Ana içeriğe geç
Sözlük

aydın ile cümle

aydın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu hücreler ayrıca iyi donatılmış, iyi aydınlatılmış ve havalandırma sağlanan alanlardır."As cabines são amplas e bem iluminadas e ventiladas.
Bu dönemde Türkçü aydınlarla tanıştı ve çalışmalarını Türkçülük ideali çerçevesinde sürdürdü.Gradualmente, ele fez o seu pied-à-terre para trabalhar nesta região razoavelmente islamizada.
Bu aydınlığın içinde bir gölge görür ve gözlerini kapatır.Que ilusão enganosa obscurece seus olhos?
Fakat bu, Aydınlanma dönemine kadar farklı bir tarzda ortaya çıkmadı.Desta vez ela não aparece de visual diferente, da última vez que apareceu.
Anunnaki tanrıları yıldırımlarıyla birlikte karayı aydınlattı.E Deus fez uma grande luz para brilhar sobre eles.
Nitekim Aydınoğlulları'nın artık Germiyanoğlu Mehmed Bey'e tâbi olmadığı görülmektedir.Ele certamente não pode mais ser considerado o mítico herói democrático.
Sentez, Aydınlar Ocağı çevresinde ortaya çıktı.Eu acho que o Beto acendeu a vela ao contrário.
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.A coloração é viva e a iluminação potente.
Kasabanın yeni adı artık Aydıncık oldu.Desde então, o nome da cidade passou a ser Maravilha.
1994 yılında ödül Aydınlık gazetesi tarafından düzenlendi, 14 Kasım 1994 tarihinde verildi.Noite de Paz Pequeno conto publicado em novembro de 1994.
Aydınlanma'nın idealleri tersine döndü.Mas a expansão dos ideais iluministas continuou.
Öykü daha sonra Derin Aydın ile karşılaşır ki kendisi fotoğrafçıdır.Com isso, ela vive posando para fotos feita por seu amigo que é fotógrafo.
Meşrutiyet dönemlerinin önemli aydınlarından birisidir.Foi um dos principais iluminadores de sua época.
Aydın sınıf tarafından oluşturulmuştur.Criando um símbolo de alta classe.
Aydınlatma gücü Güneş'ten 850.000 defa daha fazladır.Sua luminosidade é de 450 vezes a do Sol.
Aydın'da, 1930'da, kısa süreli Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın bir kolunu organize etti.Nos anos 1930 organiza um braço clandestino da Oposição de Esquerda Internacional.
Aydın adam, yobazlığa yüz vermez.Mas o namorado perfeito não resiste a um rabo de saia.
Karanlık, aydınlığın karşıtı ve görünür ışığın bulunmaması durumu.As trevas são a ausência de luz, a não-luz.
Paloma, Renée'nin aydın kişiliğinden şüphelenen tek kişidir.Renata é a única pessoa que conhece o segredo de Rosália.
Aydın'dan sonra Çine ilçesine doğru, bir minibüsle yola çıkarlar.Miller fuigu do local rapidamente em um cavalo para poder ter um álibi.
Daha büyük ve daha aydınlık bir görüş sağladı.Ele queria realizar algo novo, maior e mais conceitual.
Bunları aydınlatacak yegane kişi Başkomiser Battle'dı.Quem inventou os reploids foi Dr.Light.
Düşük aydınlıkta amatör teleskoplar ile gözlenebilir.Pode ser vista com telescópios amadores razoáveis.
Çok düşük aydınlığı nedeniyle, görünür dalga uzunluğunda gözlemlenmesi oldukça güçtür.Por causa de seu brilho superficial muito baixo, é extremamente difícil de observar visualmente.
Aydıncık, Yozgat'ın bir ilçesidir.O ruído branco é um exemplo simples de IID.
Abant toplantıları aydınlar için bir kavşak noktasıydı.Suas mesas são um convite à convivência.
Nilay Deniz, 1993 yılında Aydın’da doğdu.Mayfield debutou na NASCAR em 1993 em uma única prova.
Bu frizbiler, gece karanlığında aydınlatma fişeği olarak da kullanıldı.A escuridão foi tamanha que foi necessário usar velas durante o dia.
Gün aydın değilse neden "Günaydın!" diyelim ki?Por que dizer 'Bom dia!' quando o dia não começa bem?
Köy yolunda aydınlatma direkleri (yol aydınlatması) yoktur.Aan de overzijde (stad uit) ligt er geen doorgaande weg (anders dan de kade).
Ey aydın müsveddeleri, siz karanlıksınız karanlık.Gij oude, Gij vrije, Gij bergachtig noorden.
Bu devirde birçok aydın bu ikilemi çok çekici bulmakta idi.Zij hebben voor een groot gedeelte verschillende wegen bewandeld.
İsviçre'deki ilk elektrikli aydınlatmayı da 1878'de Kulm oteli yapmıştır.De eerste elektrische verlichting van Zwitserland brandde in 1878 in het Kulm Hotel.
Burada yerel polislerle birlikte olayı aydınlatmaya çalışacaktır.Ze proberen daarbij de lokale politie dwars te zitten.
Hafsa Hatun, Aydınoğulları beyi İsa Bey'in kızı, I. Bayezid'in eşi.Broeders van Onze-Lieve-Vrouw van Barmhartigheid Zusters van Onze-Lieve-Vrouw van Barmhartigheid.
Daha önce Erzurum (Pasinler-Horasan) ve Aydın (Söke-Koçarlı) bölgesinde bulunmuşlardır.Het is de streek waarin zich vroeger het Zwin en haar zijgeulen bevonden.
Tsurugi Burnu, 1871'de aydınlatmaya başlamış olan, Japonya'nın en eski batı tarzı deniz fenerine sahiptir.Kaap Tsurugi heeft de oudste vuurtoren in westerse stijl van Japan, in gebruik genomen in 1871.
1933 - Almanya'da Joseph Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı oldu.13: Joseph Goebbels wordt aangesteld als rijksminister voor volksvoorlichting en propaganda.
Aydın Ünsal (d.Prachtig (Pr).
Aralık gündönümü yaklaştığından Antarktika da aydınlık görünmektedir.En omdat de winterzonnewende in aantocht was, is Antarctica ook verlicht.
Ya aydınlık ya da karanlık.Tussen licht en donker.
Aydınspor 1923'ün taraftar grubu Asi Kankalar'dır.De Asi Kankalar vormen de supportersgroep van Aydınspor 1923.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.De rechtbank wil het imago van justitie bijschaven De Rechtbank
Aydın, Ayhan.Schaafsma, Henk.
Aydınlı Umur Bey de yöreden eksik olmuyordu.Broer Frank had ook geen geluk in de liefde.
Sahne kararır, aydınlandığı zaman gece olmuştur.Het terrein is aangelegd en 's avonds verlicht.
Ondan sonra Aydın muhassılı olarak görev yaptı.Daarna stond hij in hoog aanzien.
Camiinin içi gayet aydınlıktır.Van binnen is het erg licht.
Bu olay, bugüne kadar kimse tarafından aydınlatılmamıştır.Dit verschijnsel is nog nooit door mensen waargenomen.
Aydın Gün 1971 Hoffmann'ın masalları (reji.)Mooi weer vandaag van David Storey (1971)
Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.”De bewoners van Darkness Falls hingen haar vervolgens op.
Göç, daha çok Aydıncık merkeze olmaktadır.Hoofdplaats is Aydıncık.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Hun waarnemingen en metingen werden om andere dan wetenschappelijke redenen gedaan.
Karanlık, aydınlığın karşıtı ve görünür ışığın bulunmaması durumu.Met duisternis wordt bedoeld het ontbreken van zichtbaar licht.
Aydınlatma gücü, kullanıldığı bilim dalına göre farklı anlamlar taşımaktadır.Er zijn verschillende triviale namen in omloop, afhankelijk van de gebruikte wetenschappelijke indeling.
Gautama Buddha burada aydınlanmaya ulaşmıştır.Dit was de tijd dat Gautama Boeddha naar de verlichting zocht.
Aydınlanma'nın idealleri tersine döndü.De vergeten radicalen van de Verlichting.
Kelime Aydın Çetinkaya ile yapılan bir röportaj, 27 Nisan 2009Grote fouten bij gijzeling München, 5 september 2009
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.Het spinthout is zacht en zeer licht gekleurd.
Bunun üzerine Aydın'ın babası silahı yerden alıp Mithat'ın kafasına ateş edip öldürür.De klant neemt een geweer mee en gaat terug naar de waarzegster, die zij in de armen van haar man aantreft.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod