Şöyle der: “Aydınlar somut olmak zorundadırlar.من آثاره: «الأنوار الحسينية».
Bununla ilişkili olarak ateşe, aydınlığa veya Güneş'e bakılarak ibadet edilir.وجسمه هو الضوء والمجد الأعلى، وعيناه هما الشمس والقمر".
Yönettiği derginin etrafında yenilikçi bir grup aydın toplanmıştı ve dergi, bu sanat topluluğuna ismini verdi.تجمع مجموعه مبتكره من المثقفين حول المجله التي كان يديرها وأعطي اسم هذه المجله إلي مجتمع الفن.
Bu süreci aydınlatmaya çalıştım.قامت التشيك بابتكار هذا النظام.
Halk rivayetlerine göre Dede Korkut aydın, berrak gözlü dev kızından dünyaya gelmiştir.ووفقا للروايات الشعبية فإن دده قورقوت وُلِد من ابنة عملاق عينه براقةٌ ومضيئة.
En etkili romanı ise köylü ve aydın çelişkisini anlatan Yaban (1932) oldu.أما عن أكثر رواياته تأثيراً والتي وضحت الاضطرابات بين الفلاح والمفكر فهي رواية البري 1932.
İsmail Aydının (Çil İsmailin) oluşturduğu soyacına göre ataları Pirdal ve karısı Sanem’dir.روى له محمد بن إسماعيل البخاري في الأدب المفرد، وأبو داود في سنن أبي داود، والنسائي في سنن النسائي.
Özel fonksiyon tuşuna basılırken ekran aydınlatması boşluk çubuğuna basılarak açılıp kapatılabilir.في هذه الحالة، قد تضغط زر التشغيل لتجد نفسك تحدق في شاشة فارغة.
Ya aydınlık ya da karanlık.أي تفاعل بالضوء و الظلام .
Aydın adlı kişiler için Aydın (ad) sayfasına bakınız.فهو ثمرة تلبيته، عليه رحمة الله، لطلب نزلاء السجن في تعلم قراءة القرآن باللسان العربي المبين الذي تنزل به.
Geceleri sekiz adet mumla bu mekanın aydınlatıldığı anlaşılmaktadır.وكان هذا المكان يضاء ليلاً بثماني شمعات.
Havagazıyla aydınlatma sadece sarayda olmamış, İstanbul'un bazı semtleri de Gazhane'den faydalanmıştır.لم تكن الإضاءة بالغاز الطبيعي في القصر فحسب، وإنما انتفعت بها بعض أحياء إسطنبول من خلال مبنى "الغازخانه".
Oluşum: Grup belirsiz fikirler hakkında konuşarak bunları aydınlığa kavuşturur.تبدأ المجموعة في محو آراء غامضة من خلال الحديث عنها.
Onur Aydın tarafından görüşme yapıldı.(ضيف شرف) بسمة منال.
Öğrenim görürken arkadaşlarıyla "Aydınlığa Doğru" adında bir dergi çıkardı.وعندما رأى حال التعليم، أصدر جريدة مع أصدقاءه باسم "نحو الضياء" (Yeni Eylem).
Aydınlanma Çağı'ndan bu yana araştırmacılar bu mucizelere oldukça şüpheli yaklaşmıştır.منذ عهد التنوير، أخذ العلماء موقف مشكك جدا حول المعجزات.
Aydınlık’ın İstanbul’da faaliyeti ise devam etmektedir."مؤتمر "نصرة الأقصى" يختتم فعالياته باسطنبول".
Ancak, gerçek hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamamıştır.ومع ذلك، فإن هذا العزو لا يعكس دائما الواقع بدقة.
Bu öneri de Aydın Valiliği'nce Kültür ve Turizm Bakanlığı'na sunulmuştur.إلا أنه فيما بعد تم نقل هذه المسؤولية إلى وزارة الثقافة والرياضة.
Bu dönemde, gaz aydınlatmasında, tramvaylar ve sınırlı elektrifikasyon getirilmiştir.في ذلك الوقت، بدأت الإضاءة بواسطة الغاز، عربات الترام التي تجرها الخيول وإدخال الكهرباء ولكن بشكل محدود.
Aydın Polatçı - Türk güreşçi.الحب المستحيل (مسلسل) - مسلسل تركي.
"Gözümüz aydın!سَهرة أدمعت أعيننا!
Ayrıca bakınız: Aydınköy.وانظر أيضا : الخصوصية.
(Aydınlatıcı bilgi sağlamakta.الخبر اليقين".
Bu yılın sloganı hashtag içinde #LightUp (Aydınlanmak) olmuştur.موضوع هذا الحدث هو #failbetter.
Bir süre sonra Aydın ve Edirne valiliklerine tayin edildi.كان الموعد ظهرًا استقبلت من الحراسة والسكرتارية بكل ترحيب.
Bu nesirle, aydın kimselere hitap eden eserler yazılmıştır.الفتاوى المختارة: وهو كتاب يتضمن أجوبة عن تساؤلات الناس في إشكاليات اعترضتهم في دينهم ودنياهم.
(Ancak bu kadar parlak aydınlık düzeyleri göze zarar verbilir.)ولكن كيف يمكن لامرئ أن يكون متبلد الأحاسيس إلى هذه الدرجة؟.
Caminin içerisi sekiz pencere ile aydınlatılmaktadır.كان شكل القبة الرئيسية مخروطيا مع ثمانية نوافذ.
İzmir ve Aydın çevrelerinde doğal olarak bulunur.وأثبت هذا الوجود بالآيات القرآنية وبالأدلة المنطقية.
"Işığıyla aydınlatan tek kilise, alevler içinde yanan kilisedir".لقد مررن صناديق من المربعات مع صورة كنيسة محترقة وعنوانها" الكنيسة الوحيدة التي تجلب النور هو الذي يحترق.
John Dewey’in başını çektiği birçok aydın kendisine yapılan muameleyi protesto etti.واعترض مفكرون عدة بقيادة جون ديوي على المعاملة التي تلقاها راسل.
Işık: Aydınlık ve güneşli yerlerde yetiştirilir.مثال: جئت والشمس مشرقة.
Aydıncık ile ilgili yazılı kaynakların, Zile Kütüphanesi'nde çıkan bir yangında yok olduğu söylenmektedir.ورد هذا الادعاء من مصادر لم تسمها في تقرير إذاعة آسيا الحرة.
Emre Aydın ile bir de düet yapmıştır.وتختتم موكب الآلهة الإلهتان إست ونبت حيت.
Yeryüzüne aydınlık sağlar.ثم يشعها للأرض.
Bu romanında bir Osmanlı aydının yaşam öyküsünü daha çok kadınlara yansıyan bölümüyle anlattı.وكانت تحكي في روايتها هذه عن قصة حياة المثقف العثماني وذلك من خلال القسم الذي يعكس لكثير من النساء.
Orhun yazıtları ^ Aydın, Erhan.البراهمي أسطورة الخلق Hog, Erik.
Kasım 2005 Minör dış aydınlatma için güncellendi.Novembro 2005 Minor actualizado para iluminação exterior.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Apenas duas velas iluminam o caminho deles.
Mutluluk ve keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık..Mostra a graça e o pecado, a luz e as trevas.
Bu yılın sloganı hashtag içinde #LightUp (Aydınlanmak) olmuştur.O slogan deste ano é o hashtag #LightUp.
Söylenceye göre Buda'nın aydınlanmasından 250 yıl sonra İmparator Asoka Bodh Gaya'yı ziyaret etmiştir.Acredita-se que, 250 anos depois da iluminação de Buddha, o imperador Asoka tenha visitado Bodh Gaya.
Gündüz - Günün aydınlık bölümü.Dia é (na linguagem cotidiana) o período durante o dia em que a luz do dia está presente.
Ağaçlar sadece Aman’ı aydınlattı ve Orta Dünya karanlık bir döneme girdi.As Árvores iluminavam Aman, deixando a Terra Média no crepúsculo.
Aydınlar Üzerine, çeviren: Aysel Bora, Can Yayınları.O amoníaco, contudo, atravessa-as.
Çoğunlukla aydınlatmada kullanılır.Ele é frequentemente utilizado na indústria de iluminação.
Ama bir anda göklerden bir ışık indi ve ormanı aydınlattı," demiştir.Porém em menos de um segundo, um feixe de luz desceu do céu e incendiou a floresta".
"Aydın Onur'u hatırlamak".«Para recordar a coragem de Honestino».
Aydınlı Umur Bey de yöreden eksik olmuyordu.Passatempos para casa também não faltavam.
Bu aydınlık Tough Love'a bir gönderme.Nota: Não confundir com Luiz Caldas.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Epsilon Orionis é cercado pela nuvem molecular NGC 1990, que é iluminada com seu brilho.
Gece ve gündüzü, ak ve karayı, aydınlık ve karanlığı (yaruk ve karuk), evrendeki çiftli zıtlığı simgeler.Como eles cantam, os elevadores escuridão e o sol brilha fazendo com que todos (o povo) feliz.
Bu kuasar hâlâ civarındaki 3C 273 gibi quasarlardan ciddi biçimde aydınlıktır.Ele ainda é muito mais luminoso que os quasares próximos, como 3C 273.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Por isso, o espectro das nebulosas de reflexão é semelhante ao das estrelas que as iluminam.
Aydın intiharı...Ver o verbete Suicídio.
Eckhart, yüzüne işaretler yerleştiren ve aydınlatmayı sağlayan bir protez giydi.Eckhart usou marcas em seu rosto e um touca prostética, que foi colocada como referência para a iluminação.
1984'te Aydınlar Dilekçesi girişiminde bulundu.Em 1984 havia feito Flor do Desejo.
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Mas suas observações e medições eram feitas por propósito em vez de de ser pelas leis da ciência.
Bu dönemde yeni kurulan Aydın vilayetinin sancağı da Tire olmuştur.Data também desta época o assentamento da claustra da nova Sé.