Ana içeriğe geç
Sözlük

aydın ile cümle

aydın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak aydın kişiler de etnik merkezci olabilirdi.But scholars can be ethnocentric as well.
Daha önce hiç kimse bu kadar aydınlık bir iç mekan görmemiştir sanırım.It must have looked so different than anything anyone had seen before.
Nutmeg'i bir denizfeneri gibi aydınlatmak için, bool bol enerjim olur.I've got plenty of power. And I can light up the Nutmeg like a beacon.
İşte kablolar bu aydınlatma aletine çıkıyor.Here are the cables coming up into this light fixture.
Ve evin içinden uzun bir kablo geçirip aydınlatma duyuna bağlardınız.And you'd run a long cord into the house where you could screw it into your light socket.
Sokaktaki ışıklar içeriyi aydınlatıyordu ve güvenlik görevlisi tutmak zorunda kaldık.Lights glaring in off the street, and we had to hire a security guard and all these things.
"Tanrı'dan beni bağışlamasını dileyeceğim ve O'nun ışığı benim aracılığımla onları aydınlatacaktır."I will ask God for forgiveness and His light will shine through me to them.
Daha ilk provada, bizi bekleyen aydinlik gelecegi gordum.From the very first rehearsal, I saw the bright future ahead.
Onları aydınlatmak.That is our objective. Is to just shine a light on it
O boşluğu aydınlatmakta.It's illuminating the space.
Ve ışığa bakarsanız, beklendiği gibi aydınlatmaya devam ediyor.And if you look at the light, it is illuminating as you would expect.
Aydınlatma görevini yerine getiriyor, ama aynı zamanda, bu veriyi transfer edebiliyoruz.It's serving the purpose of illumination, but at the same time, we are able to transmit this data.
Aydınlatma yoluyla veri -- bir aydınlatma cihazı için ilk.This is data through illumination -- it's first of all an illumination device.
Ve onlar ışığı aşağıyı aydınlatmak için kullanıyorlar.And they use light to illuminate space down there.
Öyleyse yapmamız gereken şey küçük bir mikroçipe tüm potansiyel aydınlatma cihazlarını yerleştirmek.So, all we would need to do is to fit a small microchip to every potential illumination device.
Ve bu iki temel işlevselliği bir araya getirir: aydınlatma ve kablosuz veri transferi.And this would then combine two basic functionalities: illumination and wireless data transmission.
Yüksek yoğunluklu aydınlatma seçeneği Haas Torna çok sayıda yüklenebilir vmc makineleriThe high intensity lighting option can be installed on a multitude of Haas lathes and VMCs
Aydınlanmayı unut!Forget about enlightenment.
Bu adamın gözleriyle, bir köyü aydınlatabilirsiniz.You could light up a village with this guy's eyes.
Başka insanları dinleyip, kendinizi aydınlatmakta.Listen to other people, enlighten ourselves.
Bir aydınlanma oldu.And lightning struck.
Karanlıklar içinde bir birlik. ve bizim işimizde bunu aydınlatmak.A powerful shadow military. And it's our job to bring them to light.
Duvarları yıktın, nurunla aydınlattın.You brought down the wall. You lit the light.
Wikipedia ile aydınlanarak geçirmekOn Wiki-fucking-pedia might enlighten you
Dünyamız günün her saatinde aydınlık.Our world is lit up 24 hours a day.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.I have come from a place of intense darkness. And that is why I want to illuminate the world.
Ürküntü verecek, ama sizi aydınlatacak.It's going to be frightful, but it's going to enlighten you.
Kaynak:"Karanlıktan Aydınlığa # 22 Telif Hakları @Osho Uluslararası Vakfı, İsviçre.Source: 'From Darkness to Light # 22' Copyright © Osho International Foundation, Switzerland.
Ama aydınlatıcı bulduysanız, o zaman iyi.If you find it enlightening, all the better.
Bu adımda aydınlatıcı kalem kullanarak yüzümüzü parlatacağız.Bu adımda aydınlatıcı kalem kullanarak yüzümüzü parlatacağız.
Belli bireylerin aydınlatıldığını fark edin.Notice that certain individuals are highlighted.
Bu böbrek tümörü gibi tümörleri aydınlatabiliriz.We can light up tumors
Bir utanç kaynağı olan bu şey aslında bir aydınlanma kaynağıydı.The thing that was a source of shame was actually a source of enlightenment.
Değiştirilmiş ya da aydınlanmış kapitalizm sorunları sadece bir dereceye kadar azaltacaktır.Modified or enlightened capitalism would reduce the problems only minimally.
AKILLICA YE (EATWISE) - Akıllıca yemek yemeyi aşılayan aydınlanmış ve farkında gençlik.EATWlSE -- Enlightened and Aware Teens Who Inspire Smart Eating.
Aydınlanma bu olabilir mi...Can these be enlightenment...
Işık olmadan aydınlanma olabilir mi?Can there be enlightenment without light?
Işık olmadan aydınlanma olabilir mi?"Can there be enlightenment without light?'
Öz'ün aydınlanmaya ihtiyacı var mıdır?Does the Self need to be enlightened?
Gelecek bir yılın aydınlandığını tam bu pencerelere akar.The radiance of the next millennium streams through these very windows.
Ruhani yeniden doğuşa, günahlarından arınmaya, aydınlanmaya vurgu yapılmıyor.There is no sense of spiritual rebirth or salvation.
Bır anda yüzü aydınlandı.He went off like a lightbulb.
Yani şu anda sahneyi aydınlık tutmak için 15 at tam güç koşuyorlar.So there's basically 15 horses running at full speed just to keep the stage lit.
Ben sinirsel çöküş dedim, terapistim ruhani bir aydınlanma dedi.I call it a breakdown; my therapist calls it a spiritual awakening.
Elde edebileceğiniz bir şey Aydınlık Oda gibi bir şey olur.One thing you might get is something like the Luminous Room.
Aydınlık Oda, girdi ve çıktı uzaylarının aynı yerde olduğu bir sistemdir.The Luminous Room is a system in which it's considered that input and output spaces are co-located.
Bu nedenle yapılarımızı gün ışığıyla aydınlatıyoruz.So we light our buildings with daylight.
Gülüşün yarınlarımı aydınlatacak ve gükyüzünde güneş olacakYour smile will be the light leading me to tomorrow, and towards the sun in the sky.
Işığın tüm tayflarını görebiliyoruz, önceleri görünmez olan dünyaları aydınlatıyoruz.We can see across the entire spectrum of light, revealing worlds that had previously been invisible.
--Altının işlevi bu, cennetin ışığıyla aydınlatmak.--illuminated by the light of heaven which is what the gold does
Ve aslında kitabın devamında yolunuzu aydınlatıyorlar.And they actually illuminate your way through the rest of the book.
# Güneşin aydınlığı önümüzde# The sun shines the way
# Gökyüzünde yükseklerde Güneşin aydınlığı önümüzde# High in the sky The sun shines the way
Bu kutsamadır... mutluluktur... özgürlüktür... aydınlanmadır.This is bliss... happiness... freedom... enlightenment.
Ama genellikle bunu ekranı aydınlatmak için kullanıyorlar.But they typically use it to light up the screen.
Aziz Yuhanna figürü ön planda, aydınlık bir alanda.And that figure, Saint John, is enromanited in the foreground.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.This can be combined with LED lighting as well.
Tüm okullar güneş enerjisiyle aydınlatılıyor.But all the schools are solar-lit.
Örneğin, epilepsiyle çalışanlara aydınlatılmış onam olarak ne kullandıklarını sordum.For example, I asked the epilepsy people what are they using for informed consent.
Filmde ilerledikçe yazı aydınlanıyor.We highlight the text as we go through the movie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod