Bu güneşin arkadan aydınlattığı Titan'ın bir fotoğrafı, halkalar güzel birer arka zemin oluşturuyor.Това е снимка на спътника, осветен отзад от Слънцето, с пръстените като красив фон.
Bu güneşin arkadan aydınlattığı Titan'ın bir fotoğrafı, halkalar güzel birer arka zemin oluşturuyor.Это фото Титана подсвеченного сзади Солнцем, с кольцами в качестве прекрасного фона.
Bu güneşin arkadan aydınlattığı Titan'ın bir fotoğrafı, halkalar güzel birer arka zemin oluşturuyor.זאת תמונה של טיטאן בתאורה אחורית מהשמש, עם הטבעות [המשמשות] בתור רקע יפהפיה.
Bu güneşin arkadan aydınlattığı Titan'ın bir fotoğrafı, halkalar güzel birer arka zemin oluşturuyor.هذه صورة ل قمر "تايتان" مضاء من الخلف بالشمس , و الحلقات كخلفية جميلة.
Bu güneşin arkadan aydınlattığı Titan'ın bir fotoğrafı, halkalar güzel birer arka zemin oluşturuyor.そして 別の衛星が見えます
Bu haberleri okuduktan bir süre sonra haber değeri kazanıyor. Gözümüzde aydınlık kazanıyor.Efter ett tag så blir detta bara nyheter, vi skummar över det.
Bu haberleri okuduktan bir süre sonra haber değeri kazanıyor. Gözümüzde aydınlık kazanıyor.После многих разговоров об этом, это становится обычной новостью, которую мы пропускаем мимо ушей.
Bu harekette de Fransız Devrimi'nde olduğu gibi aydınlarınAsí que "la-gente-se-moría-de-hambre".
Bu harekette de Fransız Devrimi'nde olduğu gibi aydınların사람들과 그리고 작가들과 그리고 시인들과 그리고 철학자들이 그것을 깨닫기 시작했지요.
Bu harekette de Fransız Devrimi'nde olduğu gibi aydınlarınВ този период много писатели, поети и философи започват да се чудят защо въобще са нужни крале?
Bu harekette de Fransız Devrimi'nde olduğu gibi aydınlarınשאנשים, כותבים, משוררים ופילוסופים מתחילים להבין
Bu harekette de Fransız Devrimi'nde olduğu gibi aydınlarınعندها الناس والكتاب والفلاسفه بدأوا بأستوعاب الامر
Bu harekette de Fransız Devrimi'nde olduğu gibi aydınlarınおや、王様なんていらないな、と。
Bu kutsamadır... mutluluktur... özgürlüktür... aydınlanmadır. Hımm... görebileceğin her şeydir.Acesta este extazul, fericirea, libertatea, iluminarea. ...tot ceea ce poți vedea.
Bu kutsamadır... mutluluktur... özgürlüktür... aydınlanmadır.Tämä on autuus, onnellisuus, vapaus ja valaistuminen.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Cela peut aussi bien être combiné avec un éclairage LED.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Das kann auch mit LED-Beleuchtung kombiniert werden.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Điều này cũng có thể được kết hợp với đèn LED chiếu sáng.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Een algoritme houdt het daar vast zolang ze daar bezig is. Dit kan worden gecombineerd met LED-verlichting.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.이 기술은 LED 조명과도 결합이 가능합니다.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Questo si può combinare anche con l'illuminazione a LED.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Se poate combina și cu iluminare pe bază de LED-uri.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Se puede combinar con iluminación LED también.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Táto funkcia sa dá skombinovať aj s LED osvetlením.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Αυτό μπορεί εμπίσης να συνδυαστεί με λάμπες LED.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Це також можна поєднати з LED освітленням.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.Это можно также объединить с лампами LED.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.ניתן אף לשלב את זה עם תאורת לד.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.ويمكن اضافة الإضائة بواسطة أنوار LED.
Bu LED aydınlatma ile de kombine edilebilir.仕事場は共有されるべきです
Bu model Aydınlanma döneminin bilgiye dair görüşüydü.Dat was een revoutionair idee.
Bu model Aydınlanma döneminin bilgiye dair görüşüydü.Το οποίο ήταν ουσιαστικά η αντίληψη του Διαφωτισμού για την εφυΐα του ανθρώπου.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.이러한 19세기의 유럽을 목격한 이슬람교도 사상가와 지식인, 정치가들이 이런 것들에 주목했습니다.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Dessa muslimska intellektuella, tänkare och statsmän tittade på 1800-talets Europa och såg dessa saker.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Estos pensadores, intelectuales y estadistas musulmanes del siglo XIX miraban a Europa y veían estas cosas.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Ezek a 19. századi muszlim gondolkodók és államférfiak Európát figyelték, látták ezeket a dolgokat.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Những nhà tri thức, chính khách Hồi giáo của thế kỉ 19 đã nhìn thấy những điều đó ở Châu Âu.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Para cendekiawan, intelektual, dan negarawan Muslim abad ke-19 melihat Eropa, dan mendambakan hal-hal itu.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Questi pensatori, intellettuali e uomini di Stato Musulmani del 19° secolo guardavano all'Europa.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Títo moslimskí myslitelia, intelektuáli a štátnici 19.storočia pozorovali Európu a videli tieto skutočnosti.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Ці мусульманські мислителі, інтелектуали, державні діячі 19-го століття дивились на Європу, і бачили ці речі.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Эти мусульманские мыслители и интеллигенция 19-го века смотрели на Европу и замечали эти факты.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.הפילוסופים, האינטלקטואלים ואנשי המדינה המוסלמים של המאה ה-19 הסתכלו אל אירופה, ראו את הדברים האלה,
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.ان هؤلاء المفكرون الاسلاميون .. او رجال السلطة .. الذين نظروا الى اوروبا ورأوا هذه الأشياء ..
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.ヨーロッパを観察し、そういったこと物事を学びました。 彼らは "なぜ私達はそのような物事を持っていないのだろうか?" と考えました。
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.이 일 후에 다른 천사가 하늘에서 내려오는 것을 보니 큰 권세를 가졌는데 그의 영광으로 땅이 환하여지더라
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.Potom pak viděl jsem anděla sstupujícího s nebe, majícího moc velikou, a země osvícena byla od slávy jeho.
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.Potom som videl iného anjela, sostupujúceho z neba, ktorý mal veľkú moc, a zem bola osvietená od jeho slávy.
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.А після сього бачив я ангела, що сходив з неба, що мав велику власть; а земля осьвітилась від слави його.
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.И земните търговци плачат и жалеят за нея, защото никой вече не купува стоките им,
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.После сего я увидел иного Ангела, сходящего с неба и имеющего власть великую; земля осветилась от славы его.
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.אחרי כן ראיתי מלאך אחר יורד מן השמים אשר לו שלטן גדול והארץ האירה מכבדו׃
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.ثم بعد هذا رأيت ملاكا آخر نازلا من السماء له سلطان عظيم واستنارت الارض من بهائه.
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.此 後 、 我 看 見 另 有 一 位 大 權 柄 的 天 使 從 天 降 下 . 地 就 因 他 的 榮 耀 發 光
Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.此後 、 我看見 另 有 一 位 大權柄 的 天使 從天 降下 . 地 就 因 他 的 榮耀發光
Bu nedenle yapılarımızı gün ışığıyla aydınlatıyoruz.Allora illuminiamo gli edifici con la luce del giorno.
Bu nedenle yapılarımızı gün ışığıyla aydınlatıyoruz.Alors nous éclairons nos immeubles avec la lumière du jour.
Bu nedenle yapılarımızı gün ışığıyla aydınlatıyoruz.Aşa că ne luminăm clădirile cu lumina zilei.
Bu nedenle yapılarımızı gün ışığıyla aydınlatıyoruz.Dus we verlichten onze gebouwen met daglicht.
Bu nedenle yapılarımızı gün ışığıyla aydınlatıyoruz.Így az épületeket napfénnyel világítjuk.