Birden bir aydınlanma geldi,Và tôi chợt phát hiện ra một điều,
Birden bir aydınlanma geldi,Y tuve una revelación. Yo pensé,
Birden bir aydınlanma geldi,И меня осенило. Я подумал —
Birden bir aydınlanma geldi,И получих просветление. Помислих си:
Birden bir aydınlanma geldi,І зробив для себе відкриття. Подумав:
Birden bir aydınlanma geldi,ועברתי התגלות. חשבתי,
Birden bir aydınlanma geldi,وكان الوحي، كما أعتقد
Birden bir aydınlanma geldi,「こいつらは、気味の悪い」
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ami akkor szégyen forrása volt, valójában a megvilágosodás forrása lett!
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Cái tôi đầy mặc cảm thực chất lại dẫn tôi đến với con đường của sự khai sáng.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ce qui était une source de honte était en fait une source d'illumination.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ciò che era fonte di vergogna s'era di fatto rivelata fonte di illuminazione.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Datgene wat een bron van schaamte was, bleek een bron van verlichting.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Det som var en källa till skam var faktiskt en källa till upplysning.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Die Sache, die eine Quelle der Scham war, war tatsächlich die Quelle für Erleuchtung.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.수치심의 원천이었던 그것은 실제로는 깨우침의 원천이었지요.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Lo que era una fuente de vergüenza fue en realidad una fuente de iluminación.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Lucrul care reprezenta o sursă de ruşine era, de fapt, o sursă de iluminare.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.O que era uma fonte de vergonha na verdade era uma fonte de iluminação.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Sesuatu yang merupakan sumber rasa malu sebenarnya adalah sumber pencerahan.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Ta věc, která byla zdrojem studu, byla ve skutečnosti zdrojem osvícení.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Źródło poczucia wstydu stało się źródłem oświecenia.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Το πράγμα που υπήρξε πηγή ντροπής έγινε πηγή διαφωτισμού.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Нещото, което беше източник на срама ми всъщност беше източник на просветление.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.Те, що було джерелом сорому, стало початком прозріння.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.То, что было источником стыда, стало источником прозрения.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.הגורם שהיה מקור לבושה התגלה בדיעבד כמקור להארה.
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.الأمر الذي كان يخجلني غدا في الواقع مصدر إستنارة .
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.在過去缺乏自我令我感到羞愧 反而依家成為我感悟的源泉。
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.実は気づきの素でした そして 自己が投影であり
Biz arıyız. Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık."우리는 벌들입니다. 계몽주의 기간동안 벌집을 깨고 나왔죠."
Biz arıyız. Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık.Nous nous sommes évadés de la ruche au siècle des Lumières.
Biz arıyız. Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık.Wylecieliśmy z ula w czasach oświecenia.
Biz arıyız. Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık.Изхвърчали сме от кошера по време на Просвещението.
Biz arıyız. Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık.אנחנו דבורים. אנחנו פרצנו מתוך הכוורת בתקופת ההשכלה.
Biz arıyız. Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık.نحن بالفعل كالنحل ، خرجنا من أعشاشنا في عصر التنوير.
Biz arıyız. Aydınlanma sürecinde kovanlarımızdan çıktık.私たちは、古い制度を壊し
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.E voi forse non credete che arriviamo all'illuminazione nell'arco di una vita, ma è così".
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Jullie geloven misschien niet dat we verlichting bereiken in één leven, maar dat doen we wel.
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.당신들은 우리가 생전에 깨우침을 얻는다는 걸 못 믿을지도 모르지만, 이건 진짜예요."
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Lehet, hogy nem hiszitek el, hogy elérjük a megvilágosodást egyetlen élet során, de ettől még elérjük."
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Poate că voi nu credeți că noi atingem iluminarea într-o viață, dar noi reușim.
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Puede que ustedes no crean que lograríamos la iluminación en una sola vida, pero lo hicimos.
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Vielleicht glaubt Ihr nicht, dass wir in einem einzigen Leben Erleuchtung erlangen, aber wir tun es."
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Vous pouvez douter que nous ayons atteint l'illumination en une vie, mais nous l'avons fait.
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Wy możecie nie wierzyć, że my osiągamy oświecenie w ciągu jednego życia, a jednak nam się to udaje.
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Вие може и да не вярвате, че постигаме просвещение за един живот, но ние го правим.
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.Вы, возможно, не верите, что мы можем достичь просветления за время человеческой жизни, но это так".
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz."אתם אולי אינכם מאמינים שאנו משיגים הארה עוד בחיינו, "אבל אנו עושים זאת."
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.قد لا تصدق أننا حققنا التنوير في الحياة ، لكننا فعلنا
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.皆さんは私たちが生涯に悟りを開くなんて 信じないけど これも事実です" 精霊の世界から
Bır anda yüzü aydınlandı.Er leuchtete auf wie eine Glühbirne.
Bır anda yüzü aydınlandı.Il a eu une épiphanie.
Bır anda yüzü aydınlandı.Iluminou-se como uma lâmpada.
Bır anda yüzü aydınlandı.환한 표정을 지었습니다.
Bır anda yüzü aydınlandı.Mintha egy villanykörte villant volna benne fel.
Bır anda yüzü aydınlandı.S-au aprins ca un bec.
Bır anda yüzü aydınlandı.Si spense come una lampadina.
Bır anda yüzü aydınlandı.Som en glödlampa.
Bır anda yüzü aydınlandı. Ve bana kendisinin babası ile olan ilişkisinin de tamamen aynı olduğunu söyledi.Se prendió como un foco de luz y me dijo que él había tenido exactamente la misma experiencia con su padre.