Bazı insanlar aya inişlerin asla olmadığına inanıyorlar.Some people believe that the moon landings never happened.
Birkaç gündür yağmur yağmamasına rağmen ayaklarımızı bastığımız yerler hâlâ çok ıslaktı.Even though it hadn't rained for several days, the ground was still quite wet underfoot.
Ben merdivenlerden yukarıya gelen ayak seslerini duyabiliyordum.I could hear footsteps coming up the stairs.
Aya uçmak istiyorum.I want to fly to the moon.
Tom satış fiyatı iyiyse iki çift ayakkabı alabileceğini söyledi.If the sale price is good, Tom said he might buy two pairs of shoes.
Ayakkabılarını genellikle nereden satın alırsın?Where do you usually buy your shoes?
Ben ayakkabı almak için burada değilim.I'm not here to buy shoes.
Sanırım kendinize yeni bir ayakkabı satın almalısınız.I think you should buy yourself a new pair of shoes.
Önümüzdeki aya kadar onu satın alamayabilirim.I might not be able to buy it until next month.
Tom ayakkabısını giyiyor.Tom is putting on his shoes.
Tom ayağa kalktı ve şapkasını giydi.Tom stood up and put on his hat.
Tom yeni ayakkabılarını giydi.Tom put on his new shoes.
Tom ayaklarını sırasının üstüne koydu.Tom put his feet up on his desk.
Tom ayakkabılarını koymak için eğildi.Tom leaned over to put on his shoes.
Tom koşu ayakkabıları giyiyor.Tom is putting on his jogging shoes.
Tom ayakkabılarını giymeye başladı.Tom began putting on his shoes.
Tom Mary'nin yeniden ayaklarının üzerinde durmasına yardım etti.Tom helped Mary get back on her feet.
Tom koyu kahverengi ayakkabı giyiyordu.Tom was wearing dark brown shoes.
Tom'un beyaz ayakkabısı vardı.Tom had white shoes on.
Siyah ayakkabılar için çok yaygın bir renktir.Black is a very common color for shoes.
Eski günlerde, ayar resmi geceleri TV'de tek şeydi.I'm freezing cold.
Tom, Mary'nin ayakkabılarını bağlamasına yardımcı oldu.Tom had Mary help him tie his shoes.
Tom Mary'ye ayak masajı yaptı.Tom gave Mary a foot massage.
Dün gece seni ne ayakta tuttu?What kept you up last night?
Tom Mary'ye ayak uydurmaya çalıştı.Tom tried to keep up with Mary.
Tom asla bize ayak uyduramayacak.Tom will never be able to keep up with us.
Tom ayakkabıları ile uyudu.Tom slept with his shoes on.
Tom bazen gece geç saatlere kadar ayakta kalır.Tom sometimes stays up late at night.
Bütün gece ayakta kalmayı mı planlıyorsun?Are you planning to stay up all night?
Tom çocuklarına on bire kadar ayakta kalmalarına izin verdi.Tom let his children stay up until eleven.
Tom neredeyse her gece gece yarısından sonraya kadar ayakta kalır.Tom stays up until after midnight almost every night.
Tom ayağa kalktı fakat sonra tekrar oturdu.Tom stood up, but then sat down again.
Diğerleri otururken Tom ayakta kaldı.Tom remained standing as the others sat down.
Tom ayakları suda iskelede oturdu.Tom sat on the pier with his feet in the water.
Tom ayaklarını suya sarkıtarak iskelede oturdu.Tom sat on the pier, dangling his feet in the water.
Ethel ağlıyordu; Genç adam kendini onun ayaklarına attı.Ethel was crying; the young man threw himself at her feet.
Köleler efendilerine karşı ayaklandılar.The slaves rebelled against their masters.
Ayaklarına giydiğin şey güvenlik kurallarına uymuyor.What you're wearing on your feet don't meet safety guidelines.
Çok yürüdüğüm için ayaklarım ağrıyor.My feet hurt because I walked too much.
Benim yeni ayakkabılarım rahat.My new shoes are comfortable.
Tom'un yeni ayakkabılara ihtiyacı var.Tom needs new shoes.
Yeni ayakkabılarımı beğeniyor musun?Do you like my new shoes?
Bir çift yeni ayakkabıya ihtiyacım var.I need a pair of new shoes.
Tom'un yeni bir ayakkabıya ihtiyacı var.Tom needs a new pair of shoes.
Ayakkabıların ıslak. Onları ateşin yakınına koyun.Your shoes are wet. Put them near the fire.
İçeri girmeden önce ayaklarınızı silin.Wipe your feet before coming in.
Onun ayakkabı numarası ne?What is his shoe size?
Jérôme ayaklarını tabağın içine koydu.Jérôme put his feet in the dish.
Bir saniye bekle. Benim ayakkabımdaki bağcıklar çözülmüş.Wait a second. My shoe is untied.
O ayak ayak üstüne attı.He crossed his legs.
Bir ayakkabı parlatıcısına ihtiyacım yok.I don't need a shoeshine.
Tom'a ayak bağı olmuş oluruz sadece.We'll just be in Tom's way.
Biz ayakta alkışlandık.We got a standing ovation.
Bu ayakkabılar benim için çok küçük.These shoes are too small for me.
Bu ayakkabılar sizin için çok büyük mü?Are these shoes too big for you?
Tom'un doldurmak için bazı büyük ayakkabıları var.Tom has some pretty big shoes to fill.
Tom'un büyük ayakları var mı?Does Tom have big feet?
Bu ayakkabı sadece çok çok büyük.These shoes are just way too big.
Ayağa kalkabilir misiniz, lütfen?Can you stand up, please?
Doktor ayak parmaklarımı kıpırdatmamı istedi.The doctor asked me to wiggle my toes.