Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.It's just five in the morning, but nevertheless it is light out.
Gökyüzü aydınlandı.The sky has brightened.
Bütün gökyüzü aydınlandı ve bir patlama vardı.The whole sky lit up and there was an explosion.
Bütün gökyüzü aydınlandı,bir patlama vardı.The whole sky lit up and there was an explosion.
Dışarısı hâlâ aydınlık.It is still light outside.
Dışarısı gittikçe aydınlanıyor.It is getting lighter outside.
Gökyüzü aydınlanıyor.The sky is getting light.
Çiçekler odayı aydınlattı.The flowers brightened the room.
Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.A cup of coffee cleared my head.
Mumlar odayı aydınlatıyor.The candles made the room bright.
Paris'e Işıklar Şehir denir. Çok sayıda güzel bina geceleri aydınlatılmaktadır.Paris is called the City of Lights. Many beautiful buildings are lit at night.
Tom ve benim aramdaki sır aydınlandı.Tom and my secret came to light.
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Oda kırmızı ışıklarla aydınlatıldı.The room was illuminated with red lights.
Oda geniş ve aydınlıktır.The room is spacious and light.
Yakında aydınlanacak gibi görünüyor.It looks like it is going to clear up soon.
Emmet'in teorisini sınamadan önce, iç simetri kavramını aydınlığa kavuşturmalıyız.Before we examine Emmet's theory, we must clarify the concept of 'internal symmetry.'
Meydan parlak ışıklarla aydınlatıldı.The square was illuminated by bright lights.
Aydınlanıyor gibi görünüyor.It seems to be clearing up.
Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.Sunlight brightens the room.
Doğu doğan güneşle aydınlandı.The east was brightened by the rising sun.
Onun yüzü aydınlandı.His face brightened.
Onun odası aydınlıktı.His room was brightly lit.
Hava hâlâ aydınlıkken eve gitti.He went home while it was still light.
Sahne her iki taraftan aydınlatılmıştı.The stage was lit from both sides.
Fırtınadan kısa bir süre sonra gökyüzü aydınlandı.The sky cleared up soon after the storm.
Nisanda aydınlık soğuk bir gündü ve saat on üçü vuruyordu.It was a bright cold day in April, and the clocks were striking thirteen.
Ay odayı aydınlattı.The moon lit the room.
Sadece bir şakaydı.Aydınlat!It was just a joke. Lighten up!
Yıldırım gökyüzünü aydınlattı.The lightning lit up the sky.
Yüzü mutluluktan aydınlandı.Her face was enlightened by happiness.
Bir aydın, seksten daha ilginç bir şey keşfetmiş bir kişidir.An intellectual is a person who has discovered something more interesting than sex.
Aydınlanma, insanın kendi kendine maruz kaldığı olgunlaşmamışlıktan ortaya çıkmasıdır.Enlightenment is man's emergence from his self-incurred immaturity.
María, sonbahar gecesini aydınlatan çeyrek ayı bulunan, yıldızlı gökyüzüne baktı.María looked at the starry sky, with a quarter moon that illuminated that autumn night.
Belki beni aydınlatabilirsin.Maybe you could enlighten me.
Yakılan her kitap dünyayı aydınlatır.Every burned book enlightens the world.
Ay, yolu aydınlatıyor.The moon lights the way.
İnsanları aydınlatmak çok kolaydır.Enlightening the people is very easy.
Ben kendimi sınırsızlıkla aydınlatıyorum.I illuminate myself with immensity.
Ayin sırasında binlerce mum kiliseyi aydınlattı.Thousands of candles illuminated the church during the ceremony.
Ay, odayı aydınlatıyor.The moon is lighting the room.
Bir mum odayı aydınlattı.A candle lighted the room.
Karanlık alanları aydınlatmak için bir el feneri kullanırım.I use a flashlight to illuminate dark areas.
Her zaman yaşamın aydınlık yüzüne bak.Always look on the bright side of life.
Oda aydınlıktır.The room is light.
Floresan aydınlatmadan nefret ediyorum.I hate fluorescent lighting.
Neden bizi aydınlatmıyorsun?Why don't you enlighten us?
Tom aydındır.Tom is intellectual.
Şehrin bu kısmında aydınlatma yetersiz.The lighting is poor in this part of the city.
Bunun aydınlandığını düşünüyorum.I think it's clearing up.
Benim için birkaç hususu aydınlığa kavuşturur musun?Would you mind clearing up a few points for me?
Dünya güneş tarafından aydınlatılır.The world is lightened by the sun.
Gökyüzü gittikçe aydınlanıyor.The sky is getting brighter.
Oda çok aydınlık.The room is very bright.
Sabahleyin ortam akşamkinden daha aydınlıktır.Things are clearer in the morning than in the evening.
Tom'un yüzü sevinçle aydınlandı.Tom's face lit up with joy.
Hava aydınlanacak gibi görünüyor.It looks like it'll clear up.
Şu anda aydınlatma var.There's lighting right now.
Oda tek bir mumla aydınlatıldı.The room was lit by a single candle.
Dışarı hâlâ aydınlık.It's still light out.