Yarım kilo tavuk ayağı alabilir miyim, lütfen?Can I get half a kilo of chicken legs, please?
Bu ayakkabıları tamir edebilir misin?Can you repair these shoes?
Spor ayakkabıları satıyor musun?Do you sell sport shoes?
Onun ayağında bir topu var.He has a ball on his foot.
O, çorap ve ayakkabı giyer.He wears socks and shoes.
Çoraplarım var ama ayakkabılarım yok.I have socks, but I have no shoes.
Siyah ayakkabıları severim.I like the black shoes.
Ayak losyonuna ihtiyacım var.I need foot lotion.
İnsanlar ayakta duruyorken ve oturuyorken tamamen farklı olarak düşünüyor.People think completely differently when they're standing and when they're sitting.
Çok çabuk yürüme. Ben ayak uyduramam.Don't walk so quickly. I can't keep up.
Ben ayakkabılarımla gurur duyuyorum.I am proud of my shoes.
Bu ayakkabılar benim için çok büyük.These shoes are too big for me.
Japonlar bir eve girdiklerinde ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes when entering a house.
Ayakkabılarım kahverengi.My shoes are brown.
Eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekir.You must remove your shoes before entering a house.
Evlere girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmalısınız.You have to take off your shoes before entering houses.
Kısa bir ziyaretten sonra birdenbire ayağa kalktı ve ayrıldığını söyledi.After a short visit, he suddenly stood up and said he was leaving.
O, ayakta duruyordu.He was standing.
Oyunu ilk kez başlattığınızda oyun yapılandırma seçeneklerini ayarlayabilirsiniz.You can adjust game configuration options when starting the game for the first time.
Oyuna ilk kez başlarken oyunu yapılandırma seçeneklerini ayarlayabilirsiniz.You can adjust game configuration options when starting the game for the first time.
Ayaklarım acıyor.My feet hurt.
Ayakkabılarını çıkarmana gerek yok.You don't need to take your shoes off.
O, ayağa kalktı.He stood up.
Ayağa kalktı.He stood up.
Sesi nasıl ayarlayacağımı bana söyleyebilir misiniz?Could you tell me how to adjust the volume?
Benim ayakkabı bağcığım yürüyen merdivene takıldı.My shoelace got caught in the escalator.
Odaya ayaklarının ucuna basarak girdi.He entered the room on tiptoes.
Gece, o aya baktı.At night, she gazed at the moon.
Annem ayaklarımın temiz olmadığını fark etti.My mother noticed that my feet weren't clean.
Ayakkabıların çözülmüş.Your shoes are untied.
Onların hepsi aynı zamanda ayağa kalktı.They all stood up at the same time.
Ben bir seferinde bir adamın çıplak ayakla sıcak kömürlerin üzerinde yürümesini gördüm.I once saw a man walk barefoot over hot coals.
Onu görünce ayağa kalktı.Seeing that, he stood up.
Bakın, çocuklar suyun içinde çıplak ayakla yürüyor.Look, the boys are walking barefoot in the water.
O önceden ayarlanmış bir işti.It was a put-up job.
Sabah saat ikiye kadar ayaktasın. Bir gece kuşu gibisin!You stay up until two in the morning. You're such a night owl!
Belki benim torunum Mars'a ayak basan ilk kişi olacak.Maybe my grandchild will be the first person to set foot on Mars.
1918 yılında, pirinç fiyatından kaynaklanan ayaklanmalar tüm dünyada patlak verdi.In 1918, revolts due to the price of rice erupted all around the country.
Ben de yeni bir çift ayakkabı var.I got a new pair of shoes.
Yeni bir çift ayakkabım var.I got a new pair of shoes.
Köpek ayakkabımı yedi.The dog ate my shoe.
Ayağım ağrıyor.My foot is aching.
Sen meşgul bir adamsın, bu yüzden programımı seninkine göre ayarlayacağım.You are a busy man, so I will adjust my schedule to yours.
Tren kalabalık olduğu için, Kyoto'ya giden bütün yol boyunca ayakta durdum.Since the train was crowded, I stood all the way to Kyoto.
Doğru, daha ayakkabılarını giyememişken; yalan, dünyanın öbür ucuna gitmiştir bile.A lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes.
Yanlış ayakla çıktık.We got off on the wrong foot.
Düğününüz için bir tarih ayarladın mı?Have you set a date for your wedding?
Bu ayakkabılar mükemmel şekilde uyuyor.These shoes fit perfectly.
Bir futbol oyununda Mary ayağını yaraladı.Mary injured her foot in a soccer game.
Çocuk, kuru yaprakları ayağıyla itti.The children kicked the dry leaves into the air.
Ayağımda bir ağrı var.I have a pain in my foot.
Kunduracı ayakkabıların tamir etmek için çok eski olduğunu söyledi.The shoemaker said the shoes were too old to repair.
Roma İmparatorluğu bin yıl ayakta kaldı.The Roman Empire survived for a thousand years.
Ben koşuya gitmeden önce ayakkabılarımı her zaman sıkı bağlarım.I always tie my shoes tightly before I go jogging.
Küçük kız ayakkabı giymeyi sevmez.The little girl doesn't like to wear shoes.
Islak olduklarında, ayaklarınız iyi hisseder.Your feet feel good when they are wet.
Hangi ayakkabılar çok küçük?What shoes are too small?
Hangi ayakkabıları seviyorsun?What shoes do you like?
Hangi ayakkabılar iyi uyar?What shoes fit well?
Ayakkabı reyonunuz nerede?Where's your shoe department?