Tom gömleksiz ve yalın ayaktı.Tom was shirtless and barefoot.
Bir ayakkabı kutusuyla, bir iğne deliği kamerası yapabilirsiniz.You can build a pinhole camera with a shoe box.
Tom bir çift daha ayakkabı almak için gitti.Tom went to buy another pair of shoes.
Tom hâlâ ayakta.Tom is still up.
Tom sadece orada ayakta durup Mary'nin aynada kendisine bakmasını izliyordu.Tom just stood there watching Mary staring at herself in the mirror.
Ayakkabılarını nerede çıkardın?Where did you take your shoes off?
Bütün gece ayakta mıydın?Have you been up all night?
Bütün gece ayaktaydım.I was up all night.
Bütün gece ayakta kalmamalıydık.We shouldn't have stayed up all night.
Bana ayakkabılarımı getir.Bring me my shoes.
Ayakkabı yapabiliriz.We can make shoes.
Onun küçük ayakları var.He has small feet.
Ailemin haysiyetini ayaklar altına aldım.I have dishonored my family.
Parmaklarımı ya da ayak parmaklarımı hissedemiyorum.I can't feel my fingers or my toes.
Ayak parmaklarımı hissedemiyorum.I can't feel my toes.
Biz sadece burada ayakta duramayız.We can't just stand here.
Tom'a ayak uyduramıyorum ama denemek zevkli.I can't keep up with Tom, but it's fun trying.
Bu ayakkabılarla yürüyemem.I can't walk in these shoes.
Ayakkabılarımı bağlarken bunu tut.Hold this while I tie my shoes.
O tabiri caizse ayaklı bir ansiklopedidir.He's what they call a walking encyclopedia.
Ayakkabılar hayatını değiştirecek. Sinderella'ya sor.Shoes will change your life. Ask Cinderella.
Bu sizi ayaklarınızın üzerinde tutar.It keeps you on your toes.
Tom'un sınıfının geri kalan kısmına ayak uydurma sorunu vardı.Tom has trouble keeping up with the rest of his class.
Birkaç ayakkabı satın almak istiyorum.I want to buy some shoes.
Tom ayakkabılarını cilalamak istedi.Tom wanted to polish his shoes.
Tom'un ayakkabılarını nereden aldığını öğrenmek istiyorum.I want to find out where Tom bought his shoes.
Tom yeni ayakkabılarını giymek istedi.Tom wanted to wear his new shoes.
Sen ayakkabılarını çıkarmak isteyebilirsin.You might want to take off your shoes.
Tom'un ayak altında dolaşmamızı istemiyorsan, dolaşmayız.If you don't want us to get in Tom's way, we won't.
Kendi ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde kaç yaşındaydın?How old were you when you learned to tie your own shoes?
Birini eleştirmeden önce onların ayakkabılarında bir mil yürümen gerekli.Before you criticize someone, you should walk a mile in their shoes.
Onlar ayakta durdu.They stood.
Ben ayakta duracağım.I'll stand.
Herkes ayakta dayanıyor.Everyone's standing.
Ayakta durma.Don't stand.
O, tüm ayak işlerini yaptı.He did all the legwork.
Ben hâlâ ayak işleri yapmak zorundayım.I still have to run errands.
Senin ayak parmaklarını yalayabilir miyim?Can I lick your toes?
Onlar masa altından ayakla birbirlerini taciz ediyorlardı.They were playing footsie under the table.
Bu ayakkabılar ayaklarıma uyuyor.These shoes fit my feet.
Onların yeni ayakkabılara ihtiyacı var.They need new shoes.
Mary'nin yeni ayakkabıya ihtiyacı var.Mary needs new shoes.
O beni gece ayakta tutar.It keeps me up at night.
Biz ayakta duracağız.We'll stand.
Kim ayakta duruyor?Who's standing?
Ayakta duruyorum.I'm standing.
Biz ayakta duruyoruz.We're standing.
Tom ayakta duruyor.Tom is standing.
Kim ayakta durdu?Who stood?
Tom ayakta durdu.Tom stood.
Ayak parmaklarıma basmayın.Don't step on my toes.
Gururunu ayaklar altına alma.You need to swallow your pride.
Geç saatlere kadar ayaktasın.You're up late.
Ayaklarım beni mahvediyor.My feet are killing me.
O ona bir ayak masajı yaptı.He gave her a foot massage.
Masanın ayaklarını tamir etti.He repaired the legs of the table.
Tom ayakta.Tom is up.
Tom ayak uydurdu.Tom kept pace.
Tom ayakta kaldı.Tom remained standing.
Tom dışarıda ayaklarını sürüyerek yürüdü.Tom shuffled out.