Mumlar odayı aydınlattı.The candles lighted the room.
Birkaç ayrıntıyı aydınlığa kavuşturmamız gerekiyor.We need to clarify a few details.
Joseph Goebbels Kamu Aydınlatma ve Propaganda Nazi bakanıydı.Joseph Goebbels was the Nazi minister of Public Enlightenment and Propaganda.
Uyumak için çok aydınlık.It's too bright to sleep.
Caddeler parlak bir biçimde aydınlatılmış.The streets are brightly lit.
Bizi karanlıktan aydınlığa götür.Lead us from darkness to light.
Benim bürom seninkinden önemli ölçüde daha aydınlıktır.My office is significantly brighter than yours.
Benim bürom seninkinden çok daha aydınlıktır.My office is significantly brighter than yours.
Yang aydınlık iken, Yin karanlıktır.The yin is dark, while the yang bright.
Mumun ışığı Tom'u aydınlatmaya başladı.Tom stepped into the candlelight.
Tom'un aydınlık bir geleceği var.Tom has a bright future.
Polis memuru rozetini aydınlattı.The police officer flashed his badge.
Macar Aydınlanmasının en önemli başarısı dil reformu oldu.The most significant achievement of the Hungarian Enlightenment was the language reform.
Çeşme çok renkli ışıklarla aydınlatılıyor.The fountain is lit with multi-colored lights.
Yakında hava aydınlanacak.It'll be light soon.
Mary'nin doğum günü için yaptığı pastayı gördüğünde Tom'un yüzü aydınlandı.Tom's face lit up when he saw the cake Mary had made for his birthday.
O, çok aydınlanmış bir tutum.That's a very enlightened attitude.
Oda mumlarla aydınlatıldı.The room was lit by candles.
Klavye arkadan aydınlatmalı.The keyboard is backlit.
Aydınlatma mükemmel.The light is perfect.
Burası okumak için yeterince aydınlık değil.It's not light enough in here to read.
Yalnızca sen, karanlığı aydınlık yapabilirsin.Only you, can make the darkness bright.
Bilgeliğin ışığı yeni ufukları aydınlatmalıdır.The ray of wisdom must enlighten new horizons.
Onların yorumları aydınlatıcıydı.Their comments were illuminating.
Tom bir aydın.Tom is an intellectual.
Tom bir aydındır.Tom is an intellectual.
Bu aydınlatıcı.This is enlightening.
Aydınlatın, arkadaşlar.Lighten up, guys.
Dışarısı hala aydınlık.It's still bright outside.
Gün ışığı ortalığı aydınlatır, acılar da ruhu.Sun lights the landscape, pain illuminates the soul.
Müzik hayatımızı aydınlatır.Music brightens our lives.
Elektrik keşfedilmeden önce Noel ağaçları mumlarla aydınlatılırdı.Before electricity was discovered, Christmas trees used to be lit by candles.
Bu gezi çok aydınlatıcı.The trip was very informative.
Bir şimşek çakması aniden karanlık gece manzarasını aydınlattı.A flash of lightning suddenly lit up the dark nocturnal landscape.
Yakında aydınlanacak.It'll clear up soon.
Onun ölümünün şartları henüz aydınlığa kavuşturulmadı.The circumstances of his death have not yet been clarified.
Güneş ışığı, yeni ayın çevresindeki gecelerde en aydınlıktır.Earthshine is brightest on the nights around the new moon.
Belki biri beni aydınlatabilir.Perhaps somebody can enlighten me.
Tom'un gülümsemesi odayı aydınlattı.Tom's smile lit up the room.
O çok aydınlatıcıydı.That was very enlightening.
O konuyu aydınlatabilir misin?Can you shed light on that?
Eski ofis daha az aydınlatılmıştı.The old office was less illuminated.
Tom aydınlatma anahtarını bulamadı.Tom couldn't find the light switch.
Güneş, gökyüzündeki en aydınlık nesne.The Sun is the brightest object in the sky.
Yavaş yavaş gökyüzü aydınlanıyor.Little by little, the sky is clearing up.
Zaten hava aydınlanıyor.It's already getting light.
Sami'nin gülümsemesi günümü aydınlatıyor.Sami's smile brightens my day.
Biraz aydınlat.Lighten up a bit.
Sami aydınlatmayı tamir ediyor.Sami is fixing the lighting.
Buda, Bodhi ağacının altında aydınlanmaya erişmiştir.The Buddha attained enlightenment under a Bodhi tree.
Banyoya spot aydınlatma yaptırdık.We had spotlights installed in the bathroom.
Karanlık ve aydınlık bir elmanın iki yarısı gibidir.Light and darkness are two sides of the same coin.
"Kamuoyunu aydınlatıyorum: Hande cidden eskiye mi döndü?"."Kamuoyunu aydınlatıyorum: Hande cidden eskiye mi döndü?".
"Gözümüz aydın!"Gözümüz aydın!
Ey aydın müsveddeleri, siz karanlıksınız karanlık.Heike Gätjen: Gätjen trifft Uwe Deeken.
Batı Kapısı, renkli ışıklarla aydınlatılmış (2005).West Portal, illuminated with colored lights (2005).
İbrahim Aydın (d.Abraham Begeyn (c.
Kısaca Madonna karanlık güç, Kylie aydınlık güç." dedi.Simply, Madonna is the dark force; Kylie is the light force."
Daha sonra evlenerek Aydın soyadını almıştır.The marriage ended when the truth was revealed.
Grup aydınlanma ve karşı-aydınlanma fikirlerinden de bahsetti.The group talked about Enlightenment and Counter-Enlightenment ideas as well.