aydınlat ile cümle
aydınlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bilimin insanları aydınlatma ve geliştirme işlevini öne çıkarmıştır.Plantea la responsabilidad de la ciencia ante lo que investiga y desarrolla.
"Işığıyla aydınlatan tek kilise, alevler içinde yanan kilisedir".3, se habló de las lámparas que ardían en la iglesia.
Aydınlatma gücü Güneş'ten 850.000 defa daha fazladır.Tiene una luminosidad 50.000 veces mayor que la del Sol.
Köprü geceleri özel olarak aydınlatılır.Se iluminan con luz brillante por la noche.
Mumlar odayı aydınlattı.Le candele illuminavano la stanza.
Bu kitap okuyucuyu aydınlatabilir.Questo libro può illuminare il lettore.
Heykel, geceleri aydınlatılmaktadır.Di notte la statua è illuminata.
Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız”."Dall'oscurità entrerai nella luce, dalla luce tornerai nell'oscurità.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Perciò lo spettro mostrato dalle nebulose a riflessione è simile a quello delle stelle che le illuminano.
Herschel'in ana amacı galaksilerin kökeni ve galaksi formasyonunu aydınlatmak üzere gözlemler yapmaktır.La missione di Herschel si concentra principalmente sulle origini delle galassie e sulla formazione galattica.
Burada yerel polislerle birlikte olayı aydınlatmaya çalışacaktır.Per farlo si scontra con la polizia locale.
Etrafındaki yansıma bulutsusu IC 4605'i aydınlatmaktadır.La stella è associata alla nebulosa a riflessione IC 4605.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Hanno due uscite per le due candele.
Tablo, sanatçının teknik anlamda ulaştığı noktayı göstermesi açısından son derece aydınlatıcıdır.Dal punto di vista tecnico il film rivela l'abilità raggiunta dal regista.
LCD ekranlarda olduğu gibi bunlar için arkadan aydınlatma gerekmez.Al momento Vistara non dispone di schermi LCD installati sul retro dei sedili.
Aydınlatma kirişleri ve yapıları tavana kuruldu.I proiettori di luce e la fontana del suono sono stati istituiti nel palazzo.
Binanın aydınlatması, karşılıklı duvarlara açılan pencerelerle sağlanmıştır.L'illuminazione è garantita da finestre poste nella parte superiore dei muri.
2004 yılında asfaltlandı ve tüneller içi genel olarak en iyi aydınlatmayla geliştirildi.Nel corso del 2004 è stata asfaltata e migliorata, ed è stata aggiunta l'illuminazione delle gallerie.
İlgili olduğu konuyu aydınlatmaya ve tespite yararlar.Lo scopo della luce è attirare l'attenzione e illuminare le informazioni.
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.Il picco si è verificato quando un'altra stella era la più luminosa.
Avizeler elden geçirilerek tekrar mumla aydınlatır hale getirilmiştir.Appaiono nuovamente le nuvole che permettono di saltare.
Aydınlatma lambası halojen olan fenerin ışığı, 129 km'ye kadar ulaşabilmektedir.Il fascio di luce, a lampi intermittenti, è visibile fino a 33 miglia.
Daha sonra bir kanca kullanarak Lesnar ve Kane'in üzerine aydınlatma kafesini devirdi.Tuttavia alla fine un fulmine colpisce il palazzo e in sottofondo si ode la risata di Kane...
1968 yılında ise aydınlatma sistemi kuruldu.Nel 1966 venne dotato di un impianto di illuminazione.
Oda tek bir mumla aydınlatıldı.Комната была освещена одной-единственной свечой.
Cami, beş sıra halindeki 174 pencere ile aydınlatılır.Мечеть освещена 174 окнами, расположенными в 5 рядов.
Onlar nurlu yıldızlar hâlinde her yanı aydınlatırlar.Ведь все звёзды встали в ряд!
Kasım 2005 Minör dış aydınlatma için güncellendi.Ноябрь 2005: незначительное обновление наружного освещения.
Duvar kağıdı duvarların tüm yüzeyini kapladığından, renkleri odanın aydınlatmasını etkiler.Так как обоями покрывают всю поверхность стен, их цвет влияет на освещённость помещения.
Aydınlatma gücü Güneş'ten 850.000 defa daha fazladır.Его светимость в 850 000 раз превышает светимость Солнца.
"Light Me Up" (Türkçe: Beni aydınlat), Gromee feat.Light Me Up (совместно с Gromee).
Basayev'in ölümüne ilişkin iddialar aydınlatılamamıştır.Ни на одного свидетеля расстрелов Базилевский сослаться не смог.
Ölümü üzerimdeki sır hâlâ aydınlatılamamıştır.Тайна её смерти остаётся нераскрытой.
Amerika antilobunun sınıflandırılması uzun süre tam olarak aydınlatılamamıştır.Точное местоположение древнего Данилова долгое время не удавалось установить.
Bu sayede cephe kaplaması gece aydınlatmalarıyla çarpıcı bir görüntü oluşturuyor.На его вершине был установлен светящийся элемент, чтобы повысить видимость ночью.
Mağara, elektrik ile aydınlatılmaktadır.Улицы освещены электричеством.
Artık yerini LED aydınlatmaya bırakmıştır.Но потерял лидерство после остановки на светофоре.
Ünlü Eyfel kulesinin kırmızı beyaz ışıklarla aydınlatıldığı geceler oldu.Красная шпинель в ультрафиолетовых лучах люминесцирует ярко-красным цветом.
Gün ışığı altında maviye yakınsarken yapay aydınlatmalı ortamlarda siyaha benzer bir tonda görülmektedir.Недалеко есть гора, которая при определённом освещении может показаться синей.
Bu frizbiler, gece karanlığında aydınlatma fişeği olarak da kullanıldı.Для использования в темноте такие дисплеи снабжаются боковой подсветкой.
Bizim arzumuz bu kültürün değerinin bilindiği dünyanın diğer bölgelerini de aydınlatması.لدينا الرغبة في إضاءة المناطق الأخرى من العالم التي تقدّر قيمة هذه الثقافة.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.ولكن الملاحظات والقياسات كانت على ما يبدو لأغراض أخرى غير القوانين العلمية.
Hint Edebiyatı’ndan sonra Batı düşüncesinin önemli bir yönünü aydınlatmayı amaçladı.وكان يهدف بعد الأدب الهندي إلي إيضاح أفكاره الغربيه من جانب مهم.
Bu süreci aydınlatmaya çalıştım.قامت التشيك بابتكار هذا النظام.
Özel fonksiyon tuşuna basılırken ekran aydınlatması boşluk çubuğuna basılarak açılıp kapatılabilir.في هذه الحالة، قد تضغط زر التشغيل لتجد نفسك تحدق في شاشة فارغة.
Geceleri sekiz adet mumla bu mekanın aydınlatıldığı anlaşılmaktadır.وكان هذا المكان يضاء ليلاً بثماني شمعات.
Havagazıyla aydınlatma sadece sarayda olmamış, İstanbul'un bazı semtleri de Gazhane'den faydalanmıştır.لم تكن الإضاءة بالغاز الطبيعي في القصر فحسب، وإنما انتفعت بها بعض أحياء إسطنبول من خلال مبنى "الغازخانه".
Ancak, gerçek hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamamıştır.ومع ذلك، فإن هذا العزو لا يعكس دائما الواقع بدقة.
Bu dönemde, gaz aydınlatmasında, tramvaylar ve sınırlı elektrifikasyon getirilmiştir.في ذلك الوقت، بدأت الإضاءة بواسطة الغاز، عربات الترام التي تجرها الخيول وإدخال الكهرباء ولكن بشكل محدود.
(Aydınlatıcı bilgi sağlamakta.الخبر اليقين".
Caminin içerisi sekiz pencere ile aydınlatılmaktadır.كان شكل القبة الرئيسية مخروطيا مع ثمانية نوافذ.
"Işığıyla aydınlatan tek kilise, alevler içinde yanan kilisedir".لقد مررن صناديق من المربعات مع صورة كنيسة محترقة وعنوانها" الكنيسة الوحيدة التي تجلب النور هو الذي يحترق.
Kasım 2005 Minör dış aydınlatma için güncellendi.Novembro 2005 Minor actualizado para iluminação exterior.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Apenas duas velas iluminam o caminho deles.
Ağaçlar sadece Aman’ı aydınlattı ve Orta Dünya karanlık bir döneme girdi.As Árvores iluminavam Aman, deixando a Terra Média no crepúsculo.
Çoğunlukla aydınlatmada kullanılır.Ele é frequentemente utilizado na indústria de iluminação.
Ama bir anda göklerden bir ışık indi ve ormanı aydınlattı," demiştir.Porém em menos de um segundo, um feixe de luz desceu do céu e incendiou a floresta".
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Epsilon Orionis é cercado pela nuvem molecular NGC 1990, que é iluminada com seu brilho.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Por isso, o espectro das nebulosas de reflexão é semelhante ao das estrelas que as iluminam.
Eckhart, yüzüne işaretler yerleştiren ve aydınlatmayı sağlayan bir protez giydi.Eckhart usou marcas em seu rosto e um touca prostética, que foi colocada como referência para a iluminação.
İlgili Sayfalar