ayak ile cümle
ayak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gördüğünüz gibi Jerry, imkansız sandığın içinde ayakta duruyor."impossible crate" illusion in 3D, in which Jerry is standing inside the impossible crate.
Ben çıplak ayaklı, fakir bir çocuktum.I was a poor child, barefoot.
# Ayaklarımın arkasına...# Back down on my knees
Zamanın kumları üzerinde ayak izlerimi bırakmak istiyorumI wanna leave my footprints on the sands of time
Ben kesinlikle ayakkabıların aynısını alacağım.I'll buy you the same exact shoes right away!
Ayakkabılarımı yala dedim.I said to lick it.
Çünkü kendi ayaklarınla gidebilirsin.Because you could leave on your own two feet.
Ayakkabı....spor ayakkabı...Dress shoes... Sneakers...
Ve anatomimiz gereği, iki ayak üzerinde yürüyebiliyoruz.These human traits developed gradually over millions of years.
Penguenler komiktirler, iki ayakları üzerinde yürürler, Ve tabii ki çalışkandırlar,They're comical, they walk upright, and, of course, they're diligent.
Ve ayaklarından da anlıyoruz.Aah, how so?
Ayaklarına bakın, ayak parmakları gerçekten çok büyük! . .They are great.
Giysiler, ayakkabılar, oyunlar, bilgisayar ve oyuncaklar...From clothes and shoes to games, computers and toys
Ve de bu duruma ayaklanan insanlara yapýlan haksýzlýđa...looking for copper and gold.
Balina seksi hakkında öğrendiğim diğer bir şeyde onlar da ayak parmaklarını kıvırıyor. kahkahaThe other interesting thing that I learned about whale sex: they curl their toes too. (Laughter)
Kapanmýţsýndýr ayaklarýna. "Beni geri al Ömer."You must have begged him for forgiveness
Sömürgeciler ayak basmadan çok önce... ...Afrika'da pazarlar mevcuttu.There were markets in Africa before the colonialists stepped foot on the continent.
İki elinizde de birer dambıl tutarak ayakta durunStand up straight while holding a dumbbell in each hand.
‹‹Biraz su getirteyim, ayaklarınızı yıkayın. Şu ağacın altında dinlenin.Now let a little water be fetched, wash your feet, and rest yourselves under the tree.
Harunla oğulları ellerini, ayaklarını orada yıkayacaklar.Aaron and his sons shall wash their hands and their feet in it.
yakmalık sunu sunağıyla takımlarını, kazanla kazan ayaklığını,the altar of burnt offering with all its vessels, the basin and its base,
Masa için dört altın halka dökerek dört ayak üzerindeki dört köşeye yerleştirdi.He cast four rings of gold for it, and put the rings in the four corners that were on its four feet.
Kazan ve kazan ayaklığını meshederek kutsal kıl.You shall anoint the basin and its base, and sanctify it.
Musa, Harun ve Harunun oğulları ellerini, ayaklarını orada yıkadılar.Moses, Aaron, and his sons washed their hands and their feet there.
Sununun işkembesini, bağırsaklarını, ayaklarını yıkayıp sunakta yakmalık sununun üzerinde yaktı.He washed the innards and the legs, and burned them on the burnt offering on the altar.
‹‹ ‹Dört ayaklı ve kanatlı böceklerin hepsi sizin için iğrençtir."'All flying insects that walk on all fours are an abomination to you.
Öbür dört ayaklı, kanatlı böceklerin hepsi sizin için iğrenç sayılır.But all winged creeping things which have four feet, are an abomination to you.
Kırk yıl ne giysileriniz eskidi, ne de ayaklarınız şişti.Your clothing didn't grow old on you, neither did your foot swell, these forty years.
Acımayacaksınız: Cana can, göze göz, dişe diş, ele el, ayağa ayak.››Your eyes shall not pity: life for life, eye for eye, tooth for tooth, hand for hand, foot for foot.
Musaya söylediğim gibi, ayak basacağınız her yeri size veriyorum.I have given you every place that the sole of your foot will tread on, as I told Moses.
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.He makes his feet like hinds' feet, and sets me on my high places.
Ayaklıklar aynalıklarla döşenmiş, aynalıklar da çerçeve içine alınmıştı.The work of the bases was like this: they had panels; and there were panels between the ledges;
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.There were four supports at the four corners of each base: its supports were of the base itself.
Böylece on ayaklığı yaptı; hepsinin dökümü, ölçüsü ve biçimi aynıydı.In this way, he made the ten bases: all of them had one casting, one measure, and one form.
On kazan ve ayaklıkları,and the ten bases, and the ten basins on the bases;
Ayakta durup bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle şöyle kutsadı:He stood, and blessed all the assembly of Israel with a loud voice, saying,
RAB kral soyundan gelen bir düşmanı, Edomlu Hadatı Süleymana karşı ayaklandırdı.Yahweh raised up an adversary to Solomon, Hadad the Edomite: he was of the king's seed in Edom.
‹‹Sana gelince, kalk, evine dön. Kente ayak basar basmaz çocuk ölecek.Arise therefore, and go to your house. When your feet enter into the city, the child shall die.
İsrail Kralı Ahavın ölümünden sonra Moavlılar İsraile karşı ayaklandı.Moab rebelled against Israel after the death of Ahab.
Ama Ahavın ölümünden sonra, Moav Kralı İsrail Kralına karşı ayaklandı.But it happened, when Ahab was dead, that the king of Moab rebelled against the king of Israel.
Yehoramın krallığı döneminde Edomlular Yahudalılara karşı ayaklanarak kendi krallıklarını kurdular.In his days Edom revolted from under the hand of Judah, and made a king over themselves.
O sırada Livna Kenti ayaklandı. Edomluların Yahudaya karşı başkaldırması bugün de sürüyor.So Edom revolted from under the hand of Judah to this day. Then Libnah revolted at the same time.
Tökezleyeni senin sözlerin ayakta tuttu, Titreyen dizleri sen pekiştirdin.Your words have supported him who was falling, You have made firm the feeble knees.
Ayaklarımı tomruğa vuruyor, Yollarımı gözetliyor, İzimi sürüyorsun.You also put my feet in the stocks, and mark all my paths. You set a bound to the soles of my feet,
‹‹Giymek için çul diktim, Gururumu ayak altına aldım.I have sewed sackcloth on my skin, and have thrust my horn in the dust.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.For he is cast into a net by his own feet, and he wanders into its mesh.
Suçunu gökler açığa çıkaracak, Yeryüzü ona karşı ayaklanacak.The heavens shall reveal his iniquity. The earth shall rise up against him.
Güçlü hayvanlar oraya ayak basmamış, Aslan oradan geçmemiştir.The proud animals have not trodden it, nor has the fierce lion passed by there.
Gençler beni görüp gizlenir, Yaşlılar kalkıp ayakta dururlardı;The young men saw me and hid themselves. The aged rose up and stood.
Körlere göz, Topallara ayaktım.I was eyes to the blind, and feet to the lame.
Ayaklarımı tomruğa vuruyor, Yollarımı gözetliyor.›He puts my feet in the stocks. He marks all my paths.'
Ayak altında ezilebileceklerini, Yabanıl hayvanlarca çiğnenebileceklerini düşünmez.and forgets that the foot may crush them, or that the wild animal may trample them.
Ayakları toprağı şiddetle eşer, Gücünden ötürü sevinçle coşar, Savaşçının üstüne yürür.He paws in the valley, and rejoices in his strength. He goes out to meet the armed men.
Ellerinin yapıtları üzerine onu egemen kıldın, Her şeyi ayaklarının altına serdin;You make him ruler over the works of your hands. You have put all things under his feet:
Sıkı adımlarla senin yollarını tuttum, Kaymadı ayaklarım.My steps have held fast to your paths. My feet have not slipped.
Ezdim onları, kalkamaz oldular, Ayaklarımın altına serildiler.I will strike them through, so that they will not be able to rise. They shall fall under my feet.
Gözlerim hep RABdedir, Çünkü ayaklarımı ağdan O çıkarır.My eyes are ever on Yahweh, for he will pluck my feet out of the net.
Tanrısının yasası yüreğindedir, Ayakları kaymaz.The law of his God is in his heart. None of his steps shall slide.
Okların sivridir, Kral düşmanlarının yüreğine saplanır, Halklar ayaklarının altına serilir.Your arrows are sharp. The nations fall under you, with arrows in the heart of the king's enemies.
Halkları altımıza, Ulusları ayaklarımızın dibine serer.He subdues nations under us, and peoples under our feet.