Ana içeriğe geç
Sözlük

aydın ile cümle

aydın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bizim bir yaşam süresinde aydınlanmayı başardığımıza inanmayabilirsiniz, ancak başarıyoruz.You may not believe that we achieve enlightenment in one lifetime, but we do.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.They ushered me down a narrow set of stairs that led to this dirty, dimly fluorescent lit basement.
Köleliği biraz olsun aydınlatmak istedim.I want to shine a light on slavery.
Çok aydınlık olurdu.It would be so light.
Bu sizin aklınızı karıştırırsa yok farzedin ama aydınlatıcı olabilir.And this might be completely confusing for you, so ignore it if it is, but it might be insightful.
Aydınlatma yönetmen Lee Kang-sanLighting director Lee Kang-san
Hamamlar karanlık, buharlı ve aydınlık olarak ayrılıyor.Baths would change from dark, steamy rooms to light ones.
Ve sonra bir fiber optik kablo alıp bunlardan bazılarını aydınlatabilirsiniz.And then you can take a fiber optic cable and light up some of the same things.
Daha aydınlık olan cennet ile, Cole olağanüstü güzelliği yansıtmış.I'd begin in the brighter Eden and Cole has given us this fantastic vista.
Hatırlarsanız incelemeci memurların raporunda aydınlatmanın iyi olduğu yazılıydı.Remember, the investigating officers' report said the lighting was good.
Fakat ben eşsiz bir aydınlatma deneyimi yaratmak istiyordum, yeni bir aydınlatma deneyimi.But I really was looking for creating a unique experience of light, a new experience of light.
Sonuçta hem aydınlatmayı hem de ampulü tasarlamamız gerekiyordu.So, we had to design both the light and the light bulb.
Aydınlıkla doğmuştu.She was born with enlightenment.
Aydınlatmak için doğuştan gelen zekasıyla, Bu acı dolu dünyada çok uzun kalamadıWith her inborn intelligence for enlightenment she couldn't stay long in this suffering world
İşin konusunda da aydınlanmış oldum.I found out about your job too.
"Genel Aydınlatma Hizmetinin ortalama ampul ömrü...","The average life of lamps for General Lighting Service", -
Orayı aydınlatıyor. ...evet.Jillian: It illuminates it Kate: ...yeah.
Oluşturulana kadar gaz aydınlatılmış sokaklarda sonsuz bir labirentte sarstıWe rattled through an endless labyrinth of gas-lit streets until we emerged into
Aydınlanma, otoriteye bağımlı olmadan insanların bilgi soğurmaya gayret ettiği bir devrim.The Enlightenment, a revolution in how people sought knowledge, trying not to rely on authority.
Ve bunun test edilebilirliği, bilimsel metodu, Aydınlanmayı ve herşeyi içermesi gerekiyor.And that implies testability, the scientific method, the Enlightenment, and everything.
Aydınlanmanın en temel prensibidir.It's the basic regulating principle of the Enlightenment.
Şimdi Fransız Aydınlanmasının çocuklarıyız.We are now children of the French Enlightenment.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.A spark that illuminates, however briefly what it is to live.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.It means, within our own biology, we have the yin and yang of morality.
Ortadaki 9 taneyi morumsu ışıkla aydınlatacağım.I'm going to put the middle nine under a purplish light.
Karanlıkları biliyordu ama aydınlıklardan bihaberdi.He knew the darks but not the brights.
Aynı zamanda aydınlık anlar da vardı.But there were also revelations.
Endüsti Devrimi, Prometheus bize dünyamızı aydınlatma yetisini kazandırdı.The Industrial Revolution -- and Prometheus -- has given us this, the ability to light up the world.
Yüksek yoğunluk aydınlatma bir örnektirHigh Intensity Lighting is one example
Yıldırım gökyüzünü aydınlattı ve bir bebek doğdu.Lightning lit the sky, and a baby was born.
Şehri aydınlatmak sadece bir başlangıçtı.Illuminating the city was only the beginning.
Tesla dünyayı aydınlatan kişi oldu, ancak bu sadece bir başlangıçtı.Tesla became the man who lit the world, but this was only the beginning.
Ve kimse bunun neden böyle olduğunu bilmiyor, ama bir hikaye konuyu biraz aydınlatabilir.And nobody knows just why this was so, but one story can reflect something of it.
İsterseniz bunu sizin için biraz daha aydınlatayım.So let me make this a little bit more concrete for you.
Onlar için gelecek pek aydınlık görünmüyor.And it's a bleak future for them.
Evet, işte ebeveynlikle ilgili aydınlatıcı bazı gerçekler.Well, here's some sobering facts about parenting.
Genetik açıdan kontrollü çalışmaların aydınlatıcı bazı sonuçları var.The genetically controlled studies have some sobering results.
Toprakları ve suları üzerine serdik, bölgeyi aydınlattık.We'd lay on top of that the soils and the waters, and illuminate the landscape.
Bu nomalde ofislerimizi aydınlatma tarzımız.So this is how we normally would light our offices.
Ortam aydınlığı ise çok farklı birşeydir.Ambient luminescence is something very different.
Şehirlerimizi nasıl aydınlatmamız gerektiğini gözden geçirmeliyiz.So we have to rethink the way we light our cities.
Neden bütün bu karayolları böyle kalıcı olarak aydınlık?Why are all these motorways permanently lit?
Ama Kongre Binası veya bazı anıtlardan daha fazla aydınlatılamaz.But it can't be more lit than the Capitol or some of the monuments.
Yani aydınlatma hiyerarşisinin altında.So it's down the hierarchy on lighting.
Karanlık- Titan'ın en aydınlık zamanı dünyadaki alacakaranlığa denk.It's dark. High noon on Titan is as dark as deep earth twilight on the Earth.
Bu güneşin arkadan aydınlattığı Titan'ın bir fotoğrafı, halkalar güzel birer arka zemin oluşturuyor.This is a picture of Titan, backlit by the Sun, with the rings as a beautiful backdrop.
Ve sanata aşık sizler beni gününüzü aydınlatmam için buraya davet ettiğinize memnun değil misiniz?And for those of you who love the arts, aren't you glad you invited me here to brighten your day?
Hem geçmişi hem de şimdiyi başarılı bir şekilde aydınlatıyor.--wonderfully lighting the past and the present
Aydınlığı aradığındaWhen you're searching for the light
Şimdi bazı insanları aydınlatacak olan... ... Kozmik Görüşü konuşacağız.There is something about the Cosmic Perspective which for some people is enlightening
Neon ile arkadan aydınlatılmış preslenmiş baskı.Extruded typography that's backlit with neon.
Ruhani Gelişim ve Aydınlanma Son Vasiyet Böl.Spiritual Growth and Enlightenment Source: The Last Testament Volume 3 # 16
Bence bu odada köleliğin sonunu getirecek yeterli kadar aydın kişilerin güçleri var.I think there is enough intellectual power in this room to bring slavery to an end.
Ve gerçekten sahip olduğum anlayışı derinleştiren ve aydınlatan bir tecrübe yaşadım.And I had an experience that really deepened and elucidated for me the understanding that I have.
Είμαι ο Mirzat Aydiner. Θα κάνω τα πάντα να τη βοηθήσω.We are going to help protect her around the clock.
Gözümüzde aydınlık kazanıyor.You glaze over with it.
İnşaAllah diğer çocukların da aydınlık gelecekleri olur.We hope inshaAllah other kids will have a bright future.
Birden bir aydınlanma geldi,And I had a revelation. I thought,
'Ama bana göre, tek başına bir mum yalnız bıraktı, ben garip aydınlanmamış kaldı.'But as to me, left alone with the solitary candle, I remained strangely unenlightened.
"Baba, galiba sonunda ruhsal aydınlanmaya ulaştım.""Dad, I think I've just about found spiritual enlightenment."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod