aydınlat ile cümle
aydınlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Mas suas observações e medições eram feitas por propósito em vez de de ser pelas leis da ciência.
Bu hücreler ayrıca iyi donatılmış, iyi aydınlatılmış ve havalandırma sağlanan alanlardır."As cabines são amplas e bem iluminadas e ventiladas.
Anunnaki tanrıları yıldırımlarıyla birlikte karayı aydınlattı.E Deus fez uma grande luz para brilhar sobre eles.
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.A coloração é viva e a iluminação potente.
Aydınlatma gücü Güneş'ten 850.000 defa daha fazladır.Sua luminosidade é de 450 vezes a do Sol.
Bunları aydınlatacak yegane kişi Başkomiser Battle'dı.Quem inventou os reploids foi Dr.Light.
Bu frizbiler, gece karanlığında aydınlatma fişeği olarak da kullanıldı.A escuridão foi tamanha que foi necessário usar velas durante o dia.
Köy yolunda aydınlatma direkleri (yol aydınlatması) yoktur.Aan de overzijde (stad uit) ligt er geen doorgaande weg (anders dan de kade).
İsviçre'deki ilk elektrikli aydınlatmayı da 1878'de Kulm oteli yapmıştır.De eerste elektrische verlichting van Zwitserland brandde in 1878 in het Kulm Hotel.
Burada yerel polislerle birlikte olayı aydınlatmaya çalışacaktır.Ze proberen daarbij de lokale politie dwars te zitten.
Tsurugi Burnu, 1871'de aydınlatmaya başlamış olan, Japonya'nın en eski batı tarzı deniz fenerine sahiptir.Kaap Tsurugi heeft de oudste vuurtoren in westerse stijl van Japan, in gebruik genomen in 1871.
1933 - Almanya'da Joseph Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı oldu.13: Joseph Goebbels wordt aangesteld als rijksminister voor volksvoorlichting en propaganda.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.De rechtbank wil het imago van justitie bijschaven De Rechtbank
Bu olay, bugüne kadar kimse tarafından aydınlatılmamıştır.Dit verschijnsel is nog nooit door mensen waargenomen.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Hun waarnemingen en metingen werden om andere dan wetenschappelijke redenen gedaan.
Aydınlatma gücü, kullanıldığı bilim dalına göre farklı anlamlar taşımaktadır.Er zijn verschillende triviale namen in omloop, afhankelijk van de gebruikte wetenschappelijke indeling.
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.Het spinthout is zacht en zeer licht gekleurd.
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.Alhoewel het toentertijd niet bekend was, waren dit de meeste lichtkrachtige sterren.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Reflectienevels, zoals hun naam reeds doet vermoeden, reflecteren het licht van nabij gelegen sterren.
Ortam aydınlatmasına özel önem verilmiştir.Hij had bijzondere aandacht voor de weergave van het licht.
1933 - Almanya'da Joseph Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı oldu.1933 – Joseph Goebbels został ministrem oświaty i propagandy.
Geceleri aydınlatılır.Nocą jest oświetlony.
Stadın aydınlatma gücü 1400'luxtur.Stadion posiada oświetlenie o mocy 1400 lux.
Kendi yaptırdığı zaviyede öğrenci yetiştirdi ve halkı aydınlattı.Objawił swoją chwałę i uwierzyli w Niego Jego uczniowie.”
Fevkalade aydınlatıcı bir eser.Jest wybitnie światłolubna.
Acil aydınlatma üniteleri.Oświetlenie awaryjne.
Ağaçlar sadece Aman’ı aydınlattı ve Orta Dünya karanlık bir döneme girdi.Drzewa oświetlały jedynie Aman, pozostawiając Śródziemie pogrążone w półmroku.
Mutafyan, konuşmasında suikastın aydınlatılamamasını eleştirdi.Muzhou powiedział Właśnie okazałeś mi swoją niewdzięczność.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Stąd widma częstotliwości wykazywane przez mgławice refleksyjne są podobne do gwiazd, które je oświetlają.
Heykel, geceleri aydınlatılmaktadır.Pomnik jest oświetlony nocą.
Mağara, elektrik ile aydınlatılmaktadır.Pomieszczenie jest oświetlone światłem elektrycznym.
Basayev'in ölümüne ilişkin iddialar aydınlatılamamıştır.Początkowo nie zdawano sobie sprawy ze śmierci Bachledy.
Bu süreci aydınlatmaya çalıştım.Kierował ewakuacją tego podobozu.
Işığı gökyüzünü aydınlatıyor.Ciemności rozjaśnia słońce.
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.W momencie odkrycia była to galaktyka o najniższej znanej jasności powierzchniowej i jasności absolutnej.
Mahallede her sokak, sokak lambası ile aydınlatılır.Cała miejscowość posiada oświetlenie uliczne.
Yıldızın toplam aydınlatma gücü, Güneş'ten 12.100 kat daha fazladır.Połączona jasność tych gwiazd jest 2100 razy jaśniejsza od Słońca.
Aydınlatma kirişleri ve yapıları tavana kuruldu.Strumienie światła tworzą cienie na suficie.
Aydınlatma gücüne göre grubun baskın üyeleri: sarmal NGC 1566, merceksi NGC 1553, ve eliptik NGC 1549'dur.Dominujące galaktyki w tej grupie to NGC 1566, NGC 1553 i NGC 1549.
Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar.Za dnia pozostają ukryte, a żerują nocą.
Işık kaynağı olan yüzeyler başka bir kaynak tarafından aydınlatılmaksızın kendi ışımasıyla aydınlanırlar.Ich twarze są oświetlone padającym z góry światłem o niezidentyfikowanym źródle.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.O oddaleniu jej z dworu zdecydował przypadek.
Bu aydınlatmanın hedefi bombalanacak yerin aydınlanması için kullanılıyordu.Pocisk oświetlający wykorzystywany jest do oświetlania terenu.
Billie York'un eski ortağı Detektif Wes Luger (Samuel L. Jackson) ise bu olayı aydınlatmak ister.Szef Narodowej Agencji Bezpieczeństwa, Gibbons (Samuel L. Jackson), chce temu przeszkodzić.
Gece aydınlatma sistemi kuruldu.Zainstalowano podświetlenie budynku.
Çoğunlukla aydınlatmada kullanılır.Używa się go, między innymi, w światłowodach.
Duvar kağıdı duvarların tüm yüzeyini kapladığından, renkleri odanın aydınlatmasını etkiler.Wielkie okna w ścianach sprawiają, że pomieszczenie jest pełne światła.
Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar.Medlet sköljes och blöttlägges över natten.
Camera lucida özel aydınlatma istemeyen hafif ve taşınabilir bir alettir.Camera lucida är en ljus och bärbar apparat som inte erfordrar speciella ljusförhållanden.
İlk atalarının nasıl Amerika'ya ulaştıkları henüz tamamen aydınlatılamadı.Hur deras förfäder kom till Amerika är inte helt utrett.
Gaz lambası, yakıt olarak gaz yağı kullanan bir aydınlatma aracıdır.Gaslykta är en lykta med gas som bränsle.
Stadın aydınlatma gücü 1400'luxtur.Eld från himlen kom! 146.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.Syftet var att avlasta tribunalen.
Zaman geçtikçe bu gölgelerde kalmış kişiliği aydınlatacak bilgiler yavaş yavaş açığa çıkmaktadır.Frågan om vem som har äganderätten för karaktären är fortfarande ganska dunkel.
Fevkalade aydınlatıcı bir eser.Vilket fantastiskt avslöjande material!
Aydınlatma gücü Güneş'ten 850.000 defa daha fazladır.Den har en utstrålning motsvarande cirka 851 gånger solens ljusstyrka.
Mağara, elektrik ile aydınlatılmaktadır.Elektriskt ljus är belysning med hjälp av elektricitet.
Bu sayede cephe kaplaması gece aydınlatmalarıyla çarpıcı bir görüntü oluşturuyor.Från den formborgen har man en fin utsikt över Naten.
Halkı toplumsal sorunlar hakkında aydınlatmaya çalışıyorlardı.Man försökte förfina folkliga ord.
Genel amaçlı aydınlatma beyaz ışık gerektirir.Освітлення загального призначення потребує білого світла.
İlgili Sayfalar