Ana içeriğe geç
Sözlük

aydın ile cümle

aydın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat dinsel bakımdan hiçbir zaman tutucu olmamış ve eserlerinde devamlı düşünce aydınlığı göstermistir.Uiteindelijk zou hij echter nooit onverdeeld voor de kunst kiezen: zijn leven lang bleef hij gelovig.
Ardından Aydınoğulları, donanmalarıyla tekrar Ege denizinde faaliyete başladılar.Deze matrozen spraken op hun beurt weer met anderen op de schepen.
Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık.Vaak een kapotgeschoten lamp waardoor licht donker knippert.
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.Alhoewel het toentertijd niet bekend was, waren dit de meeste lichtkrachtige sterren.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Reflectienevels, zoals hun naam reeds doet vermoeden, reflecteren het licht van nabij gelegen sterren.
Ortam aydınlatmasına özel önem verilmiştir.Hij had bijzondere aandacht voor de weergave van het licht.
Gökyüzü aydınlandı.De lucht klaarde op.
Dışarısı gittikçe aydınlanıyor.Buiten wordt het steeds lichter.
Aydınlanma Çağı'nın en önemli kişiliklerinden biri.Jedna z najbardziej znanych osobowości epoki oświecenia.
Yakınlarında bulunan değişen yıldız V380 Orionis'in ışığı ile aydınlanmaktadır.Mgławica oświetlana jest przez gwiazdę zmienną V380 Orionis.
1933 - Almanya'da Joseph Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı oldu.1933 – Joseph Goebbels został ministrem oświaty i propagandy.
Immanuel Kant ve Aydınlanma Çağı ile özdeşleşmiştir.Szczególne znaczenie uzyskała emancypacja wraz z epoką oświecenia.
Geceleri aydınlatılır.Nocą jest oświetlony.
Stadın aydınlatma gücü 1400'luxtur.Stadion posiada oświetlenie o mocy 1400 lux.
Kendi yaptırdığı zaviyede öğrenci yetiştirdi ve halkı aydınlattı.Objawił swoją chwałę i uwierzyli w Niego Jego uczniowie.”
Aydın adam, yobazlığa yüz vermez.Prawdziwe budō nie zna porażki.
Fevkalade aydınlatıcı bir eser.Jest wybitnie światłolubna.
Ondan sonra Aydın muhassılı olarak görev yaptı.Stanowiła ona potem miejsce wypadowe wypraw.
Acil aydınlatma üniteleri.Oświetlenie awaryjne.
Nevzat Aydın zamanının önemli bir kısmını gençler ve girişimcilere destek vererek geçirmektedir.Dlatego część swego majątku przeznacza na pomoc młodym, utalentowanym ludziom.
İri yıldızlar çok aydınlıklardır ve bu yüzden kolayca seçilebilirler.Nie zawiera jasnych gwiazd, jest więc łatwy do przeoczenia.
Ağaçlar sadece Aman’ı aydınlattı ve Orta Dünya karanlık bir döneme girdi.Drzewa oświetlały jedynie Aman, pozostawiając Śródziemie pogrążone w półmroku.
Mutafyan, konuşmasında suikastın aydınlatılamamasını eleştirdi.Muzhou powiedział Właśnie okazałeś mi swoją niewdzięczność.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Stąd widma częstotliwości wykazywane przez mgławice refleksyjne są podobne do gwiazd, które je oświetlają.
Yeryüzüne aydınlık sağlar.Światło z ziemi.
Aydın Gün 1980 Deli Dolu (reji.)Bogowie muszą być szaleni (1980) (ang.).
Oj, svijetla majska zoro (Türkçe: Aydınlık mayısın şafağı) Karadağ'ın milli marşıdır.Oj, svijetla majska zoro O, jasna majowa jutrzenko - hymn narodowy Czarnogóry.
Ayrıca kendisine Aydın vali vekiliği görevi verildi.Zjednoczył go także pod demokratycznym przywództwem.
Ayrıca bakınız: Aydınköy.Zobacz też: Czyżew
Aydın Gün Köroğlu (reji.)Nowy dzień Ładna i cwana System (gośc.
Heykel, geceleri aydınlatılmaktadır.Pomnik jest oświetlony nocą.
Mağara, elektrik ile aydınlatılmaktadır.Pomieszczenie jest oświetlone światłem elektrycznym.
Basayev'in ölümüne ilişkin iddialar aydınlatılamamıştır.Początkowo nie zdawano sobie sprawy ze śmierci Bachledy.
Bu süreci aydınlatmaya çalıştım.Kierował ewakuacją tego podobozu.
Işığı gökyüzünü aydınlatıyor.Ciemności rozjaśnia słońce.
Şubat-Mart 1909 tarihlerinde 2 ay kadar Aydın valiliği görevini yaptı.W toku posiedzeń trwających od marca do grudnia 1906 komitet przeprowadził prace przygotowawcze.
Aydın Köyü, Türk İslam kültürünün karakteristik bütün özelliklerini tamamıyla taşımaktadır.Ważną częścią utworu są pełne zachwytu opisy ukraińskiej przyrody.
Piyade Alayı 57. Tümen (Aydın) 135.557 Dywizja Piechoty, niem. 557.
Altın, bilgeliğin, aydınlanmanın sembolüdür.Słońce – symbol rozumu, światła.
Aydınoğulları Beyliği Afşar olabileceği düşünülür.Istnieją przypuszczenia, że mogą to być młodociane klamelizaury.
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.W momencie odkrycia była to galaktyka o najniższej znanej jasności powierzchniowej i jasności absolutnej.
Mahallede her sokak, sokak lambası ile aydınlatılır.Cała miejscowość posiada oświetlenie uliczne.
Dipamkara, “Aydınlığın Efendisi” anlamına gelmektedir.Oznacza "mistrz chan Jasnego Spokoju".
Klipte Emre Aydın'a iki çocuk oyuncu eşlik etmiştir.Do wykonania pokazu iluzjonista potrzebuje dwóch asystentów.
Göç, daha çok Aydıncık merkeze olmaktadır.Siedziba wytwórni znajduje się w Świeciu.
"Gözümüz aydın!Oczy jasnożółte.
Yıldızın toplam aydınlatma gücü, Güneş'ten 12.100 kat daha fazladır.Połączona jasność tych gwiazd jest 2100 razy jaśniejsza od Słońca.
Aydınlanmacılar özgürlüğün tüm alanlarda olması gerektiği fikrini savunmaktaydı.Ich dewizą była wolność we wszystkich aspektach życia.
Işık kirliliği gece havada aşırı aydınlık oluşmasıdır.Niebieskie oświetlenie zewnętrzne sprawia, że ​​jest bardzo dobrze widoczny w nocy.
Aydınlatma kirişleri ve yapıları tavana kuruldu.Strumienie światła tworzą cienie na suficie.
Aydınlatma gücüne göre grubun baskın üyeleri: sarmal NGC 1566, merceksi NGC 1553, ve eliptik NGC 1549'dur.Dominujące galaktyki w tej grupie to NGC 1566, NGC 1553 i NGC 1549.
Fransız Devrimi sonrasında Avusturya'da Aydınlanmacı görüşler askıya alındı.Po 1989 administracja osiedla przestała dbać o oświetlenie.
En büyükleri Aydın Pınarındaki Midanış (Minado) köyü idi.Siedzibą hrabstwa (a zarazem jego największym miastem) jest Vernal.
Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar.Za dnia pozostają ukryte, a żerują nocą.
Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık.Wystawiona na światło stopniowo ciemnieje.
Aydınlık, güneşli ve havadar ortamı tercih ederler.Lubi wilgotne powietrze i stanowiska słoneczne.
Işık kaynağı olan yüzeyler başka bir kaynak tarafından aydınlatılmaksızın kendi ışımasıyla aydınlanırlar.Ich twarze są oświetlone padającym z góry światłem o niezidentyfikowanym źródle.
Kolları koparcasına çalışır Ortalığı aydınlığa kavuşturmak için.Wierzą, że pomaga odnaleźć wewnętrzne światło.
Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum.O oddaleniu jej z dworu zdecydował przypadek.
Aydın intiharı...Niewyjaśnione samobójstwa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod