eser.Загальна пояснювальна записка.
1879 : Brush ark lambaları Cleveland caddelerini aydınlatmak için kullanıldı.1876 — для освітлення вулиць Станіслава встановлено гасові ліхтарі.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Nechá svítit pouze dva stolečky.
Çoğunlukla aydınlatmada kullanılır.Často se používá ve studiovém osvětlení.
Kare planlı ibadet mekânı çok sayıda vitraylı pencere ile aydınlatılır.Prostor modlitebny je osvětlen mnohými vitrážovými okny.
Geceleri aydınlatılır.V noci je osvětlený.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Alnilam je obklopen molekulárním mračnem NGC 1990, které hvězda zjasňuje a vytváří z něj reflexní mlhovinu.
Avizeler elden geçirilerek tekrar mumla aydınlatır hale getirilmiştir.S večerem se zdálo, že otřesy země opět utichají.
Ortam aydınlatmasına özel önem verilmiştir.Klade speciální důraz na osvětlení.
Çoğu zaman yanındaki iki yardımcısı Eddie ve Lou olayları aydınlatırlar.Tuto svoji činnost nejčastěji provozuje společně se svými podřízenými, policisty Eddiem a Louem.
Ancak en aydınlatıcı bulgular Hititlerden öteye gitmiyor.Pozitivnějších slov nenachází ani pro peripatetiky.
Ancak bu mesele bugün aydınlatılmıştır.Tento model byl však dnes zpochybněn.
Kasım 2005 Minör dış aydınlatma için güncellendi.Septembre byla pro srovnání osvětlena plynem.
1108 ayrıca yeşil arka aydınlatmayı beyaz arka aydınlatma ile değiştirir.1108 înlocuiește lumina de fundal verde cu o lumină de fundal albă.
Ağaçlar sadece Aman’ı aydınlattı ve Orta Dünya karanlık bir döneme girdi.Cei doi copaci luminau Amanul, lăsând Pământul de Mijloc în întuneric.
Eddington aydınlatma gücü ve yıldızların aydınlatma gücünün doğal sınırı, adını kendisinden alır.Este cunoscut pentru limita Eddington, limita naturală a luminozității stelelor.
Sankt-Peterburg'daki saldırı sonrası, Tel Aviv belediye binası Rusya bayrağının renkleriyle aydınlatıldı.Clădirea primăriei dinTel Aviv a fost luminată în culorile drapelului rus.
Çoğunlukla aydınlatmada kullanılır.Este utilizat adesea în industria iluminatului.
Cinayet aydınlatılamadı.Crima nu a fost elucidată.
Bunun için, Mîr'in yaşamındaki birçok ayrıntı hala aydınlatılamamaktadır.Datorită secretului călătoriei, multe detalii nu pot fi elucidate.
27 Eylül 2004 tarihinde binanın tamamı pembe ışıkla aydınlatıldı.Din primăvara anului 2001, întreaga construcție este luminată electric.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.Prin exhumarea cadavrului cazul este elucidat.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.Și lumina luminează în întuneric și întunericul nu a cuprins-o."
Yeraltını kara bir güneşle aydınlatır.În ultimul plan strălucește un soare mare.
İbadet mekânı oldukça geniş ölçüde pencerelerle aydınlatılmıştır.Spațiul interior este iluminat prin multe ferestre.
Dünya, Güneş tarafından aydınlatılır.Pământul este luminat de Soare.
Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.Villámcsődületes figyelemfelhívás az egészségügyért.
Bunları aydınlatacak yegane kişi Başkomiser Battle'dı.Ott pedig kiderül, ki is volt a Hét óra: Battle főfelügyelő.
Camera lucida özel aydınlatma istemeyen hafif ve taşınabilir bir alettir.A camara lucida könnyű, hordozható eszköz, nem igényel különleges megvilágítást, nem vetít képet.
İstanbul'da yaşanan Çeçen cinayetlerinin aydınlatılması konusunda hukuk mücadelesi vermektedir.Mindent megteszünk annak érdekében, hogy kivizsgáljuk Észak-Korea megdöbbentő emberi jogi helyzetét.
Gaz lambası, yakıt olarak gaz yağı kullanan bir aydınlatma aracıdır.A petróleumlámpa a világításra használt eszközök petróleummal működő fajtája.
AGA deniz fenerleri bütün Panama Kanalını aydınlatmaktaydı.A középső sávon a Panama-csatornát ábrázolták.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.Az áldozat családja magánvádas pert indított az eset tisztázására.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”.A reggel éles fénye azonban kíméletlenül megvilágítja azt, amit az éjszaka mély sötétje elrejtett.”
Geçmişte cami meşalelerle aydınlatılmakta idi.Korábban mesekönyveket illusztrált.
Her evde Aydınlatma ve diğer işlerde elektrik enerjisi kullanmaktadır.Az élet minden folyamatában energia felhasználás és forgalom zajlik.
Ana madde: Eta Carinae Eta Carinae, aydınlatma gücü çok yüksek üstündev bir yıldızdır.A Canopus (α Carinae, Alpha Carinae) egy első fényrendű csillag.
Ancak bu mesele bugün aydınlatılmıştır.Mindazonáltal a kérdés ma is nyitott.
Köyde elektrik olup yaylalarında halen tüp ışığı ile aydınlatma yapılmaktadır.Azonban az autóban elektromos töltést észlelnek, lámpája gyújtás nélkül is világít.
Duvar kağıdı duvarların tüm yüzeyini kapladığından, renkleri odanın aydınlatmasını etkiler.Ennek köszönhetően a ház igen világos, melyet kiemel továbbá a falak színe is.
Geceleri aydınlatılır.Éjszaka fényt lát a közelben.
Ayrıca bina yeni dekoratif aydınlatmaya kavuşmuş ve çevresinde bulunan Aziz Iştvan Meydanı yenilenmiştir.Emellett az épület új díszkivilágítást kapott és közvetlen környezetét, a Szent István teret is felújították.
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.Värit ovat hillittyjä ja valaistus on pehmeä.
Heykel, geceleri aydınlatılmaktadır.Patsas oli öisin valaistu.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Tähden ympärillä on molekyylipilvi NGC 1990, jota tähti valaisee paikoin.
Bu süreci aydınlatmaya çalıştım.Prosessi emittoi valokvantin.
Bu aydınlatmanın hedefi bombalanacak yerin aydınlanması için kullanılıyordu.Tämä mahdollisti visuaalisesti kohteen pommittamisen.
1108 ayrıca yeşil arka aydınlatmayı beyaz arka aydınlatma ile değiştirir.1108:ssa on myös valkoinen taustavalo.
Fevkalade aydınlatıcı bir eser.Se on silkkimäisen kiiltävä.
İlgili Sayfalar