Bana ayak bağı oluyorsun.You are in my way.
Çok geç saatlere kadar seni ayakta tutan nedir?What keeps you up so late?
Benim ayakkabılarım çok küçük. Yenilerine ihtiyacım var.My shoes are too small. I need new ones.
Ayakkabılarım çok küçük. Yenilerine ihtiyacım var.My shoes are too small. I need new ones.
Ayaküstü yemekten usandım.I'm tired of eating fast food.
Ayakkabılarını temizledin, değil mi?You have cleaned your shoes, haven't you?
Ayakkabılarını sildin değil mi?You have cleaned your shoes, haven't you?
Ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekmiyor.You need not take off your shoes.
Kendi ayakların üzerinde duracak kadar yetişkinsin.You are old enough to stand on your own feet.
Bu ayakkabıların moda olduğunu düşünebilirsiniz, ama değiller.You may think those shoes are in fashion, but they aren't.
Sizin ayakkabılarınız burada. Benimkiler nerede?Your shoes are here. Where are mine?
Senin ayakkabıların burada. Benimkiler nerede?Your shoes are here. Where are mine?
Sizin ayakkabılar burada.Your shoes are here.
Sana ayak uyduramıyorum.I can't keep up with you.
Giydiğin ayakkabılar oldukça pahalı görünüyorlar.The shoes you are wearing look rather expensive.
Ayakkabılarınızı giyin. Akşam yemeği için dışarı çıkalım.Put on your shoes. Let's go out for dinner.
Lütfen ayakkabılarını giy.Please put on your shoes.
Ayakkabılarınızı giyin.Put on your shoes.
Ayakkabıları almadan önce onları denemelisin.Before buying shoes, you should try them on.
Ayakkabılarınızı çıkartın.Take off your shoes.
Lütfen ayakkabılarınızı çıkarın.Please take off your shoes.
Lütfen eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarın.Please remove your shoes before entering the house.
Bir çift ayakkabı aldım.I bought a pair of shoes.
Ayakkabılarımı iyice parlat.Give my shoes a good shine.
Yeni olduklarında, ayakkabılar serttir.Shoes are stiff when they are new.
Ayakkabı çift olarak satılmaktadır.Shoes are sold in pairs.
Ayakkabılar nerede?Where're the shoes?
Ayakkabılarını temiz tutmalısın.You must keep your shoes clean.
Ne kadar sürede ayakkabılarımı tamir ettirebilirim?How soon can I have my shoes mended?
Ayakkabı bağlarını bağla.Tie your shoelaces.
Sakız ayakkabımın tabanına yapıştı.Gum got stuck to the bottom of my shoe.
Benim ayakkabıların tabanları yıprandı.The soles of my shoes are worn.
Ayakkabılarınızın tozunu fırçalayın.Brush off the dust from your shoes.
Kaç numara ayakkabı giyiyorsun?What size shoes do you wear?
Ayakkabım zarar gördü. Acı içindeyim.My shoes hurt. I'm in agony.
Ayakkabıların çok küçük olduğu için ayakların şişmiş.Your feet are swollen because your shoes are too small.
Lütfen ayakkabılarınızdan çamuru çıkarın.Please remove the mud from your shoes.
Bir takım ayakkabı istiyorum.I'd like some shoes.
Benim ayakkabılar yıpranmış.My shoes are worn out.
Ayakkabılar yıpranmış.The shoes are worn out.
Bu ayakkabılar çok dar. Acıtıyorlar.These shoes are too tight. They hurt.
Koltuklar müsaitken ayakta durmanın anlamı yok.There is no sense in standing when there are seats available.
Günümüzde birçok ayakkabı plastikten yapılmaktadır.Many shoes nowadays are made of plastics.
Geçen yıl iki çift koşu ayakkabısı eskittim.I wore out two pairs of jogging shoes last year.
Ayakları kırık sandalyeleri at.Throw away the chairs whose legs are broken.
Ayakkabı ölçün nedir?What's your shoe size?
Ayakkabılarının tamir edilmesi gerekiyor.Your shoes want mending.
Tren o kadar kalabalıktı ki yol boyunca ayakta kaldım.The train was so crowded that I was kept standing all the way.
Öğrenciler otoriteye karşı ayaklandılar.The students revolted against authority.
Dışarı çıkmadan önce ayakkabılarını cilalamayı unutma.Don't forget to polish your shoes before you go out!
Dışarı çıkmadan önce ayakkabılarını parlat.Shine your shoes before going out.
Dışarıda ayak sesleri duyuyorum.I hear footsteps outside.
Merdivende bir adımı kaçırdım ve korkarım ayak bileğimi burktum.I missed a step on the stairs and I'm afraid I sprained my ankle.
Merdivende adımımı boşa atıp ayak bileğimi burktum maalesef.I missed a step on the stairs and I'm afraid I sprained my ankle.
Bırak bu ayakları.Don't beat around the bush.
Şirket ayakta kalmayı başardı.The company managed to keep afloat.
Zamana ayak uydurmalıyız.We must keep up with the times.
Biz en son araştırmaya ayak uydurmadık.We have not kept pace with the latest research.
Kumda ayak izleri bulduk.We found the footprints in the sand.
Yangında ayakkabımı kaybettim.I lost my shoe in the fire.