Bu aydınlık Tough Love'a bir gönderme.Ne pas confondre avec la femme politique Simone Veil.
Çocukların kör karanlıktan korktuğu gibi biz de aydınlıktan korkarız.Victime d’une inflammation des yeux, il redoute la lumière.
Bu dönemde yeni kurulan Aydın vilayetinin sancağı da Tire olmuştur.Le pont avec ses grands réverbères d'art nouveau disparu aussi à cette époque.
Işığı gökyüzünü aydınlatıyor.La lumière envahit l'espace.
Binaların yapımına öğrenci eliyle devam edildi aydınlatma lüks lambalarıyla sağlanıyordu.On reconstruit donc, par exemple, l'étable au sein du studio, sous les éclairages puissants.
Bu güne kadar söz konusu cinayet aydınlatılamadı.Le meurtre n'est pas élucidé à ce jour.
Binanın aydınlatması, karşılıklı duvarlara açılan pencerelerle sağlanmıştır.L'éclairage de l'édifice se fait par les fenêtres des bas-côtés.
Sonbahardan itibaren içeri alınmalı, kışı ise aydınlık fakat daha serin bir yerde geçirmelidir.L'hiver, il faut la rentrer dans la maison ou dans une serre et la placer dans un endroit très lumineux.
Başrollerde Arda Aydın ve Sevtap Çapan yer aldı.Elle se place première dans le court et dans le libre et obtient l'or.
Ya aydınlık ya da karanlık.Suite ou encore L'Éclair noir.
Bu toplantılarla aydınlar, küresel sürece katkı sağlamaktaydı.Ceux-là semblent à l'aise partout, festoyant sans cesse.
Bu nedenle ışığın ekranda parlamasını sağlayacak şekilde aydınlatmayı sağlar.Aussi, cela permet le rayonnement de la lumière sur la feuille.
Bu durumu protesto etmekten yargılanan aydınlar beraat etti.Que nous venons supplier la protestation pour le dossier.
Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.La marque qu'Oliver a sur lui s'éclaire et fait partir l'esprit.
Aydın Gün Köroğlu (reji.)Obscurité du jour (Skira).
Bu ağaç, altında Buda’nın aydınlandığı orijinal Bodhi ağacından üretilmiştir.En effet, selon la tradition, c'est sous cet arbre que naquit le Bouddha, à Lumbini.
Aydınlatılamayan bazı cinayetlerini ayrıntıları ile açıkladı.Ils relatent une série de suicides apparemment inexplicables.
Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık.Dans l'obscurité on trouve parfois la lumière.
Bu ruhani yetenek sayesinde her adım geçilir ve sonunda aydınlığa ulaşılır.Cette loi universelle conduit au progrès, puis à la perfection,,.
Caminin içerisi sekiz pencere ile aydınlatılmaktadır.La chapelle est éclairée par huit fenêtres hautes.
Yakındaki cisimler için aydınlatma mesafesi cismin fiziksel uzaklığına eşittir.La largeur au niveau des arcades zygomatiques est égale à la longueur du crâne.
Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.Il brillait de tout son éclat.
8 Şubat - Eşref Aydın, sporcu.8 janvier : Kenojuak Ashevak, artiste.
İmran Aydın ^ Yalçıner, Mustafa.Intercompréhension Intelligibilité mutuelle ↑ Brammerts, Helmut.
Cehennemdeki tek aydınlık yer burasıdır.Le paradis et l’enfer n’existent que dans ce monde.
Demirtaş Ceyhun; haftalık Aydınlık ve aylık Teori dergilerinde köşe yazıları yazmaktaydı.İP fait paraître un magazine hebdomadaire Aydınlık, les mensuels Teori et Bilim ve Ütopya.
Ayrıca kendisine Aydın vali vekiliği görevi verildi.De plus, on l’engage fermement à demeurer en bonne intelligence avec le gouverneur général.
Filmin çekimlerinin büyük bölümü Aydın'ın Atça kasabasında yapılmıştır.La plupart des œuvres exposées sont issues de son projet Hiding in the City.
Aydınlık gazetesi, 17.9.2013.Canons à lumières le 11 septembre 2010.
Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar.La oscuridad huye de la luz y las mentiras de la verdad.
Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.”De las tinieblas hacia la luz .
Erişim tarihi: 23 Eylül 2018. ^ "Aynur Aydın Dünya Starı Olmak İstiyor". gundemgazetesi.net.Consultado el 23 de septiembre de 2018. «Aynur Aydın Dünya Starı Olmak İstiyor». gundemgazetesi.net.
Genel amaçlı aydınlatma beyaz ışık gerektirir.La iluminación para usos normales necesita luz blanca.
Bu karanlık üç gün boyunca sürdü fakat İsrailoğullarının evleri aydınlıktı.Duró tres días, tiempo durante el cual sólo hubo luz en las casas de los israelitas.
Aydın Gün (d.Procede del finés päivä (día).
Heykel, geceleri aydınlatılmaktadır.La estatua se iluminaba por la noche.
Aydın falan değilsiniz" dedi.¡Obviamente no tu aliado!".
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.Pero sus observaciones y medidas aparentemente fueron tomadas con otros propósitos más que la ley científica.
1108 ayrıca yeşil arka aydınlatmayı beyaz arka aydınlatma ile değiştirir.Nokia 1108: como el 1101, también reemplaza la luz de fondo verde con retroiluminación blanca.
2 Şubat - Cadde ve sokakların gece aydınlatılması uygulamasına ilk defa Wabash'ta (Hindistan) başlandı.2 de febrero: en Wabash (Indiana) se instala el primer poste de luz eléctrica.
Acil aydınlatma üniteleri.Vehículos de iluminación de emergencia.
Mâtem benim hakkım; Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım.Se lo he contado a los adivinos, y no ha habido quien me lo explique".
Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.Andrew apuñala a Jonathan y el cuerpo cae sobre el, que se ilumina cuando su sangre se derrama en el sello.
Aralık gündönümü yaklaştığından Antarktika da aydınlık görünmektedir.Con el solsticio de diciembre acercándose, la Antártida también se encontraba iluminada.
Aydın Valiliği).Clara Obligado).
Aydın biri olmak için muhakkak gereklidir.Se necesita realmente a un genio para hacer algo simple.
Bizim arzumuz bu kültürün değerinin bilindiği dünyanın diğer bölgelerini de aydınlatması.Queremos que esta cultura irradie las partes del mundo que la valoran.
Gündüz - Günün aydınlık bölümü.Día es (en el lenguaje cotidiano) el período durante el día en el que la luz diurna está presente.
Bu ağaç, altında Buda’nın aydınlandığı orijinal Bodhi ağacından üretilmiştir.Es bajo este árbol que Buda medita eternamente.
Çocukların kör karanlıktan korktuğu gibi biz de aydınlıktan korkarız.De niño yo tenía miedo de las sombras, ¿recordáis?
Genel Başkanlığa Aydın Güven Gürkan getirildi.Se tomaron considerables medidas de seguridad para el presidente.
Kültür Devrimi suresince çok sayıda bilim adamı ve aydın tasfiye edildi.Sin embargo, a partir de la Revolución de Mayo, existe un decidido apoyo y protección a las ciencias.
Ana diziden uzaklaşıp gelişen, daha da aydınlık hale gelen yıldızlardır.Es la que mejor conserva su aspecto primitivo y de las más antiguas.
Gemi zamanına göre modern araçlarla donatılmış, elektrikle aydınlatılmıştı.Hace décadas estaban impulsadas a vela, hoy a motor.
"Aydın Onur'u hatırlamak".«La justa memoria».
"Köle" "Öptüm" "Yak" Hayırlı Günler Aydın Kurtoğlu asker izninde iken Sinem Genç ile tanışmıştır.Me besaba con las “niñas” en un escondite, fui feliz de niño.
Görülebilir ışık ve x ray ışını sayesinde elmas içindeki örnek gözlenebilir ve aydınlatılabilir.La muestra puede ser vista a través los diamantes e iluminada por rayos X y luz visible.
X. ve XI. Dönem Aydın Milletvekilliği yaptı.XI y XII vivirá su momento de máximo esplendor.
Sasani kralları edebiyatçıları ve filozofları himaye eden aydınlanmış insanlardı.Los reyes sasánidas fueron mecenas de las letras y la filosofía.
Ancak, aynı gece ortadan kaybolan Aydın, bir daha görülmemiştir.Cuando ella trató de contactarla de nuevo esa noche, no hubo respuesta.