Bu ayakkabı parlatılmalı.These shoes need polishing.
Bu ayakkabıları dene ve sana uygun olup olmadığını gör.Try these shoes on and see if they fit you.
Bu ayakkabılar sana iki yıl dayanacak.These shoes will last you two years.
Bu ayakkabılar koşu için uygun değil.These shoes are not suitable for running.
Bu ayakkabılar biraz gevşek.These shoes are a little loose.
Bu ayakkabılar giyemeyeceğim kadar çok küçük.These shoes are too small for me to put on.
Bu ayakkabılar ayaklarıma uymaz.These shoes don't fit my feet.
Bu ayakkabılar bana uymuyor.This pair of shoes doesn't fit me.
Bu ayakkabılar benim için yeterince büyük.These shoes are big enough for me.
Bu ayakkabılar çok sıkı.These shoes are too tight.
Bu ayakkabılar İtalya'da yapılır.These shoes are made in Italy.
Bu ayakkabılardan benim boyutumda olanından sizde var mı?Do you have these shoes in my size?
Bu biftek ayakkabı derisi kadar sert.This steak is as tough as shoe leather.
Bana ayak uydurmanı istiyorum.I want you to keep up with me.
Bunlar benim ayakkabılarım ve şunlar seninkiler.These are my shoes and those are yours.
Burada ayakkabılarımı çıkarmak zorunda mıyım?Do I have to take off my shoes here?
Burada güzel ayakkabılar bulmalısın.You ought to find nice shoes here.
Burada sadece kız ayakkabıları satılır.Only girls' shoes are sold here.
Greg'in babasının ayak izlerini takip edeceğinden eminim.I am sure that Greg is going to follow in his father's footsteps.
Ayakkabılar deriden yapılmıştır.The shoes are made of leather.
Onun ayakkabılarına biraz sakız yapıştı.Some gum stuck to his shoes.
Enflasyondan dolayı, maaşlar yüksek yaşam maliyetine ayak uyduramıyor.Because of inflation, salaries can't keep up with the high cost of living.
O ne zaman kendi ayakları üzerinde durabilecek?When will he be able to stand on his own feet?
O, yaramaz erkek çocuğunu kovalarken onun ayakkabılarından biri çıktı.While she was running after the naughty boy, one of her shoes came off.
Şunlar kimin ayakkabıları?Whose shoes are those?
Meşe ağacı fırtınadan sonra ayakta kaldı.The oak tree remained standing after the storm.
O ayakkabılar bu takım elbiseyle gitmez.Those shoes do not go with the suit.
Maaşın enflasyona ayak uyduruyor mu?Is your salary keeping up with inflation?
Narita'ya ayak basmadan, hava kararacak.By the time you land at Narita, it will be dark.
Genç arkadaşlar bütün gece konuşarak ayakta kaldılar.The teenage friends stayed up talking all night.
Askerler Yunanistan'a ayak bastı.The troops landed in Greece.
Polis çalınan ayakkabıların orada olmadığından emin olmak için o evi araştırdı.The police searched that house to be sure the stolen shoes were not there.
Orada ayakta duran kız kız kardeşim Sue'dur.The girl standing over there is my sister Sue.
Siyah insanlar otobüsün arkasında oturmak ya da doluysa ayakta durmak zorunda kaldılar.Black people had to sit in the back of the bus, or stand if the back was full.
Bu yıl iki çift ayakkabı eskittim.I've worn out two pairs of shoes this year.
Bu günlerde genç kızların modasına ayak uyduramıyorum.I can't keep up with the fashions of young girls these days.
En son modalara ayak uydurmak çok pahalı.It is very expensive to keep up with the latest fashions.
Kız kardeşim her pazar günü ayakkabılarını yıkar.My sister washes her shoes every Sunday.
Çocuklar ayaklarını yıkadı.The children washed their feet.
Çocuklardan bazıları ayakları üstünde kalmak için çok zayıftı.Some of the children were too weak to stay on their feet.
Biz kuyrukta ayakta bekletildik.We were made to stand in line.
Biz ayakkabı giymeye alışkınız.We are accustomed to wearing shoes.
Amcam doksana ayak bastıMy uncle lived to be ninety.
Benim ayakkabılar gitti.My shoes are gone.
Benim ayakkabılarımı bulamıyorum.I can't find my shoes.
Benim ayakkabılarım onunki ile aynı ölçüde.My shoes are the same size as his.
Benim ayakkabılarım eski, ama onunkiler yeni.My shoes are old, but his are new.
Ayakkabılarım cilalanmalı.My shoes need polishing.
Ayakkabılarımı tamir ettirmek ne kadara mal olur?How much will it cost to have my shoes repaired?
Benim çocuklarım ayakkabılarını çabucak eskitiyorlar.My children wear out their shoes quickly.
Ellerim ve ayaklarım buz gibi soğuktu.My hands and feet were as cold as ice.
Yeni ayakkabılarım deriden yapılmıştır.My new pair of shoes are made of leather.
Bu ayakkabılardan memnunum.I'm pleased with these shoes.
Modadaki bu değişimlere ayak uyduramıyorum.I can't keep up with these changes in fashion.
Ben kaydım ve ayak bileğimi burktum.I slipped and twisted my ankle.
Otobüs beklerken ayakta durdum.I stood waiting for a bus.
Ayakta duramayacak kadar yorgunum.I was too tired to stand.
Ayakta duramayacak kadar çok hastaydım.I was too sick to stand.
Ben benim ayakkabı bağlarını gevşettim.I loosened my shoelaces.
Benim ayakkabılarımı ıslattım.I got my shoes wet.