aydınlan ile cümle

aydınlan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Aydınlanmanın en temel prensibidir.It's the basic regulating principle of the Enlightenment.
Şimdi Fransız Aydınlanmasının çocuklarıyız.We are now children of the French Enlightenment.
Ruhani Gelişim ve Aydınlanma Son Vasiyet Böl.Spiritual Growth and Enlightenment Source: The Last Testament Volume 3 # 16
Birden bir aydınlanma geldi,And I had a revelation. I thought,
'Ama bana göre, tek başına bir mum yalnız bıraktı, ben garip aydınlanmamış kaldı.'But as to me, left alone with the solitary candle, I remained strangely unenlightened.
"Baba, galiba sonunda ruhsal aydınlanmaya ulaştım.""Dad, I think I've just about found spiritual enlightenment."
Aydınlanmayı unut!Forget about enlightenment.
Bir aydınlanma oldu.And lightning struck.
Wikipedia ile aydınlanarak geçirmekOn Wiki-fucking-pedia might enlighten you
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.The thing that was a source of shame was actually a source of enlightenment.
Değiştirilmiş ya da aydınlanmış kapitalizm sorunları sadece bir dereceye kadar azaltacaktır.Modified or enlightened capitalism would reduce the problems only minimally.
AKILLICA YE (EATWISE) - Akıllıca yemek yemeyi aşılayan aydınlanmış ve farkında gençlik.EATWlSE -- Enlightened and Aware Teens Who Inspire Smart Eating.
Aydınlanma bu olabilir mi...Can these be enlightenment...
Işık olmadan aydınlanma olabilir mi?Can there be enlightenment without light?
Işık olmadan aydınlanma olabilir mi?"Can there be enlightenment without light?'
Öz'ün aydınlanmaya ihtiyacı var mıdır?Does the Self need to be enlightened?
Gelecek bir yılın aydınlandığını tam bu pencerelere akar.The radiance of the next millennium streams through these very windows.
Ruhani yeniden doğuşa, günahlarından arınmaya, aydınlanmaya vurgu yapılmıyor.There is no sense of spiritual rebirth or salvation.
Bır anda yüzü aydınlandı.He went off like a lightbulb.
Ben sinirsel çöküş dedim, terapistim ruhani bir aydınlanma dedi.I call it a breakdown; my therapist calls it a spiritual awakening.
Bu kutsamadır... mutluluktur... özgürlüktür... aydınlanmadır.This is bliss... happiness... freedom... enlightenment.
Filmde ilerledikçe yazı aydınlanıyor.We highlight the text as we go through the movie.
Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık.We busted out of the hive during the Enlightenment.
Çünkü yaşam kaynağı sensin, Senin ışığınla aydınlanırız.For with you is the spring of life. In your light shall we see light.
Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Parıldayıp-aydınlandığı zaman gündüze,And the day when it shines in all its glory,
Çakıp etraf aydınlandı mı yürürler, karanlıkta kaldılar mı dururlar.When it flashes forth they walk in its flare. When darkness returns they stand still.
Ona biraz süre tanıyın, sonra iş aydınlanır, siz de gereğini yaparsınız.”We never heard this from our elders.
Durum kendisine aydınlanınca, "Artık ALLAH'ın her şeye gücü yettiğini biliyorum," dedi.When this became clear to him, the man said: "Indeed God has power over all things."
Böylece, gözü aydınlansın ve üzülmesin diye seni annene geri döndürmüştük.We thus brought you back to your mother that her heart may be cheered, and she may not grieve.
Mahşer yeri Rabbinin nûru ile ışıl ışıl aydınlanır.The earth will become bright from the light of your Lord.
Ay' ın aydınlanma kesriMoon's illumination fraction
Seçilen tarihte Ay' ın aydınlanma kesrini gösterir.Displays the illumination fraction of the Moon for the selected date.
Ay' ın aydınlanma kesri: 42%Moon illum: 42%
Bundan sonra, bütün direk aydınlanmalar yansıma ve astronomik karanlık setleri sona erer.After that, all direct illumination ceases and astronomical darkness sets in.
Czacki Polonya'nın aydınlanmasında önemli bir rol oynamıştır.Czacki played an important part in the Enlightenment in Poland.
Polonyanın aydınlanmsı sürecindeki önde gelen en önemli isimlerden sayılır.[1][2]He is seen as one of the most prominent figures of the Enlightenment in Poland.[1][2]
Grup aydınlanma ve karşı-aydınlanma fikirlerinden de bahsetti.The group talked about Enlightenment and Counter-Enlightenment ideas as well.
Bu aydınlanmayı yaşadığımda 10. sınıfta tiyatro provalarının ortasındaydım.I was in the middle of rehearsal in 10th grade when I had this epiphany.
Aşağıda İyonya Aydınlanmasının olası etkileyicileri verilmiştir:Below are some of the possible influencers of the Ionian Intellectual Revolution:
Nihayet ortalık aydınlanırken korkunç ses onları yakalayıverdi!So the shriek seized them at sunrise.
Didot, neoklasik olarak tanımlanır ve Aydınlanma Çağı'nı çağrıştırır.Didot is described as neoclassical, and evocative of the Age of Enlightenment.
POCO M2 Pro'da cihaz parlak aydınlanma algılayınca devreye giren gün ışığı modu bulunur.In the POCO M2 Pro, there is a daylight mode that triggers once the phone detects bright lighting.
18. yüzyıl: Aydınlanma Çağı18th century: the Age of Enlightenment
2008'in başlarında günberi geçtikten sonra centaur 52872 Okyrhoe büyük miktarda aydınlandı.[1]After passing perihelion in early 2008, centaur 52872 Okyrhoe significantly brightened.[7]
Kopernik'in aydınlanma anı, neredeyse bir sahne aydınlatması kullanılarak yansıtılmıştır.Copernicus's epiphany or ecstasy is captured through the use of quasi stage lighting.
O, "aydınlanmış bir hükümdar" olarak kabul edildi ve Abbasi seleflerinin politikalarını sürdürdü.He was considered an "enlightened ruler", and continued the policies of his Abbasid predecessors.
Aydınlanma ÇağıEnlightenment era
Aydınlanma Çağı'nda akıl hastalarına yönelik tutumlar değişmeye başlamıştır.During the Enlightenment attitudes towards the mentally ill began to change.
Gül Haç Aydınlanması'nda Frances Yates şöyle diyor:In The Rosicrucian Enlightenment, Frances Yates states:
Bu muazzam sonuç, ortaçağ zihninde aydınlanamadı. — Part 3, Bölüm 5.1This tremendous conclusion failed to dawn on the medieval mind. — Part 3, Chapter 5.1
Maneviyatın ve aydınlanmanın gelişimini önemsiyordu.She cared about the development of spirituality and enlightenment.
Aydınlandıktan sonra Buda’ya yirmi yıl hiç kimse eşlik etmemiştir.Nach seiner Erleuchtung hatte Buddha zwanzig Jahre lang niemanden, der ihn begleitete.
Bu nedenle Buda’nın aydınlanması Mahayana Budizm’inde “Tam Aydınlık” olarak adlandırılır.Die Erleuchtung eines Buddha wird deshalb im Mahayana als „Volle Erleuchtung“ bezeichnet.
Bu üç tür aydınlanmaya ulaşmak için bazı yollar vardır.Für alle drei Arten der Erleuchtung gibt es Pfade.
Olaylar "göz kamaştırıcı bir ışıkla" aydınlanan bir çölde geçer.Die Handlung spielt in einer Wüste, die von „blendendem Licht“ beleuchtet wird.
Buna karşın Joseph önemli bir Aydınlanmacı ve burjuva toplumunun hazırlanmasının öncüsü olarak kabul edilir.Trotzdem gilt Joseph als wichtiger Aufklärer und entscheidender Wegbereiter der bürgerlichen Gesellschaft.
Burada her şey yavaş yavaş aydınlanmaya başlar.Hier nimmt die Beleuchtung langsam ab.
Ölümü Hala Tam Aydınlanamadı".Bis heute konnte ihr Tod nicht aufgeklärt werden.
Ah, şimdi her şey aydınlandı!Ah ! Tout s'éclaire maintenant !

İlgili Sayfalar