Ben seni havaalanında karşılamak için bir araba ayarladım.I arranged for a car to meet you at the airport.
Faizi yeniden ayarlama yönünü belirlemek zordur.It is difficult to peg the direction of interest deregulation.
Buluşma salıya ayarlandı.The meeting was arranged for Tuesday.
Kendini sıcaklığın ani değişimlerine göre ayarlamak zordur.It is difficult to adapt oneself to sudden changes of temperature.
Sizi istasyonda karşılayacak bir araç ayarladık.We arranged that a car meet you at the station.
Lütfen televizyon görüntüsünü ayarla.Please adjust the television picture.
Seni evinden alması için birini ayarladım.I'll arrange for someone to pick you up at your home.
Lütfen saati ayarlar mısınız. Geri kalmış.Will you please adjust the clock? It's slow.
Biz müzakereler için sahne ayarlamak zorundayız.We have to set the scene for negotiations.
Yarın Bill'in Ann'le buluşmasını ayarladım.I have arranged for Bill to meet Ann tomorrow.
Görüşüme göre teleskobu ayarladım.I adjusted the telescope to my vision.
Oyun için saati ve tarihi ayarladık.We set the time and date for the game.
Kayıtlarınızı gereğince ayarlamanızı öneririz.We suggest you adjust your records accordingly.
Saatimi ayarlamalıyım. Geri kalmış.I must adjust my watch. It's slow.
Bisikletimin frenlerini ayarlattım.I had the brakes of my bicycle adjusted.
Araba sürmeden önce frenleri kontrol edin ve ayarlayın.Check and adjust the brakes before you drive.
Sanırım onun bir ayara ihtiyacı var.I think it needs a tune-up.
Yatmaya gitmeden önce çalar saati ayarlamak zorundasın.You've got to set the alarm clock before you go to bed.
O çok ayartıcı görünüyor.That sounds very tempting.
Kalenin resminin odak ayarı bozuktu.The picture of the tower was out of focus.
Onunla bir randevu ayarlayalım.Make an appointment with him.
O, klarnetini ayarlattı.He had his clarinet tuned.
O, tüm raflarını ayarladı.He measured all his shelves.
Ondan TV setini ayarlamasını rica etti.She asked him to adjust the TV set.
O bana ayartıcı şekilde baktı.She looked at me seductively.
Saatimi her sabah istasyon saatine göre ayarlarım.Every morning I set my watch by the station clock.
Yarın seninle bağlantı kuracağım ve bir saat ayarlayacağım.I'll get hold of you tomorrow and set up a time.
Çalar saatin ayarını ayarla.Adjust the setting of the alarm clock.
Çalar saatin ayarını yap.Adjust the setting of the alarm clock.
Yolculuğun için her şeyi ayarladın mı?Have you made all the arrangements for your trip?
Ayar kolunu yukarı doğru hareket ettirerek koltuk yüksekliğini ayarlayabilirsiniz.You can adjust the seat height by moving the adjustment lever up.
Frenleri ayarlayın.Adjust the brakes.
Oyunu ilk kez başlattığınızda oyun yapılandırma seçeneklerini ayarlayabilirsiniz.You can adjust game configuration options when starting the game for the first time.
Oyuna ilk kez başlarken oyunu yapılandırma seçeneklerini ayarlayabilirsiniz.You can adjust game configuration options when starting the game for the first time.
Sesi nasıl ayarlayacağımı bana söyleyebilir misiniz?Could you tell me how to adjust the volume?
O önceden ayarlanmış bir işti.It was a put-up job.
Sen meşgul bir adamsın, bu yüzden programımı seninkine göre ayarlayacağım.You are a busy man, so I will adjust my schedule to yours.
Düğününüz için bir tarih ayarladın mı?Have you set a date for your wedding?
Yılan Havva'yı ayartmıştı.The serpent tempted Eve.
Tom çalar saatini ayarlamayı unuttu.Tom forgot to set his alarm clock.
Tom ailesinin Boston'u ziyaret etmesi için bir ayarlama yaptı.Tom arranged for his family to visit Boston.
Tom koltuğu ayarladı, anahtarı taktı, ve sonra uzaklaştı.Tom adjusted the seat, put in the key, and then drove away.
Tom çarşamba günü Mary'nin John'la buluşmasını ayarladı.Tom has arranged for Mary to meet John on Wednesday.
Tom duşun sıcaklığını ayarlamaya çalıştı.Tom tried to adjust the temperature of the shower.
Tom'un zamanını ayarlama sorunu var.Tom has trouble budgeting his time.
Tom ayarları ayarlamada biraz sorun yaşadı.Tom had a little trouble adjusting the settings.
Tom'a ayar oluyorum.Tom rubs me the wrong way.
Bu yarışma önceden ayarlanmış.This contest is fixed.
Lütfen Bay Doi ile görüşmemi ayarlar mısın?Will you please arrange for me to meet Mr. Doi?
Tom ve Mary ayarlanmış bir evliliğe sahipti.Tom and Mary had an arranged marriage.
Zaman ayarlı bomba gürültüyle patladı.The time bomb exploded with a loud noise.
Tom gözlüğünü ayarladı.Tom adjusted his glasses.
John'un yaptığı gibi bu cihazı ayarlamak için hiç kimsenin yeterli bilgisi yok.Nobody has enough knowledge to adjust this equipment like John did.
Ayartılmaktan başka her şeye dayanabilirim.I can resist everything but temptation.
Bir şeyler ayarlamaya çalışacağız.We'll figure something out.
O, ayartıcı ahlakla ve tehlikeli fikirleri yaymakla suçlandı.He was accused of corrupting morals and spreading dangerous ideas.
Tom, sürücü koltuğuna oturdu ve dikiz aynasını ayarladı.Tom sat in the driver's seat and adjusted the rearview mirror.
O ayarlanıyor.It's being arranged.
Bir görüşme ayarlamanı istiyorum.I want you to arrange a meeting.
Tom'la bir görüşme ayarlamak isterim.I'd like to set up a meeting with Tom.