İnsanın iki ayağı vardır.The man has two feet.
Gece geç saatlere kadar ayaktaydım.I used to stay up late.
Benim ayaklarım seninkiyle karşılaştırılınca küçük.My feet are small compared to yours.
Hırsız ayak parmağını kapıya çarparak incitti.The thief stubbed his toe on the door.
Karım kollarını bağladığında ve ayağını yere vurduğunda, onun kızgın olduğunu biliyorum.When my wife crosses her arms and taps her foot I know she's angry.
Bir çift ayakkabım var.I have a pair of shoes.
Ayağım acıyor.My foot hurts.
Ayakkabılarımı cilalattım.I had my shoes shined.
Eğer zihninizi ayağınıza koyarsanız, o, ayak olur.If you put your mind into your foot, it becomes the foot.
İş yerinde uzun bir günden sonra onun ayakları yorgundu.Her feet were tired after a long day at work.
Amerika Birleşik Devletleri, aya yarışı kazandı.The United States had won the race to the moon.
Yılan Havva'yı ayartmıştı.The serpent tempted Eve.
Bu ayakkabılar giyilmeyecek kadar çok sıkı.These shoes are too tight to wear.
Hepimiz, eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkaralım.We should take off our shoes before entering the house.
Eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkarmalıyız.We must remove our shoes before entering the house.
Ayakkabılarını bağla.Tie your shoes.
Ayakkabını bağla.Tie your shoe.
Ben ayakta uyuyorum.I sleep standing up.
Futbolcu ayakkabılarını bağlıyor.The soccer player is tying his shoes.
Onun ayağını tuzaktan kurtarmak imkansız.It's impossible to release his foot from the trap.
Eğer insanlar yarım yüzyıl önce aya indiyse neden bunu tekrar yapmadılar?If people really landed on the moon half a century ago, why haven't they done it again?
Ayakkabımda bir taş var.There's a rock in my shoe.
Ayakkabılar için favori rengin nedir?What's your favorite color for shoes?
Her şey akıp gidiyor, hiçbir şey ayakta kalmıyor henüz.Everything flows, nothing stands still.
Ayak tırnaklarını kesmek için tırnak makası kullanıyor musun?Do you use fingernail clippers to cut your toenails?
Ayakkabılarımı buldum.I found my shoes.
Bütün gün ayaktaydım, bu yüzden bir süre oturmam gerekiyor.I've been on my feet all day, so I just need to sit down for a while.
Topuklu ayakkabılarda yüksek fiyatlar hakkında bir sürü şikayetler vardı.There have been a lot of complaints about the high prices at the pumps.
Bunlar benim gözde ayakkabılarım.These are my favorite pair of shoes.
O tuhaf görünümlü ayakkabıları nereden aldın?Where did you get those strange-looking shoes?
Hey, Ayako! Lütfen daha yüksek sesle konuş.Hey, Ayako! Please speak louder.
Hey, Ayako. Lütfen yüksek sesle konuş.Hey, Ayako. Please speak up.
İyi ayakkabılar için fazla para ödeyemezsin.You can't pay too much for good shoes.
Hapishaneden çıktığımda, Tom tekrar ayaklarımın üstünde durmama yardımcı oldu.When I got out of prison, Tom helped me get back on my feet.
Tom çalıştığı için dün gece geç saatlere kadar ayaktaydı.Tom was up late last night studying.
Tom ayağa fırladı.Tom sprang to his feet.
Tom sessizce elbiselerini giydi ve ayak uçlarına basarak odadan çıktı.Tom slipped quietly into his clothes and tiptoed out of the room.
Tom ayakkabı almalı. Onun eski ayakkabıları tamamen yıpranmış.Tom must buy a pair of shoes. His old ones are all worn out.
Tom şu ayakkabıları giydiği için komik görünüyor.Tom looks funny wearing those shoes.
Tom üç yıldır yeni bir çift ayakkabı satın almıyor.Tom hasn't bought a new pair of shoes in three years.
Tom'un sağ ayağının baş parmağı ağrıyor.Tom has a pain in his big toe on his right foot.
Tom'un ayakkabılarından birinin altına sakız yapışmıştı.Tom had some gum stuck on the bottom of one of his shoes.
Tom çalar saatini ayarlamayı unuttu.Tom forgot to set his alarm clock.
Tom sınıfın geri kalanına ayak uydurmayı zor buluyor.Tom finds it difficult to keep up with the rest of the class.
Tom yüksek topuklu ayakkabı giyen kızları sevmez.Tom doesn't like girls who wear high heels.
Tom modaya ayak uydurmaya bile çalışmaz.Tom doesn't even try to keep up with fashion.
Tom kutuyu ayağıyla ezdi.Tom crushed the box with his foot.
Tom bir çift yeni ayakkabıyı bile satın almayı göze alamıyor.Tom can't even afford to buy a new pair of shoes.
Ne zaman uyan bir çift bulabilirse, Tom yeni ayakkabılar alır.Tom buys new shoes whenever he can find a pair that fit.
Tom o bir çift ayakkabıyı tasfiye satışında aldı.Tom bought that pair of shoes at a clearance sale.
Tom gerçekten pahalı, iyi yapılmış bir çift ayakkabı satın aldı.Tom bought a really expensive, well-made pair of shoes.
Tom ailesinin Boston'u ziyaret etmesi için bir ayarlama yaptı.Tom arranged for his family to visit Boston.
Tom koltuğu ayarladı, anahtarı taktı, ve sonra uzaklaştı.Tom adjusted the seat, put in the key, and then drove away.
Bu ayakkabılar Tom'a aittir.These shoes belong to Tom.
Bu ayakkabılar Tom'unki.These shoes are Tom's.
Ayakkabılarını cilaladıktan sonra, Tom dişlerini fırçaladı ve saçını taradı.After polishing his shoes, Tom brushed his teeth and combed his hair.
Tom sık sık Mary'nin ayak işlerini yapar.Tom often runs errands for Mary.
Tom Mary'ye ayakkabılarını cilalattı.Tom got Mary to polish his shoes.
Tom Mary'nin ayakkabı ölçüsünü bilmiyor.Tom doesn't know what Mary's shoe size is.
Tom'un amacı Mary'nin ayağına basmak değildi.Tom didn't mean to step on Mary's foot.