Ana içeriğe geç
Sözlük

aya ile cümle

aya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kasıtlı olarak ayağıma bastı.He stepped on my foot on purpose.
O bir çift ayakkabı satın aldı.He bought a pair of shoes.
Birden ayağını frene koydu.He put his foot on the brake suddenly.
O, ayakkabılarını giymek için durdu.He stopped to put on his shoes.
O bir ayakkabı dükkânı çalıştırıyor.He runs a shoe shop.
O bir ayakkabı dükkânı işletir.He runs a shoe shop.
Aya ayak basan ilk insandı.He was the first man to land on the moon.
O, eski ayakkabılar giydi.He wore old shoes.
Dün bir çift siyah ayakkabı aldı.He bought a pair of black shoes yesterday.
O, ayağa kalkmam için eli ile işaret etti.He motioned me to stand up.
O beni selamlamak için ayağa kalktı.He rose to his feet to greet me.
O bana ayağa kalkmamı emretti.He ordered me to stand up.
Bana ayak uydurdu.He came up with me.
O, yemek bitmeden önce ayağa kalktı.He rose to his feet before the meal was over.
O, yeni bir çift ayakkabı aldı.He bought a new pair of shoes.
Yeni ayakkabılarını giymeye çalıştı.He tried putting on his new shoes.
Ayakkabı bağlarımı bağlayacak kadar nazikti.He was kind enough to tie my shoelaces.
Ona ayaklı sözlük derler.He is called a walking dictionary.
Topu ayağıyla vurdu.He kicked the ball with his foot.
Topa ayağıyla vurdu.He kicked the ball with his foot.
Ayaklarını sürükledi.He dragged his feet.
Ayağıma bastığı için benden özür diledi.He apologized to me for stepping on my foot.
O, ayak bileğini burktu.He sprained his ankle.
O yol boyunca ayakta durmaya devam etti.He kept standing all the way.
Onun kızgın olduğu zaman ayağa kalkma alışkanlığı vardır.He has the habit of standing up when he is angry.
O, düştüğünde sol ayağını yaraladı.He hurt his left foot when he fell.
Onun ayaklarına çöktü.He collapsed at her feet.
O, babasının ayak izlerini takip etti.He followed in his father's footsteps.
Hokkaido'ya hareket etmeyi bir sonraki aya erteledi.He postponed leaving for Hokkaido until next month.
Ayağa kalktı ve masadaki şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat on the table.
O ayağa kalktı ve masanın üzerindeki şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat on the table.
Ayağa kalktı ve fareye baktı.He stood up and looked at the mouse.
Onun ayağa kalkması söylendi ve o çok yavaş yaptı.He was told to stand up, and he did so slowly.
O ayağa kalkmaya çalıştı.He tried to stand up.
Ayakları ayrık durdu.He stood with his feet wide apart.
Babalarının kasabada büyük bir ayakkabı dükkânı vardı.Their father had a large shoe shop in the town.
Onlar ayağa kalktılar ve birer birer konuşmalarını yaptılar.They stood up and made their speeches one by one.
Onlar sağlam ayakkabı değiller.They aren't such a bad lot.
Onlar ayakkabısız gidiyorlar.They go without shoes.
O kadar yorgundu ki güçlükle ayakta durabiliyorduHe was so tired that he could hardly stand.
O, odaya girdiğinde, o ayağa kalktı.When she entered the room, he got to his feet.
Onun mavi ayakkabıları o elbise ile uyum sağlar.Her blue shoes go well with that dress.
Onun ayağı ile yazma yeteneği şaşırtıcı.Her ability to write with her foot is amazing.
Ayağına bastığım için ondan özür diledim.I apologized to her for stepping on her foot.
Onun ayakkabılarından biri düştü.One of her shoes dropped off.
Elbiseyle eşleşen ayakkabıları seçti.She picked out the shoes that match the dress.
Başı bir tarafa doğru hafifçe eğik, sessizce ayakta durdu.She stood silently, her head tilted slightly to one side.
Ondan TV setini ayarlamasını rica etti.She asked him to adjust the TV set.
O gelişigüzel ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O rastgele ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O ayrım gözetmeksizin ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O, ayakkabılara çok para harcar.She spends a lot of money on shoes.
Ayakkabıya çok para harcar.She spends a lot of money on shoes.
Ayakkabıya çok para harcıyor.She spends a lot of money on shoes.
O ayakkabılarını bağladı.She laced her shoes.
O, ayakkabılarını parlattı.She had her shoes shined.
O bir ayakkabı mağazası yönetir.She manages a shoe store.
Eski ayakkabılarını çıkararak yenilerini giydi.She took off her old shoes and put on the new ones.
Oturdu ve ayak ayak üstüne attı.She sat down and crossed her legs.
O, bana hoş bir çift ayakkabı verdi.She gave me a nice pair of shoes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod